Fransız Devrimi’nden Mükemmel Notlar! Gel Vatandaş Geeelll!!!
Uzuuun zamandan beri sanal alemden soyutluyorum kendimi. Gerçek hayatla fazla haşır neşir oldum; beni bozdu. Bize tersmiş öyle tamamen gerçek alemde yaşamak. Sanal ile gerçeği dengelemek lazım.. Döndüm artık.. Bana gelen bütün “nerelerdesin? napıyosun? hiç sesin çıkmıyor?” sorularına cevap veriyorum: “Buradayım! Artık isteseniz de gitmem!” ![]()
Yazı yazmamak benim için büyük bir eksiklik, bunu fark ettim. Onun için hemen sarıldım yine klavyeme. Aslında yine erteleyecektim. Ta ki bugünkü “The History of Modern Europe” -Modern Avrupa’nın Tarihi”- dersinde aldığım notları temize geçirmeye teşebbüs edene kadar. Hocamız Asım Karaömerlioğlu bugün Fransız Devrimi ile ilgili bir belgesel seyrettirdi bize. Sınavda bundan da sorumluyduk tabi. Bir yandan izleyip bir yandan not almak her ne kadar zor olsa da annemden aldığım hızlı yazma özelliğim sayesinde bu görevi de başarıyla atlattım
“başarıyla” kelimesine aslında siz karar verin. Lâkin notları temize geçirmeye başlarken cümleleri fazlasıyla kısalttığımı ve belgeselin özünü çıkaracağım diye resmen cılkını çıkardığımı fark ettim. İşte o şaheserden bazı inciler:
“Fransız Devrimi, insanların her şeyi değiştirebileceklerini anladıkları zaman başladı.
…
Versay Sarayı’nda XVI. Lui evleniyordu. Daha 15 yaşındaydı. Marianne ise 14 yaşındaydı. Bu evliliğin Avusturya ile Fransa ilişkilerini düzelteceği umuluyordu. Düğüm gecesi fırtına vardı. Lui karısına ilgi göstermedi, evlilik bile umrunda değildi. Fransa’nın siyasi yapısı bozuldu, nüfus artıyordu. [Evet, siyasi yapının bozulmasının sebebi Lui’nin karısına ilgi göstermemesiydi
]
…
Marianne modaya çok meraklıydı. Saçları, kıyafeti, elbiseleri çok pahalıydı. Kendisine bu yüzden Madam Deficit -Bayan Bütçe Açığı- lâkabı takılmıştı. 7 yıl geçmesine rağmen hala çocuk yapamamışlardı, tahta varis bile bırakamıyordu Lui. Cerrahi müdahaleden sonra ilk çocukları dünyaya geldi. Ama Marianne’in imajını kurtarması kolay değildi. İkisini alay konusu edinen resimler çizildi, ekmekte kıtlık başladı. Fransa felakete sürükleniyordu. Vergiler arttı, yiyecek kıtlığı başladı.
…
Bir ekmeğin fiyatı neredeyse bir aylık maaşa denk gelince halk ayaklanmaya başladı. Ekonomi bakanı atandı. Habercisi, krala bu isyanları haber verirken “isyan değil, devrim” dedi. Marianne’nin “ekmek yoksa pasta yesinler” dediği ortalıkta dolaşmaya başladı. İlk sıralarda balıkçı kadınlar olmak üzere halk saraya saldırdı. Öfkeli kadınlar Marianne’nin odasını yakıp yıktılar, muhafızları öldürdüler. Marianne Lui’nin odasına kaçtı. İkisi de rehin alındı.
…
Gazetesinde devrimci karşıtlarına öfkesini belirten Marat, “birkaç kafa koparırsan işler yoluna girer; eğer girmediyse birkaç kafanın daha kopması gerekir” görüşündeydi. Bir sürü kafa kopardı. Devrimi eleştirenler bir yana, devrim hakkında yorum yapmayanların bile toplanıp kafaları kesiliyordu. Danton da “devrim gülsuyuyla yapılmaz” diyordu. Her yerde gizli polisler vardı, şüphelileri topluyorlardı. Ekmeğin fiyatı hala tartışma konusuydu. Saint ile başlayan sokakların isimleri değiştirildi, Robespierre herkesi idama gönderdi. Robespierre “Yüce Varlık Festivali” düzenledi. Mecliste tehdirkâr bir konuşma yaptı. Sonra da idam edildi zaten. Böylece herkesin kafası kesilmiş, idama son verilmiş oldu.”
Gerçekten de böyle bir derste başkasından not almak işe yaramaz gibime geliyor. Bu notlarımı gören “bu kız ne saçmalamış böyle?!?” diye kendine sorar ve aklı başında gibi görünen bu kızın aslında delinin teki olduğunu düşünür. Ama ben bunları temize geçirirken aklıma aradaki bağlantılar geliyor ve onları da yazıyorum. Sadece bu haliyle komiğime gitti, aktarayım dedim. Aklıma nedense ilkokulda arkadaşım Gözde’nin günlüğüne bir anımızı şöyle yazdığı geldi:
“Bugün okulda deprem oldu. Tuğçe’lere gittik. Evde kimse yoktu. Dilek ben ve Tuğçe’ydik. Monopoly oynuyorduk. Sonra sallandık. Deprem bitince kirişin altına girdik. Sonra Monopoly’ye devam ettik. Dilek camdan baktı. Camdaki tel düştü. Okullar tatil oldu.” ![]()
Allah’ııımmm şu öğrencilere biraz akıl, biraz fikir!!!
