<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tuuce.com &#187; Benim &#8220;Açı&#8221;mdan</title>
	<atom:link href="http://tuuce.com/category/benim-acimdan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tuuce.com</link>
	<description>Damn me and my love of pie!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Apr 2010 20:39:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Film Şeridi&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2010/04/film-seridi/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2010/04/film-seridi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 18:39:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımın bir filmi çekilse.. Liseden itibaren neler yaşıyorum, hangi olaylar karşısında ne tepki veriyorum, neler hissediyormuş gibi görünüyor ve aslında neler hissediyorum.. Hepsi ve daha fazlası bana seyrettirilse. Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden gerçekten geçse yani.. Otursam, başka insanların canlandırdığı hayatımı seyretsem. Ne güzel olurdu. O zaman aklım başıma gelirdi belki. O zaman daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2010/04/Film_strip.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-487" title="Film_strip" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2010/04/Film_strip-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Hayatımın bir filmi çekilse.. Liseden itibaren neler yaşıyorum, hangi olaylar karşısında ne tepki veriyorum, neler hissediyormuş gibi görünüyor ve aslında neler hissediyorum.. Hepsi ve daha fazlası bana seyrettirilse. Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden gerçekten geçse yani.. Otursam, başka insanların canlandırdığı hayatımı seyretsem. Ne güzel olurdu. O zaman aklım başıma gelirdi belki. O zaman daha iyi anlardım yanlışlarımı, saçmalıklarımı, veya doğrularımı..</p>
<p>Film olmayacak bir hayat yaşamadım da değil hani. Az senelere çok şey sığdırmışlığım vardır. Kimi zaman koşturmacadan kendimi alamadım, kimi zaman sıkıldım ve yapacak şey bulamadım. Belli bir yerdeyken hep başka yerde olmak istedim, sonra o başka yere gittiğimde de geldiğim yerde olmak istedim. Hayatımda hep özlem duyacağım bir şeyler vardı. Kötü bir şey değil ki bu. Özlem duyduğum için ona ulaşmaya çalıştım. Ona ulaşmak için de uğraş verdim. Bazen ulaştım, bazen ulaşamadım. Ama hepsinde bir şeyler öğrendim. Yine de kendi hayatım sonuçta. Objektif olamam ki. Göz göre göre yine yanlış yaparım. Yine yanlış düşünürüm. Yine yanlış davranırım. Tabi bu hayatımın yanlışlıklarla dolu olduğu anlamına gelmez. Çok doğrularım olmuştur elbet. Ama bir plastik cerrahın yüzlerce mükemmel, sadece bir iki tane kötü sonuçlanan ameliyat yaptığında hep o kötü sonuçların iyilere mâl edilmesi gibi çıkar insanın hayatında yanlışları. Belli bir zamandan sonra daha iyi anlarsın, daha iyi değerlendirirsin hayatını. Belki de o yüzden <strong><em>şu an</em></strong> yaşanması en zor andır bana göre. Geleceği planlamak kolaydır; <em>yapacağım edeceğim</em> dersin. Geçmiş daha da kolaydır;<em> oldu bitti</em>, <em>olmuşla ölmüşe çare yok</em> der geçersin. Biraz daha uzatırsam yazı amacından çıkacak gibi görünüyor. Sanırım kendi hayatım yerine başkalarının hayatlarını seyretmeye devam etmeliyim. Hemen bir film kapmaya gidiyorum..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2010/04/film-seridi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema Film Seyretmek İçindir!</title>
		<link>http://tuuce.com/eglence/2009/07/sinema-film-seyretmek-icindir/</link>
		<comments>http://tuuce.com/eglence/2009/07/sinema-film-seyretmek-icindir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 10:33:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[Bitmek bilmeyen koşuşturmacalar, devamlı bir meşguliyet hâli, zaman kavramını yitirmek; ama yine de eğlenmek ve kısacık anlara çok şey sığdırmak.. İşte üniversitedeki son dönemimin kısaca -hatta çok kısaca- özeti.. Mezun biriyim artık. Yurt hayatım sona erdi  Çok güzel bir 4 sene geçirdim. Bununla ilgili yazacağım çok şey var ama ben sonraya saklıyorum; çünkü ekranın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bitmek bilmeyen koşuşturmacalar, devamlı bir meşguliyet hâli, zaman kavramını yitirmek; ama yine de eğlenmek ve kısacık anlara çok şey sığdırmak.. İşte üniversitedeki son dönemimin kısaca -hatta çok kısaca- özeti.. Mezun biriyim artık. Yurt hayatım sona erdi <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sad.png' alt='&#58;&#40;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#40;' /> Çok güzel bir 4 sene geçirdim. Bununla ilgili yazacağım çok şey var ama ben sonraya saklıyorum; çünkü ekranın karşısında tekrar duygulanıp sular sellerle uğraşmak zorunda kalmak istemiyorum.</p>
