İnsan Tetrisi

Kategori: Eğlence — 30 November 2007, Friday @ 23:25

Haberiniz var mı yok mu, daha önceden gördünüz mü görmediniz mi bilemiyorum ama bizim odacanak sınavlara çalışırken keşfettiğimiz bir şeyi burada da yayınlamayı uygun gördüm :)

Öğrenci milleti sınava çalışmamak için elinden geleni yapıyor ve aslında çok da orjinal şeyler keşfediyor. Aysun buldu bunu da, buyrun seyredin. Hatta ben de seyredeyim bir kere daha. Hep beraber seyredelim :) [Laf ebeliği diye işte buna derim ben!]

Tuuce-Pelin

Kategori: Eğlence, Hayat — 25 November 2007, Sunday @ 17:25

Çarşamba günkü Ekonometri sınavına çalışmaya taa Cuma’dan başladım. Deli miyim ben? Belki evet, belki hayır. Sözde her gün çalışacaktım.. Dün bütün gün sokaktaydım zaten, ancak akşam bakabildim. Bugün de neredeyse öğlen kalktım ve Pazar kahvaltısıydı oydu buydu derken -”o” ve “bu” ne diye sormayın ben de bilmiyorum- bu saat oldu ve ben yeni yeni çalışmaya başlıyorum. Bir öğrenci çalışmamak için anca bu kadar kaçamak bulur! O kaçamaklardan bir tanesi de kendi siteme uğramaktı. Gireyim bakayım ne var ne yok dedim. Sonra Emre‘nin sayfasından bana bir link geldiğini gördüm. Orada da efeturk.net‘e bir link veriyordu bana benzeyen bir kız olduğunu söyleyerek :hıı: Bu sitedeki yorumlar da ayrı bir alemdi! Tabi ki ben Ekonometri’yi falan unuttum; zaten meyilliyim.. Hemen siteye girdim ve önce benzetemedim aslında. Sonra da aslında o fotoğrafımda pek olmasa bile normal halimizin benzediğini fark ettim. Daha daha sonra da benziyor mu benzemiyor mu çelişkide kaldım :|

N’olur siz söyleyin. Benziyor muyum benzemiyor muyum? (Evet, bütün sorunlar bitti, bu kaldı! Artık ne sınavların  önemi var, ne de yapmam gereken işlerin. Tek derdim, tek cevabını aradığım soru bu!)

Şimdi de Nil Karaibrahimgil’in Pelin adlı şarkısını dinleyesim geldi, Allah’ım sen aklımı koru! :Ç (”hangi aklını?!?” diye soranınız olursa yolarım! :oklava: )

Ayrıca Ramazan, helal olsun nasıl da bulmuşsun valla! :)

Hangi Sayı? Kaç Dakika? Ne? Nasıl? Kim? Kaç?

Kategori: Eğlence, Hayat — 20 November 2007, Tuesday @ 12:52

Haftasonları, annemin arkadaşının oğluna ders veriyorum. Matematik, İngilizce veya Türkçe olmak üzere değişiyor; artık ruh halimize hangisi uyarsa… Orta 1. sınıf öğrencisi. Bıcır bıcır, afacan, cingöz bişey. Her ne kadar dersteyken çok ciddi olsam da ben de bazen tutamıyorum kendimi, gülüyorum. Bu haftasonu iyice abarttık zaten. Bu hafta sınavı olduğu için Matematik çalışıyorduk. Kümelerle ilgili bi soruyu çözmeye çalışıyordu. Uğraştı, uğraştı, yapamadı. Aslında o soruyu yapabileceğini biliyordum; çünkü zehir gibi bi çocuk. Tek sorunu kendini vermiyor bazen ve dikkat etmiyor. Hem nasıl olsa yanımda soruyu çözecek biri var mantığıyla da hareket ediyor olabilir tabi. Ben de buna bir çare bulmak zorundaydım. Ve buldum.. Bulduğum bu çare, 2 haftadan beri süper işe yarıyor!

