Öylesine İşte

Kategori: Hayat, Saçmalama — 13 June 2007, Wednesday @ 10:59

     Bugün günlerden Çarşambaaaaa. İki gün sonraki İstatistik sınavından sonra bu dönemi kapatıyoruz. Ama okulun bitmesi benim tatile girdiğim anlamına gelmiyor tabi. İki yere yaptığım staj başvurum olumlu karşılanmış. Bir tanesi zaten olmuştu da diğerinden haber beklemiyordum açıkçası. Dün sabah gelen telefonda bir bayan “1 Ağustos’ta 9′da işbaşı yapabilirsiniz.” deyince öyle bir “hımm tamam teşekkür ederim” demişim ki, öyle bir şapşallıkla söylemişim ki bunu herhalde, bir daha tekrarlayıp aynen şöyle dedi: “Tamam mı? 1 Ağustos saat 9′da” Ben de “tamam teşekkürler” dedim tekrar. Bu konuşma, istesek akşama kadar sürebilirdi fakat her şeyi tadında bırakmak gerek :Ä Hem daha abartılmış şekli de olabilirdi: “Tamam mı bak 1 Ağustos saat 9! Şimdi tekrar et bakiym neymiş? Aferiiinn” gibi.. Bu Temmuz ve Ağustos ayları çalışma hayatımın ilk ayları olacak. Öyle çok anlatılacak şeyler bulurum ki artık. Aslında ben okuduğum bölüm için değil, siteme yazacak şeylerim olsun diye yapıyorum bu stajı :Ä

Dün olan başka bir olay: Sokakta yürürken, küçükken birlikte mahallede ortada sıçan oynadığımız, birbirimizin evine gidip balkonlarımızda evcilik oynadığımız, salak salak sebeplerden kavga ettiğimiz sonra bir gülümsemeyle barıştığımız, doğumgünlerimizde ruh çağırdığımız (evet, diyorum inanmıyorsunuz psikopattık), ip atlayıp mermer üzerinde taş kırdığımız bir arkadaşımı gördüm. Ama onda bende olmayan bir şey vardı. Önünde bir bebek arabası ve içinde ona ait olan bir bebek kal: Benim yaşımda ve çocuğu var! Kesinlikle şaşırılacak bir şey değil ama ben kendimi onun yerine koydum da ben daha kendime bakamıyorum nasıl hem kendime hem çocuğuma bakabilirim ki :hıı: Ayrıca benden büyük bayanları yolda bebek arabası sürerken gördüğümde tabi ki bu kadar takılmıyorum ama benimle aynı yaşta hatta benden bir kaç ay ufak bir kızın bebek arabasında bebeği ile bana gülümseyip geçmesi.. O gülümsemede “haha sen hala oku bakalım nereye kadar okuyacaksın! Ben bu çocuğu büyütüp evlendiricem sen anca okulunu bitirir işe girersin o zaman” anlamını çıkarabilirdim çok uğraşsam ama gördüğünüz gibi çok uğraşmadım :Ä

Life Is Simpler Than You Think..

Kategori: Bilinç Akışı, Hayat — 10 June 2007, Sunday @ 23:00

Biliyorum, son günlerde çok bahsettim şu finallerimden. Kendimle birlikte sizin de içinizi dışınızı final yaptım ama n’apiym :^)

Şimdi, yarınki Cumhuriyet Tarihi’ne çalışıyorum. Aklıma birdenbire Tarih hocamız Asım Karaömerlioğlu’nun derste birkaç kere kurduğu şu cümle geldi: “Life is simpler than you think” [Hayat, düşündüğünüzden daha basittir.] Ders sırasında bu cümlenin üzerine düşünme fırsatını pek bulamamıştım. Gerçekten de bazen hayatı biz zorlaştırıyoruz. O kadar karmaşık düşünüyoruz ki her şeyi, kafamızı kurcalayan olaylar hakkında aslında çok basit olan şeyleri öğrenince şaşıyoruz. Son günlerde çok yaşadım. Bir olayın onlarca ihtimalini düşündüm. Aklıma gelmeyen şey, yapmadığım hesap, düşünmediğim olasılık kalmadı. Yani ben öyle zannediyordum. Meğerse kalmış. Hem de öyle basit ki!

Nedense bazı şeylerin sebeplerini düşünürken her zaman zor olanı düşünüyoruz veya “bu kadar basit olamaz, bu işte bir iş olmalı” diyoruz. Belki de bu, gözümüzde fazla değerli olan bir şey hakkında kafamızı yormamızdan kaynaklanıyor. Gözümüzde o kadar değerli oluyor ki, ona getirilebilecek basit bir açıklamayı yakıştıramıyoruz. Hayatı zorlaştıran biziz. Her şeye aslında o kadar da zor değil gözüyle bakmayı bir başarabilsek!