<p>Benim için yaz tatiline girmek her ne kadar gezmek, tozmak, eğlenmek anlamına gelse de öldürücü sıcaklarda evde oturup film seyretmek ve kitap okumak da ayrı bir zevk. Bilenler bilir, <strong>film hastası</strong>yımdır. Hele yazın, özellikle geceleri korku, gerilim filmleri seyretmeye bayılırım. Onların rüyama girip beni maceradan maceraya sürüklemesine ayrıca bayılırım -<strong>evet, mazoşistim</strong>-. Ali&#8217;yle geçen haftalardaki bir buluşmamızda sinemaya gitme kararı aldık ve <a title="Sandra Bullock" href="http://www.imdb.com/name/nm0000113/" target="_blank">Sandra Bullock</a>&#8216;un &#8220;<a title="Proposal" href="http://www.imdb.com/title/tt1041829/" target="_blank">Proposal</a> (Teklif)&#8221; filminden çıktıktan sonra ne kadar doğru karar veriyoruz diye kendimizi sevdik. İnsanın kendi kendini sevmesi kadar enteresan bir durum yok; ama değineceğim konu başka şu anda.. Tipik Sandra Bullock filmlerinden çıkıldığı zaman insanın yüzüne yayılan şapşal bir gülümsemeyle mutlu bir şekilde sinemanın çıkışına doğru ilerlerken <strong>ilginç bir bilet alma olayı</strong>na şahit olduk! Şimdi bir çiftimizin o <strong>müthiş</strong>(!) bilet alma sahnesi geliyor ekranlara:</p>
<p><strong>Erkek</strong> (yanında kız arkadaşı sağa sola bakarken): Bu &#8220;Teklif&#8221; filmi büyük salonda mı oynuyor?<br />
<strong>Gişe Memuru</strong>: Evet.<br />
<strong>Erkek</strong>: Bize en arkadan iki tane.</p>
<p>Hııı?!?<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /> <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_psikopat.png' alt='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' /> Ali&#8217;yle birbirimize bakıp yolumuza devam etmemizi görecektiniz <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> <strong>Bir niyet bu kadar mı belli edilir?</strong> İkimiz de adamın &#8220;mümkünse en arkaya başka bilet satmayın, sadece biz olalım&#8221; demesini bekledik ama neyse ki onu demedi. Aklıma direk &#8220;Contemporary Cinema&#8221; dersimize gelen hocamız Süha Çalkıvik&#8217;in cümleleri geldi:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar, sinemada sevişmeyin. Lütfen!! Rica ediyorum, sinemada sevişmeyin. Sinemaya film seyretmek için gidin. Baktınız ki gerçekten zor durumdasınız, çaresizsiniz ve gidecek bir yeriniz yok gelin benden anahtar isteyin valla evimin anahtarını veririm. Ama sinemalarda böyle şeyler yapmayın!&#8221;</p>
<p><img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Hocamı bir kere daha saygıyla anıyorum.. Ve ölesiye katılıyorum..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/eglence/2009/07/sinema-film-seyretmek-icindir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mezuniyete Doğru..</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2009/04/mezuniyete-dogru/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2009/04/mezuniyete-dogru/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 16:29:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Ordan Burdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[Biliyorum, uzuuuun bir ara verdim. Ama adı üstünde: &#8220;ara&#8220;. Mutlaka geri dönüşü olacaktı. Canım sitemi terk edebilir miyim ben? Gerçi bu yazı yazma süreci biraz daha uzayacaktı. Eğer Cem&#8216;in, Ergun Dayımın, annemin ve Bilal&#8216;in uyarıları olmasaydı 
Bu dönem son dönemim. 4. sınıf bitiyor, inanamıyorum. Daha yeni başlamıştım halbuki. Mini mini 1&#8242;lerdim daha.. Şimdilerde ise mezuniyetten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorum, uzuuuun bir ara verdim. Ama adı üstünde: &#8220;<strong>ara</strong>&#8220;. Mutlaka geri dönüşü olacaktı. Canım sitemi terk edebilir miyim ben? Gerçi bu yazı yazma süreci biraz daha uzayacaktı. Eğer <a href="http://iyiinsan.net" target="_blank">Cem</a>&#8216;in, Ergun Dayımın, annemin ve <a href="http://sertalpbilal.com">Bilal</a>&#8216;in uyarıları olmasaydı <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>Bu dönem son dönemim. 4. sınıf bitiyor, inanamıyorum. Daha yeni başlamıştım halbuki. Mini mini 1&#8242;lerdim daha.. Şimdilerde ise mezuniyetten konuşur oldum. Son dönemim normalden biraz daha hareketli geçiyor. Sadece 3 ders alıyorum halbuki. Halk arasında bunu söylediğim zaman suratıma dövecek gibi bakıyorlar. Ben de söylemeyi bıraktım.. Yoksa bırakmadım mı? <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' /> Aklımda bir sürü şey var.. Dönüp duruyorlar.. Şimdi birkaçını buraya aktarınca beynime siz de acıyacaksınız:</p>
<p>- 3 ders almama rağmen 6 ders alıyor gibiyim. Hele bir tanesi var ki.. Proje, makale analizi, sunum derken ohooo.. İsmi Turkish Economy. Proje taslakları için son teslim tarihi 4 Mayıs&#8217;tı. Ama biz geçen hafta hocadan 1 hafta daha müddet istedik, o da kabul etti. Fakat şöyle bir durum var ki, hoca teslim tarihini erteledikçe ben de taslağı hazırlamayı erteliyorum. Böylesine bir kısırdöngü içerisindeyim <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /></p>
<p>- Alt komşularımız sürekli pastırma yapıyor. Bu ne biçim mide anlamadım ki ben bunu <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_psikopat.png' alt='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' /> Apartmana her girişimde, kapılarının önlerinden her geçişimde artık refleks olarak burnumu tıkıyorum!</p>
<p>- Bugün otobüste yurdum insanının müthiş(!) zekasına bir kez daha tanık oldum. Otobüs camındaki &#8220;<strong>Lütfen sigara içmeyiniz</strong>&#8221; yazısındaki &#8220;<strong>mey</strong>&#8221; kısmını silerek &#8220;<strong>Lütfen sigara iç   iniz</strong>&#8221; mesajı veren zihniyeti tebrik mi edeyim yoksa aynı zihniyete teessüf mü edeyim şaşırdım kaldım..</p>