Melih bak, kendini vermiyorsun. Biraz ciddiye al artık. Ama sen bilirsin tabi. Eğer bu soruyu yapamazsan ders saatini 10 dakika uzatacağım ve başka bir soru daha vereceğim. Eğer onu da yapamazsan 10 dakika daha uzar.

Bu cümleyi duyduktan sonra Melih’in gözlerinde meydana gelen açılmayı ölçmek isterdim; ama ne pergel yeterdi buna ne de iletki, gönye ve bilumum aletler.. Hemen sorularla boğuşmaya başladı ve hepsini doğru çözdü! Bekliyordum da, bu kadarını beklemiyordum. Bu hafta olayı abarttım. 20 soruluk bir test verdim ve 20 dakikada çözmesini istedim. Ve dedim ki:

Yanlış yaptığın her soru için ders süresi 5 dakika uzar, doğru yaptığın her soru için de 2 dakika kısalır.
Bunu duyan Melih önce sevindi, sonra idrakın getirdiği endişeyle bana baktı, sonra da soruları çözmeye başladı. Baktı ki zorlanıyor, dönüp ne dese beğenirsiniz:
Boş bıraksam bişey olmuyo di mi?:Ç :Ç :Ç
Ayy pazarlığın bu kadarı yani! Pes! Bi de bu haftasonu sınıf öğretmenlerinin verdiği ödevi yaparken yazdığı cevap şuydu:
Çözmeye çalıştığınız soru şu an hata vermektedir. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Bu cevabı görünce kızdım tabi ama soruyu görünce birlikte güldük. Soru aynen şöyleydi:

Hangi sayının 3 katının 1/4′ünün 15 fazlası kaçtır?:Ç :Ç :Ç
Yok artık!

Tip Kayması

Kategori: Hayat — 17 November 2007, Saturday @ 13:34

Çarşamba günü uslu uslu dersime gidiyordum. Ama yorgun ve argındım. Çok az uyumuştum ve sınavlara çalışmak zorunda olduğum için beynim zonkluyordu. Tabi bunun farkında olanın sadece ben olduğumu sanıyordum. Ta ki..

Merdivenlerden çıkarken gördüğüm bir arkadaşımın selamlaştıktan sonra
Senin sınavın filan mı var yarın?” diye sormasının ardından
Evet niye ki?” dememe “Tipinden belli oluyor” cevabını verene kadar..

Kendime sokağa çıkma yasağı koydum!

Aptallık da Bir İhtiyaçtır

Kategori: Hayat — 10 November 2007, Saturday @ 13:55

3 gün önce, okuduğum sınav kâğıtlarını vermek üzere Ekonomi hocamın odasına gittim. Masasında yanyana duran iki çerçeve içinde çok tatlı iki fotoğraf gördüm. Suratımda kocaman bi sırıtmayla “Hocam, kızlarınız mı yoksa?” dedim fotoğrafları işaret ederek.

“Kızlarım değil, kızım. İkisi de aynı kişi.”

Verdiği şu cevaptan sonra ikimiz de gülsek de, kendimi uzun süredir hiç bu kadar aptal hissetmediğimin farkına vardım.. Kimbilir, belki de bunun zamanı gelmişti..

Odacanak Çıldırdığımız Anlar..

Kategori: Eğlence, Saçmalama — 2 November 2007, Friday @ 22:21

Bu videoyu buraya koymakla ne kadar doğru bir karar verdim bilmiyorum; ama Aysun’un aldığı video sayesinde odacanak nasıl delirdiğimizi ve saçmasapan hallerimizi çektiğimizi bir önceki yazımda belirttikten sonra sadece belirtmekle kalmayıp kanıtlamak da istedim :Ä Bu videodan öncesi de var aslında. Tekerlemeleri söylemeye çalışıp da söyleyemediğimiz, sinir olduğumuz yerler. Ama her insan gibi biz de başarısızlıklarımızdan ziyade başarılarımızın görünmesini istiyoruz :) N’olur bizim hakkımızdaki fikriniz değişmesin, aslında iyi insanlarız.. Cidden..