Yine yapacağını yaptın Tuğçe. Tarih sınavına çalışılırken düşünülecek şeyler mi bunlar! Yarın sınavda felsefe yapmayı düşünmüyorsun herhalde? ^o)

PARLAMENTER

Kategori: Eğlence — 9 June 2007, Saturday @ 12:38

“Ekonomik Terimler Sözlüğü”nü kullandığım http://analiz.ibsyazilim.com sitesinde bir de fıkralar bölümüne gireyim dedim ve çok hoşuma giden şu fıkrayı paylaşayım dedim. Şöyle ki:

“PARLAMENTER  

Gece geç vakit, kar maskeli hırsız iyi giyimli zengin görünüşlü adamın yolunu kesti ve tabancasını çekip bağırdı:
Ver paralarını!
Adam kızgınca cevap verdi:
Benim kim olduğumu biliyor musun? Ben parlamento üyesiyim…
O zaman dedi hırsız, Ver paralarımı!”

Ekonomi sınavına çalışırken böyle gülen bir insan var mıdır diye bana bakanlar bu fıkrayı okuduğumu nerden bilebilirlerdi :Ä

Misafirlik! Iıırghrghgh!!!

Kategori: Eğlence, Hayat, Saçmalama — 7 June 2007, Thursday @ 10:31

Öncelikle hepinize yeniden merhaba. Dünyadan kopmuşluğuma artık bir son vermek gerek diye düşündüm. Sağolsun bu finaller beni mahvetti -hala da mahvetmeye devam ediyor-. Yarın sabahın köründe uyanıp 9′da Müzik Tarihi sınavına gireceğim. O kadar çok ezberlemem gereken yer var ki, hepsini ezberlemenin mümkünsüzlüğünün verdiği bir gevşeklik ve rahatlıkla uzun zamandan beri uğramadığım siteme bir yazı yazayım dedim. Dün geç yattım ve isteğim üzerine annem beni erken kaldırdı. Nasıl kaldırdı dersiniz? Senfoni Orkestrası’ndan bir marş söyleyerek :Ç Şu annem beni öldürecek! :Ç Bir de öyle kendini kaptırarak, bağırıp çağırarak söylüyor ki “tamam bırakhk ya girmicem sınava filan kalkmıyorum ben” dedim :Ä

Birazdan karamelli Café Crown’um eşliğinde güzel ve narin sayfacıklarımı ezberlemeye başlayacağım. Ama ondan önce size geçen hafta gittiğimiz bir misafirlikten bahsetmek istiyorum. Annemin çok yakın bir arkadaşı olduğu için ben de gittim; çünkü kızları (Sinem) da vardı benim yaşlarımda biraz kaynattık :Ä

Bu misafirlik benim için biraz ilginç, biraz komik ve fazlasıyla ilham verici oldu :Ç (örneğini biraz sonra göreceğiniz üzre). Tam oturmuştuk ki ev sahibinin alt ve üst komşuları (yan veya karşı da olabilir :Ä ) geldi ve hep birlikte oturduk. Bir tanesi anneme beni işaret edip “kızın mı?” diye sorunca annem de “evet” dedi. Sonra kadın yanıma geldi “maşallah kaç yaşındasın sen?” diye sordu. Ben kaldım öyle sanki bebek seviyor kal: “20!” dedim oradaki ünlem işaretini tonumla belli edecek bir şekilde. Bu sefer de kadın karşımda öylece kaldı: “Hımm, maşallah” dedi :Ç “Evli misin bekar mısın?” diye sorunca şaşırdım. Aslında benim yaşımda evli olmak çok da anormal bir şey değil hele ki onların zamanında daha bile erken evleniyorlar ama yine de garipsedim. “Nerede teyzee daha evlenebileceğim bir aday bile yok!” deyip dert yanmasını da bilirdim de yapmadım :Ä Bu sefer de “çalışıyor musun okuyor musun?” diye sordu. Nerede okuduğumu sordu. Yani anlayacağınız, resmen soru yağmuruna tutuldum ama maalesef şemsiyemi almadığım için hepsini cevaplamak zorunda kaldım :ühüh:

Bu arada komşulardan diğeri bu konuşmalarımızı duymamıştı. Bu sefer o yanıma gelip yanağımdan makas alıp iki yana sallayarak “ayyy canım ne tatlı bu, yerim ben seni” demez mi! Artık bütün savunmalarımın beyhude olduğunu anladığım andır o an. Artık yaşımı söylemeyeceğim. 16 veya 17 yaşında olduğumu söyleyeceğim ne olur ki! :Ä İşin ilginç tarafı, bunu demesinden hemen sonra “sen yana kay bakiym ne konuşuyo şunlar duyamıyorum” dedi. Sonra da bebekli olan bir kadının bebeği için “ayy kimbilir ne delikanlıları yakacak bu büyüyünce” dedi kal: Böyle bir bebek sevme tarzı var mıdır yahu? :hıı: O bebeğe bakınca aklına ilerde yakacağı delikanlılar geliyorsa söylenecek bir şey yok :|

Neyse ki servis yaptıktan sonra Sinemcim beni kurtardı, aldı odasına götürdü ve bir daha o odaya dönmemek üzere yola çıktık :Ä

Yazımdan çıkarılacak sonuçlar: Misafirlik bana göre değil & Çalışmam lazım, gidiyorum.

« Previous Page