<p>- Bu aralar Scrabble&#8217;a acayip sardım. Oynamaya doyamıyorum resmen.. Ali Scrabble&#8217;ı sevmeseydi napardım onu da bilemiyorum.. Neyse ki alıştırdım, artık paso Scrabble oynuyoruz <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>- Son dönemimde kütüphanemizi öyle bir yenilediler ki gırtlağıma oturdu kaldı acısı.. Ne aşağı iniyor, ne de yukarı çıkıyor.. Öyle bir manzarası var ki <strong>deniz, dağlar, yeşillik</strong> off off.. Fena yani.. Ders çalışmasanız bile alın kahvenizi manzarayı seyredip dedikodu yapın <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /> Ama biz çalışkan öğrenciler olaraktan neredeyse her akşam kütüphaneye gidiyoruz. Son dönemimde doyayım şu kütüphaneye diyorum ama doyacağım gibi görünmüyor; gözüm arkada gideceğim resmen. Masalar, sandalyeler, raflar, bilgisayarlar öyle bir düzenlenmiş öyle bir çalışma ortamı yaratılmış ki bizlere birbirimize bakıp bakıp çalışmak kalıyor. Farkında olmadan birbirimize gaz veriyoruz; lâkin dersle alakası olmayan tipler bile kütüphanede kitap kurdu olup çıkıyor. Buradan da görüntünün ve/veya uygun bir ortamın motivasyon üzerindeki etkilerini anlamak mümkün <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>- Odamı anlamakta zorluk çekiyorum. Ben topluyorum.. Peki, tamam, yakalandım.. Toplar gibi oluyorum. Ama sonra her şey yerli yerine oturuyor yine. Yerli yeri dediğim eski dağınık hali. <em><strong>Umutsuzum, çaresizim </strong></em><img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /></p>
<p>- Bugün Cem&#8217;le İstinya Park&#8217;ta gezerken <strong>23 Nisan Çocuk Bayramı</strong>&#8216;nı uzun zamandan beri ilk defa bu kadar yakın yaşadığımı fark ettim. Aslında herhangi bir şey fark edecek durumda da değildim. Her yer <strong>bıcır </strong>kaynıyordu. Bıcır bıcır da konuşuyorlardı. Biri balonun üstüne oturmaya çalışıyor, diğeri de balonu inceliyordu. Keşke bizim de tek derdimiz balon olsa..</p>
<p>Bu son madde iyi oldu. Buradan <strong>bütün çocuklarımızın 23 Nisan Çocuk Bayramı&#8217;nı kutluyorum</strong>. Çocuk olmayanlar! Üzülmeyin! Sizin de <strong>içinizdeki çocuğun bayramı kutlu olsun!</strong> -en azından ben kendimi böyle avutuyorum-.Yazımın başlarında beynime acıyacaksınız dedim. Haklıymışım değil mi? <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /></p>
<p>Dipnot: Sevgili Cem, &#8220;<strong>bugün son günün. 12&#8242;ye kadar yazı yazmazsan siteni kapatacağım</strong>&#8221; uyarısı -yoksa tehditi mi desem- sanırım işe yaradı ama sakın bir daha kullanayım deme.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2009/04/mezuniyete-dogru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Olmaktan Sıkıldım&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2009/03/buyuk-olmaktan-sikildim/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2009/03/buyuk-olmaktan-sikildim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 10:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Hayal ediyorum.. Çocukluğuma geri dönüyorum bir süreliğine.. 4-5 yaşlarıma..
Sabah Susam Sokağı ile başlıyorum güne. Annemin kahvaltı edişini ve anneannemle sohbet edişini seyrediyorum. Sonra annem işe gidiyor beni iki yanağımdan öpüp sıkı sıkı sarılarak. Bir sürü tembihte bulunuyor anneannemi üzmemem, uslu durmam konusunda. Ben de onu öpüyorum ve söz veriyorum, hiç yaramazlık yapmayacağım. Sonra çocukluğuma şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayal ediyorum.. Çocukluğuma geri dönüyorum bir süreliğine.. 4-5 yaşlarıma..</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-437" title="uyku" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2009/03/uyku.jpg" alt="uyku" width="364" height="215" />Sabah <em>Susam Sokağı</em> ile başlıyorum güne. Annemin kahvaltı edişini ve anneannemle sohbet edişini seyrediyorum. Sonra annem işe gidiyor beni iki yanağımdan öpüp sıkı sıkı sarılarak. Bir sürü tembihte bulunuyor anneannemi üzmemem, uslu durmam konusunda. Ben de onu öpüyorum ve söz veriyorum, hiç yaramazlık yapmayacağım. Sonra çocukluğuma şu an bulunduğum taraftan bakıyorum, ne kadar da kolaymış o zaman verilen sözleri tutmak. Ne kadar tutulabilir sözlermiş o yaşlarda verilen sözler. Sonra yine dönüyorum o yaşlara..</p>
<p>Anneannem kahvaltımı hazırlamaya başlıyor ve sofraya çağırıyor beni. Yatakta yemek yenmez çünkü <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Yumurtayı karıştırıp karıştırıp ağzıma tıkıyor. Ağzıma tıkıyor diyorum, çünkü o kadar zor yemek yiyorum ki.. Bazen evin içinde koşturuyorum, anneannem elinde kaşık ve tabak arkamdan koşturuyor. Bazı öğle yemeği saatlerinde ben bir koltuğun tepesinden diğerine atlıyorum, anneannem yine elinde kaşık ve tabak beni takip etmeye çalışıyor. Bunların işe yaramadığı zamanlarda ise saklambaç oynuyoruz. Ben gözlerimi yumuyorum, anneannem saklanıyor. Gözlerimi açtığımda büyük bir hayalkırıklığına uğruyorum çünkü anneannem saklanmamış, sadece koltuğun üzerine oturup üstüne bir örtü örtmüş <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Belli ki hemen onu bulmamı istiyor, böylece daha çabuk yedirebilecek bana. Ben ise bunu o zamanlarda algılayamıyorum, zannediyorum ki saklanacak yer bulamadı ve bunun iyi bir yöntem olduğunu düşünüyor. Hemen bulmuyorum onu.. İçeriye gidiyorum arıyorum her yeri. Çünkü onu hemen bulursam üzülür iyi bir yere saklanamadım diye. O yaşlarda bu kadar incelik.. Korkuyorum <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Ahh anneannecim ahh ne kadar da uğraşmışsın benimle. Düşündüm de bizden iyi karikatürler çıkarmış..</p>