Süt, Facebook, Okumam Gereken Sınav Kâğıtları

Kategori: Eğlence, Hayat — 1 November 2007, Thursday @ 19:39

Siz siz olun, derse gitmeden önce süt içmeyin. Zaten bu hafta uykusuz kaldım. Sözde Salı gecesi erken uyuyacaktım ama Aysun sağolsun, video kamera almış ve bütün gece kendimizi videoya çektik, çıldırdık, eğlendik filan.. Geçen yazımdaki Fatih Terim’in videosunun taklidini yaptık, tekerlemeler söyledik ama Aysun videoyu parçalara bölemediği için buraya koyamıyorum ki siz de seyredip bizimle alay edin :Ä Neyse, bu sabah 9′da dersime gittim, ordan çıkıp yanında çalıştığım hocama uğradım ve quiz’leri alıp odama geldim. Şu anda masamda bana göz kırpan bir torba dolusu sınav kağıdı var ve ben daha başlamadım bile. Eğlenceli olacağa benziyor, bakalım :) Quiz’leri odama bırakıp saat 1′deki dersime gittim ve gitmeden önce de canım çok çektiği için süt içtim. Ders işletme dersiydi; ama ben işletme haricinde her şeyi rüyamda gördüm. Gözlerim açık uyudum resmen. Kimbilir hocaya ne kadar salak salak bakmışımdır.. İkinci derse giremedim içim dayanmadı; kalkıp odama geldim.

Odama her “şimdi oturup ders çalışacağım” diye hevesle gelişimde nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde kendimi Facebook‘ta buluyorum. Bu durumdan çok sıkılmaya başladım. Facebook sayfasını kapatıyorum, bu sefer maille uyarı geliyor. Çok da seviyorum keratayı.. Dün Kamu Maliyesi dersinde bütün ders boyunca güldüm zaten. Anlatayım.. Kamu Maliyesi hocamız ders anlatırken gayet ciddi, resmi ve disiplinli. Ama bir yandan da onun içindeki sıcak tarafın sinyallerini almaya başlayınca Canset’e bi soru sordum: “Canset ya, sen hocanın yanında çalışıyosun. Nasıl biri hep böyle ciddi mi?” Ve Canset’in verdiği cevap: “Yok ya, çok iyi kalpli, çok sıcakkanlı bi adam. Şakalaşıyoruz, gülüyoruz filan. Hatta Facebook’umda arkadaşlarımın arasında. Arada bi kuzu fırlatıyorum filan” Hocanın tam da derse başlayacağı anda böyle bir cevap duyunca dilediğimce gülmenin tadını çıkaramadığım için gırtlağıma bir şey takılmışçasına kasıldım bütün ders :Ç Yahu, hocaya kuzu fırlatmak ne ola ki? :Ç Dersten sonra güldüm de kendime gelebildim.

Ayrıca bu Facebook, beni gerçekten çok şaşırtıyor. Taaaa ilkokuldaki -2. 3. sınıflardan bahsediyorum- arkadaşlarımı ya buluyorum, ya da onlar beni buluyor. Hele bir tanesine gerçekten çok şaşırdım. Barbaros diye bir arkadaşım. Çok zayıf, kuru bişeydi. Şimdi bir baktım, maşallah basketbolculara benzemiş ve çok değişmiş! İlkokul 3. sınıftayken o, ben ve annelerimiz !!! sinemaya giderdik ve annelerimizin kucağında oturarak film seyrederdik :Ç Ayrıca birbirimizi sırtımızda taşırdık kim daha fazla taşırsa o kazanırdı filan :Ç Psikopat psikopat oyunlar oynardık yani. Seneler sonra, üniversite öğrencisi olmuşken bu tip anıları anıp gülmekten yerlere yatmak hoş oluyor..
Şimdi müsaadenizle.. Biraz süt içip sınav kâğıtlarını okuyamadan masada uyuyakalmayı ve sabah her yerim tutulmuş bir şekilde uyanmayı plânlıyorum..