<p>Kahvaltımı ettikten sonra dayım uyanıyor.. Geliyor yanıma, şakalaşıyoruz. &#8220;<strong>Ömrüm</strong>&#8221; diye seviyor beni.. O zamanlar bilmiyorum ben 22 yaşına bile gelsem beni bu şekilde seveceğini <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Dayımın aldığı bebeklerle oynuyorum. Sonra üst komşumuz geliyor. Bana oyuncak tencere tava takımı almış. Havalara uçuyorum! Sonra uyku zamanım geliyor ve ben iki tane tek koltuğu birleştirip arasına yatıyorum. Küçücük yere sığıyorum. O kadar rahat bir uyku ki o, kafam o kadar rahat o kadar kaygısız ki.. Hemen dalıyorum uykuya. Hiçbir kötü şey görmemişim ki o zamanlar, öyle güzel rüyalar görüyorum ki..</p>
<p>Uyanıyorum ve sokaktan arkadaşlarım çağırıyor beni. Yemek yiyip iniyorum aşağıya. Top oynuyoruz, seksek oynuyoruz, taş kırıyoruz, birbirimizin kafasını kırıyoruz.. Beyaz olarak çıktığım eve siyah olarak dönüyorum annemin gelmesiyle birlikte. Hep birlikte yemek yiyoruz..</p>
<p>Sonra annem ve anneannem bana küçük bir oyun yapıyorlar. Annem gelip bana gizli bir şey söylüyor ve anneanneme söylememem için uyarıyor. Bunun adı &#8220;<strong>sır</strong>&#8220;dır, diyor. Sonra annem uyumaya gidiyor -daha doğrusu gidiyormuş gibi yapıyor, şimdi anlıyorum <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' />- anneannem yanıma gelip o konuyla ilgili bir şey soruyor. Ben hiçbir şey söylemiyorum.. Annemin bana o konuyla ilgili bir şey söylediğini bile belli etmiyorum. İkisi de mutlu tabi bu numaranın sonunda. Çünkü kızları sır tutmasını biliyor <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>Düşünüyorum da dönmek istemeyeceğim, acılarla üzüntülerle geçen bir çocukluğum da olabilirdi. Ne kadar şanslıyım ki çocukluğumun her aşamasının tadını çıkardım. Bir de üstüne tadı damağımda kaldı. Dün <em><strong>Sertap Erener</strong></em>&#8216;den &#8220;<a href="http://www.loglar.com/song.php?id=5492" target="_blank"><strong>İncelikler Yüzünden</strong></a>&#8221; şarkısını dinlerken belki de bu yüzden tuhaf oldum. Gözde&#8217;mle bizim şarkımız bu. Üzüldüğümüz, kırıldığımız, mutsuz olduğumuz zamanlarda bu şarkıyı dinleriz birlikte.. İleriki yaşların bana verdiği en büyük hediyelerden biridir bu eşsiz insan <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /></p>
<p>Her ne kadar öpücüklerle yatırılıp üstümün minik battaniyelerle örtüldüğü yatağıma geri dönemiyorsam da bunu hayal etmek bile güzeldi. Şimdi sanırım gerçeğe dönme zamanı..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2009/03/buyuk-olmaktan-sikildim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birtanem</title>
		<link>http://tuuce.com/benim-acimdan/2008/12/birtanem/</link>
		<comments>http://tuuce.com/benim-acimdan/2008/12/birtanem/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 12:10:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[Bu kelime çocukluğumdan beri kafamı karıştırmıştır. Eğer birisi senin birtanen ise, o tektir; sadece ona demen gerekir. Hayatımızdaki &#8220;birtane&#8220;yi çok özenli seçmemiz gerekiyor kanımca. Halbuki evimize misafir geldiğinde onların çocuklarına annem &#8220;birtanem&#8221; derdi. Ama aynı zamanda bana da &#8220;birtanem&#8221; derdi. Yolda bir tanıdığını gördüğü zaman ona da &#8220;birtanem&#8221; derdi. O kadar küçük yaşta bunu nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kelime çocukluğumdan beri kafamı karıştırmıştır. Eğer birisi senin birtanen ise, o tektir; sadece ona demen gerekir. Hayatımızdaki &#8220;<strong>birtane</strong>&#8220;yi çok özenli seçmemiz gerekiyor kanımca. Halbuki evimize misafir geldiğinde onların çocuklarına annem &#8220;<strong>birtanem</strong>&#8221; derdi. Ama aynı zamanda bana da &#8220;<strong>birtanem</strong>&#8221; derdi. Yolda bir tanıdığını gördüğü zaman ona da &#8220;<strong>birtanem</strong>&#8221; derdi. O kadar küçük yaşta bunu nasıl düşünürdüm bilmiyorum ama &#8220;<strong>birtanem</strong>&#8220;in sadece bir kişiye denilmesi lazımdı! Adı üstünde &#8220;<strong>bir</strong>&#8220;tanem.. O yaşlardan belliymiş <em>ayrıntıcı </em>bir kız olacağım. Büyüdükçe okuldaki öğretmenlerimin de değişik öğrencilere &#8220;<strong>birtanem</strong>&#8221; dediklerini duyardım ve bana demelerini istemezdim. Bir gün bir öğretmenim bana da dedi.. İçimden &#8220;hayır, yalan söylüyorsun ben senin birtanen değilim, senin birden çok birtanen var ama bu olmamalı, bana olmadığım bir şeyi söyleme!&#8221; demek istedim çok ama diyemedim tabi <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>Artık çocuk değilim. Ama hâlâ aynı soru işareti var kafamda. Geceleri uyuyamıyorum bu soruyu düşünmekten. Yemek yiyemiyorum. Sokağa bile çıkmak istemiyorum. Oturup bunu düşünmekten hiçbir şey yapmaya fırsatım kalmıyor. Ama cevabı bir türlü bulamıyorum. Biri bana yardımcı olabilir mi? <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/benim-acimdan/2008/12/birtanem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim Kopukluğu</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/11/iletisim-kopuklugu/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/11/iletisim-kopuklugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 18:23:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=398</guid>
		<description><![CDATA[Önümde 3 tane tarif edemeyeceğim zorlukta sınavlarım varken ben neden oturmuş bu yazıyı yazıyorum anlamadım; ama kendimi tutamadım da çünkü bu olayı sıcağı sıcağına yazmasaydım içimde kalacaktı. İki tane arkadaşım var. Birbirlerinden hoşlanıyorlardı ama söyleyemiyorlardı. İkisi de bana söylüyordu  [Şimdi her şey açığa çıktığı için rahatlıkla yazabiliyorum.] Bunların hikâyesini anlatayım sizlere&#8230;
Kız olana Duru diyelim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/iletisimsizlik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-399" title="iletisimsizlik" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/iletisimsizlik.jpg" alt="" width="222" height="140" /></a>Önümde 3 tane tarif edemeyeceğim zorlukta sınavlarım varken ben neden oturmuş bu yazıyı yazıyorum anlamadım; ama kendimi tutamadım da çünkü bu olayı sıcağı sıcağına yazmasaydım içimde kalacaktı. İki tane arkadaşım var. Birbirlerinden hoşlanıyorlardı ama söyleyemiyorlardı. İkisi de bana söylüyordu <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> [Şimdi her şey açığa çıktığı için rahatlıkla yazabiliyorum.] Bunların hikâyesini anlatayım sizlere&#8230;</p>
<p>Kız olana <strong>Duru </strong>diyelim, erkek olana da <strong>Metin</strong>. Aynı olayı ikisinin ağzından dinledim.. Önce Duru&#8217;dan başlayalım:</p>
<p>&#8220;Ya Tuğçe, bana ilgisi yok bence. Ben büyütüyorum herhalde. Bak şimdi, anlatayım.. Bu <em>beni Facebook&#8217;tan eklemiş</em> fazla bir muhabbetimiz olmadığı halde ama şimdi herkes herkesi ekliyor onun için bir şeye yormadım bu olayı. Ama sonra <em>mailler filan attı</em> Facebook&#8217;tan. <em>Biraz mailleştik</em> samimiyetimiz olmamasına rağmen. Maillerinden bir tanesinde Facebook&#8217;un chat&#8217;inde bir arkadaşıyla konuştuğunu ima eden bir şey yazmış işte chat&#8217;i eleştirmiş filan. Belki bu &#8216;<em><strong>Facebook chat&#8217;ine gir de orada konuşalım maille zor oluyor</strong></em>&#8216; demek istedi ama ben tam tersine girmedim ki benden MSN&#8217;imi istesin diye. Ama istemedi Tuğçe.. Yani ben de MSN&#8217;in iyi taraflarını övmüştüm tam o sırada <em><strong>&#8216;b</strong></em><strong><em>u arada senin de MSN&#8217;in ne, ordan konuşalım mı&#8217;</em></strong> tarzında bir şey sorabilirdi. Yanlış anlamaktan yoruldum artık onun için düşünmeyi bırakacağım.&#8221;</p>
<p>Şimdi Metin oğlumuza verelim mikrofonu:</p>
<p>&#8220;Tuğçe çok dertliyim ben.. Senin bir arkadaşın var ya ismi Duru, gerçekten çok hoş kız ama maalesef onun bana ilgisi yok sanırım. <em>Facebook&#8217;tan onu ekledim</em> ama bir görsen ekleyene kadar neler çektim eklesem mi eklemesem mi diye.. &#8216;<strong>ekle</strong>&#8216; düğmesine bastığımda kalbim yerinden çıkacaktı sanki. <em>Birkaç mailleştik</em> ve ben ona resmen &#8216;<em><strong>chat&#8217;e gir, ordan konuşalım</strong></em>&#8216; dedim. Ama Facebook&#8217;ta olduğu halde girmedi, ben de MSN&#8217;ini isteyip rahatsız etmek istemedim çünkü eğer isteseydi chat&#8217;e girebilirdi. Hem ilk adımı ben attım ilgisi varsa ikinci adımı o atabilirdi. Üff, bilmiyorum sence bana ilgisi var mı?&#8221;</p>
<p>Şimdi, ben ikisinin de birbirinden hoşlandığını biliyordum ama ikisinden de tembih aldığım için söyleyemiyordum. Ama şimdi bunları konuşup çok gülüyoruz. Fark ettim ki bir çok olayı yanlış anlayıp yanlış yorumluyoruz. Daha ilginci, aynı olayı farklı algılama potansiyeline sahibiz. Sanırım <strong>en güzeli şeffaflık</strong>. Bir şey hissediyor musun birine, açık ve net söyleyeceksin. Ama olmuyor işte.. Bir çok sebepten olmuyor.. Bu da yukarıdaki anlam karmaşasına yol açıyor. Bu, günlük hayatımızdaki iletişim kopukluğunun en basit örneği. Sebep olarak teknolojiyi mi göstereyim, yoksa makineleşen ve karşımızdaki insanın duygularını anlamak için gözlerine bakmak yerine maillerine bakan biz insanoğlunu mu göstereyim bilemiyorum. Karar sizin..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/11/iletisim-kopuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece Gülümsüyorum..</title>
		<link>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/11/sadece-gulumsuyorum/</link>
		<comments>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/11/sadece-gulumsuyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:20:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Kendimle ilgili bir şey söylerim, dinlemezsin; zaten biliyorsundur.
Yine kendimle ilgili bir şey iddia ederim; tersini savunursun.
Alacağım bütün kararlarda fazlasıyla, hatta belki benden bile çok söz sahibi olmaya çalışırsın.
Neyi isteyip neyi istemediğime sen karar verirsin.. Elinde olsa, &#8220;şunu isteme, bunu iste&#8221; bile dersin..
Beni benden bile iyi bildiğini sanırsın. Daha da kötüsü buna gerçekten inanır ve nedense [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimle ilgili bir şey söylerim, dinlemezsin; <em>zaten biliyorsundur</em>.<br />
Yine kendimle ilgili bir şey iddia ederim; <em>tersini savunursun</em>.<br />
Alacağım bütün kararlarda fazlasıyla, hatta belki benden bile çok söz sahibi olmaya çalışırsın.<br />
Neyi isteyip neyi istemediğime sen karar verirsin.. Elinde olsa, &#8220;<em>şunu isteme, bunu iste</em>&#8221; bile dersin..<br />
Beni benden bile iyi bildiğini sanırsın. Daha da kötüsü buna gerçekten inanır ve nedense bunu her fırsatta kanıtlamaya çalışırsın.. Oysa beni o kadar iyi tanısan, beni bu kadar başarılı bir şekilde çözdüğünü ispatlama gereği duymazsın ki.. Gerçekten haklıysan neden bunu kanıtlamak için uğraşırsın ki? <em>Kim güneşin varlığını kanıtlamaya çalışır?<br />
</em></p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/ukala.jpg"><img class="size-medium wp-image-387 alignleft" title="ukala" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/ukala-197x300.jpg" alt="" width="197" height="300" /></a>Şu bir gerçek ki, herkes kendisi ile ilgili kararlar verirken yanılır. &#8220;<strong>yanılabilir</strong>&#8221; demiyorum; &#8220;<strong>yanılır</strong>&#8221; diyorum. Sen yanılmamış birini gördün mü hiç? Peki senin gibiler ona &#8220;<strong>yanılıyorsun</strong>&#8221; dediği için mi yanılır? Bazen iki veya daha çok seçenek arasında kalabilir. Kendisi için hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu göremeyebilir. Bazen de sadece kendisi öyle istediği için bile bile yanlışa yürür. Bırak da ağız tadıyla yanlışa yürüyeyim! &#8220;<strong>insan her zaman doğruyu seçmelidir</strong>&#8221; diye bir kural mı var? Yanlışı tatmazsam doğruyu nasıl bileceğim? Asıl, doğru bildiğim şey beni yanılttıysa işte o zaman yandım! Gelsin &#8220;<strong>ben demiştim</strong>&#8221; cümleleri, gelsin &#8220;<strong>işte ya, dediğim oldu</strong>&#8221; tripleri.. Hayır sen bilmiyordun, sadece salladın ve tuttu! <strong>Hava tahmini</strong> gibi bir şey senin yaptığın! Bununla yüzleş ve bunu kabul et artık! Kabullenmek gerekirse.. Evet, sen demiştin.. Eeee? Yani? Senin bir çok dediğin de çıkmadı ama? Neden sadece yanlış çıkanları söylüyorsun da benim haklı senin haksız olduğun konuları söylemiyorsun? İnan &#8220;<em>ben demiştim</em>&#8221; demene gerek yok, ben senin dediğini zaten biliyorum emin ol. Madem karakter analizi yapmakta ve doğru karar vermekte bu kadar ustasın, senden mükemmel bir hayat performansı bekliyorum, göster kendini!</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/mr-know-it-all1.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-392" title="mr-know-it-all1" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/mr-know-it-all1-300x205.gif" alt="" width="286" height="205" /></a>[Bu yazıyı son zamanlarda hayatıma çok fazla karışan insanlara yazıyorum. Nedense bu aralar amip gibi çoğaldılar. Ayrıca, bu insanların hayatında birçok şeyin ters gittiğini, daha da önemlisi bunun sebebinin onların verdiği kararlar olduğunu görmek çok ilginç.. İyi açıdan bakacak olursak da, "<strong>benim kendime hayrım yok, bari başkaları için doğru karar vermeye adayayım kendimi</strong>" şeklinde bir tutum sergilemek istiyor olabilirler. Ama karşısındakini gıcık etmekten başka bir işe yarıyor mu bu? Bence yaramıyor. Ben de bu durumda gülümsüyorum sadece.. Tavsiye ederim, insanların kendilerini her şeyi biliyor sanmalarını seyretmek gerçekten çok eğlenceli..]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/11/sadece-gulumsuyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahve ve Kadın&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/eglence/2008/10/kahve-ve-kadin/</link>
		<comments>http://tuuce.com/eglence/2008/10/kahve-ve-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 20:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Ordan Burdan]]></category>
		<category><![CDATA[Saçmalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[
Malum, okulun ilk haftası diye keyifli bir kaytarma söz konusu bende. Şile’den dün döndüm ve hemencik Gözde’mle buluştum tabi ki  Amacımız, uzuuun zamandan beri yapamadığımız konuşmalarımızı yapmak ve tabi ki bol bol gülüp eğlenmek. Tabi hâl böyle olunca ortaya garip sonuçlar da çıkıyor..

Enfes kahvelerimizi aldıktan sonra geniş koltuklara oturduk ve sohbetimize başladık. Ben bıdı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal">Malum, okulun ilk haftası diye keyifli bir kaytarma söz konusu bende. Şile’den dün döndüm ve hemencik Gözde’mle buluştum tabi ki <span style="font-family: Wingdings;"><span><img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></span></span> Amacımız, uzuuun zamandan beri yapamadığımız konuşmalarımızı yapmak ve tabi ki bol bol gülüp eğlenmek. Tabi hâl böyle olunca ortaya garip sonuçlar da çıkıyor..</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/10/kahve-ve-kadin.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-369" title="kahve-ve-kadin" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/10/kahve-ve-kadin.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a>Enfes kahvelerimizi aldıktan sonra geniş koltuklara oturduk ve sohbetimize başladık. Ben bıdı bıdı bir şeyler anlatıyordum ama fark ettim ki Gözde elindeki kahve kutusuyla cebelleşiyor.<br />
T: Napıyorsun Gözde?<br />
G: Ya bu şekersiz, şeker atmaya çalışıyorum ama kapağını açamıyorum.<br />
Bendeniz o anda bir teori patlattım. Kahveyi Gözde’nin elinden alarak..<br />
T: Bak Gözde, kahve kadınlara benzer. Ona narin davranacaksın. Haşır huşur açmaya çalışırsan olmaz, nazik bir şekilde açmaya çalışacaksın<br />
–ve kahve “tık” diye açıldı.. Ve kapağı hemen açmamın verdiği gururla..<br />
T: Ah ben erkek olacaktııımm, nasıl anlardım kadın ruhundan..<br />
G: Kahve uykusuz bırakması bakımından da kadınlara benzer.<br />
T: İkisi de sinir yatıştırır ama fazlası mideyi rahatsız eder. Hele her çeşit kahveyi tatmayı denersen mide fesadı geçirir Tahtalıköy’de alırsın soluğu –aslında soluk alabileceğinden şüpheliyim-<br />
G: İkisi de uyarıcıdır.<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">&#8211;ve derin bir sessizlik.. cesaret edip yan koltuğumuzda oturan şahsiyete baktığımda şapşal sırıtmasını gördüğüm zaman kendi arkadaşlarından çok bizi dinlediğini fark ettim acı bir şekilde.. Tabi bize de geldi bir gülme.. Düşünsek daha çoook ortak özelliklerini bulurduk ama sonuncusundan sonra düşünmek istemedik! Sonra sağolsun Gözde kalemini çıkarıp bu tarihi konuşmayı bir kağıda yazdı.. Kalemin de maşallahı vardı hani.. Boyu benim boyumdan uzundu neredeyse <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' /></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Dilerdim ki Gözde, yazma işlemini tamamladıktan sonra kalemini çantasına geri koysun. Ama maalesef o kalemi elinde sallaya sallaya hararetli bir şekilde bir şeyler anlatmaya devam etti. Cümlesindeki her vurguda kalemi iyice sallıyor, benim o kalemin Gözde’nin elinden fırlayıp gözüme saplanma ihtimalini hesaplamaya olan eğilimim gitgide artıyordu. Benim bildiğim ve tanıdığım Gözde, sakarlık alanındaki kariyerini var gücüyle devam ettirirdi. Nitekim öyle de oldu. Canım arkadaşım beni hiç hayal kırıklığına uğratmaz ki.. Neyse ki kalem gözümün yerine cama fırladı ve oradaki hemen herkesin kötü bakışlarına maruz kaldık. Ama tedarikliydik biz daha ne rezaletler atlatmıştık ki onları burada anlatmaya hiç gerek yok. Ama anlatmayı gerekli gördüğüm bir olay var..</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Biz sohbete devam ederken biten kahvelerimizi almak ve masamızı silmek için bir çocuk geldi. Elindeki birikmiş tepsileri hemen geri almak üzere yan masamızda tek başına oturan bir bayanın karşısındaki sandalyeye koydu ve bizim masamızı silmeye başladı. Sonra hepimiz o sesle irkildik:<br />
“Pardon, bunları buraya koymak için benden izin aldınız mıııığğğhhghh?”<br />
Biz hepimiz<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /> şeklindeyiz tabi.. Çocuk ne diyeceğini şaşırdı ve sadece<br />
“Hemen alacağım şurayı silerken oraya koydum sadece” diyebildi.. Kız utanmadan:<br />
“Ama pat diye oraya koymanız hiç hoş diil yaneeee” dedi. Bizim “artık yeter, buranın havası kaçtı” deyip çıktığımız an o andır.. Bu insanlar şaka değil, gerçek..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/eglence/2008/10/kahve-ve-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski Günlere Dair&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/09/eski-gunlere-dair/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/09/eski-gunlere-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 23:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık bir buçuk hafta önce Gözde&#8217;den ilginç bir mesaj aldım. Mesaj attığı saat 2:22 idi. Stajlarım dolayısıyla ancak Eylül&#8217;de tam anlamıyla tatile girmiş oldum. Geleneksel tatil anlayışıma uygun olarak da sabahlara kadar oturuyorum, gündüzleri uyuyorum. Bir senem o kadar yoğun, o kadar karmaşık ve yorucu geçiyor ki en azından bir ayı kendime ayırıp geceleri oturup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/hatira.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-366" title="hatira" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/hatira.jpg" alt="" width="370" height="413" /></a>Yaklaşık bir buçuk hafta önce Gözde&#8217;den ilginç bir mesaj aldım. Mesaj attığı saat 2:22 idi. Stajlarım dolayısıyla ancak Eylül&#8217;de tam anlamıyla tatile girmiş oldum. Geleneksel tatil anlayışıma uygun olarak da sabahlara kadar oturuyorum, gündüzleri uyuyorum. Bir senem o kadar <em>yoğun</em>, o kadar <em>karmaşık </em>ve <em>yorucu </em>geçiyor ki en azından bir ayı kendime ayırıp geceleri oturup kendimi dinlemek hoş oluyor. Çünkü hiçbir yerde ses seda yok, ne kapı çalıyor ne de telefon.. Hee, telefon demişken. Aslında pek de çalmıyor değil. Buradan da konumuza geri dönelim. Gözde mesaj attığı zaman dolayısıyla henüz uyumamıştım. Şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Uyudun mu? Lütfen uyumamış ol <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sad.png' alt='&#58;&#40;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#40;' />&#8221;</p>
<p>Ben de telaşlandım tabi o saatte bir şey mi oldu, yine ne yaptı bizim kız diye <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /> Aradım, &#8220;<em>Tuğçe çok fena oldum ben..</em>&#8221; dedi. &#8220;<em>N&#8217;oldu Gözde çabuk söyle bak valla kalpten gidicem</em>&#8221; dedim. Meğersem bizimki açmış ilkokul günlüğünü okumuş. Neden fena olduğunu sorduğumda; &#8220;<strong><em>O kadar mutluymuşuz ki o zaman.. Dünyamız ne kadar küçükmüş ama biz ne kadar büyükmüşüz. En ufak şeylerden o kadar mutlu oluyormuşuz ki. Birbirimize her zaman çok destek olmuşuz. Her şeyi paylaşmışız, birlikte ağlayıp birlikte gülmüşüz</em></strong>&#8221; cevabını aldım ve ben de başladım mı ağlamaya.. <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Biz iki <strong>akıllı(!) </strong>kişilik, gecenin bir yarısı karşılıklı ağlarken Gözde&#8217;den günlüğünden bazı yerleri okumasını istedim. İlkokul 7. ve 8. sınıflardan karışık yerleri okudu. Tabi o zamanlar bahsettiğimiz şeyler çoğunlukla hoşlandığımız çocuklardı <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Bu tür olaylara yeni yeni alışıyoruz, yeni yeni bir şeyler yaşamaya başlıyoruz.. Gözde okudukça fark ettik ki, ben her zaman yorumda bulunuyormuşum:</p>
<p>T: Gözde baksana, sana nasıl baktı kesin bir şeyler hissediyor.<br />
G: Taklit etsene, nasıl baktı?<br />
Ve ben taklit ediyorum..<strong>!!!</strong></p>
<p>G: Tuğçe görmüyor musun nasıl da samimiler yanındaki kızla! Nerden çıktı bu yaaa!<br />
T: Sen yanındaki kıza aldırış etme, baksana bi gözü sende, kıskandırmak için yapıyor.</p>
<p>T: Çabuk koş! Kantine gitti biz de gidelim.<br />
G: Ne alıcaz Tuğçe?<br />
T: Ay sorduğun soruya bak alırız bir şey ufff öldürüceksin sen beni!</p>
<p>Bunlar sadece birkaçı.. Bunları okuyunca, benim o sıralarda Gözde&#8217;nin yanında <strong>bilirkişi</strong> ünvanıyla durduğuma ve <strong>Güzin Abla</strong> görevi yaptığıma kanaat getirdik. Ama Gözde de bana aynı şeyi yapıyordu. Neler neler çevirmişiz. <em>Telefonla kimleri işletmişiz</em>, <em>sevdiğimiz kişiler hakkında bir şeyler öğrenebilmek için neler neler yapmışız</em>, <em>ne dolaplar çevirmişiz</em> hatırladıkça şaşırıp kaldık. Bir yandan deliler gibi güldük bir yandan da ağladık <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_karisik.gif' alt='&#196;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#196;&#58;' /> Apartmandakileri uyandırmadığımdan şüpheliyim <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_eyeroll.gif' alt='&#56;&#45;&#41;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#56;&#45;&#41;' /></p>
<p><strong>Ve sorduk kendimize</strong>.. Neden o zaman karşı tarafın bizi sevdiği bile belli değilken bu kadar mutluyduk da şimdi bizi sevdiğini söyleseler bile mutsuzuz? Kendimizce cevaplarımız vardı elbet ama hiçbiri bizi tatmin etmedi.. Büyümenin çok güzel olduğunu düşünürdük o zamanlarda. Hayaller kurardık. Ne hayaller hem de.. Kimse sınırlayamazdı onları. Ama <em>biz büyüdükçe hayallerimiz küçüldü</em>. Hayal ettiğimiz şeylerin gerçekte ne olduğunu gördük ve hayallerimiz sınırlandı. Belki de hiçbir şeyin hayallerdeki gibi olmayacağını düşünüp karamsarlığa kapıldığımız için <em>hayal kurmayı da bıraktık</em>..</p>
<p>Telefonu, <em>bahçede buz parmak yediğimiz, erkeklerin saçlarını çektiğimiz, kömürlerin üzerine çıkıp eve kapkara önlüklerle geldiğimiz günlere duyduğumuz özlemle</em> kapattık. Tek bir şey değişmemişti. <strong>İkimizin arasındaki bağ</strong>. Her ne kadar ortaokuldan sonra farklı şehirlerde liseyi bitirmiş olsak da 4 sene sonra buluştuğumuzda sanki hiç ayrılmamış gibiydik. Ve fark ettik ki güzel anılarımızı okuyup ağlamak, hatırlayıp ağlayabileceğimiz bir anımızın olmamasından çok daha iyi.. Biraz önce ben de günlüğümü buldum. Şimdi okumaya başlayacağım. Kâh ağlayacağım, kâh güleceğim uzun ve abuk subuk bir gece beni bekliyor yani <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /> Sizi merakta bırakmayıp bir sonraki yazımda alıntılar yapacağım merak etmeyin <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/09/eski-gunlere-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Arkadaşım(!)&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/kitap/2008/09/bir-arkadasim/</link>
		<comments>http://tuuce.com/kitap/2008/09/bir-arkadasim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 00:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu gerçekten de anlaşılmaz varlık.. &#8220;Yine neyimizi gördün Tuğçe?&#8221; dediklerini duyar gibiyim kendilerinin. Gördüklerimden bir tanesine değineyim bu yazıda efendim..
Neden bazen kendimizi gizleme gereksinimi duyarız? Kendimizden utandığımız için mi, başkalarının bizim hakkımızda ne düşüneceğinden tedirgin olduğumuz için mi, kendimizi rahatsız hissettiğimiz ve aptal konumuna düşmek istemediğimiz için mi yoksa sadece bir istemdışı hareket olarak mı? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu gerçekten de anlaşılmaz varlık.. &#8220;<em>Yine neyimizi gördün Tuğçe?</em>&#8221; dediklerini duyar gibiyim kendilerinin. Gördüklerimden bir tanesine değineyim bu yazıda efendim..</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/bir-arkadasim.jpg"></a><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/bir-arkadasim.jpg"></a><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/bir-arkadasim.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-353" title="bir-arkadasim" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/bir-arkadasim.jpg" alt="" width="411" height="316" /></a>Neden bazen kendimizi gizleme gereksinimi duyarız? Kendimizden utandığımız için mi, başkalarının bizim hakkımızda ne düşüneceğinden tedirgin olduğumuz için mi, kendimizi rahatsız hissettiğimiz ve aptal konumuna düşmek istemediğimiz için mi yoksa sadece bir istemdışı hareket olarak mı? İşimize gelmeyen şeyleri başkalarının üzerine atmakta üstümüze yok! En basiti şu meşhur &#8220;<strong>ben değil, bir arkadaşım</strong>&#8221; cümlesi. Gerçi son zamanlarda biraz(!) akıllandık ve bu cümleyi sadece &#8220;<strong>bir arkadaşım</strong>&#8221; şekline getirdik. Çünkü &#8220;<strong>ben değil</strong>&#8221; kısmını dahil ettiğimiz zaman karşımızdakinin &#8220;<strong>yarası olan gocunur</strong>&#8221; deme ihtimâli pek bir yüksek..</p>
<p>Bu cümlenin kendini gösterdiği başlıca yerlerden biri eczanelerdir. Bir arkadaşım eczacı olduğundan bu konuda yeterince bilgiye sahibim <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Bazı insanlar özel ve kişisel ürünleri isterlerken nedense &#8220;<em>kendime değil, bir arkadaşıma</em>&#8221; veya &#8220;<em>bir arkadaşıma lazımmış da</em>&#8221; cümlesini kullanma gereği duyuyorlarmış. Eczacı sanki &#8220;kime alıyorsun sen bunu bakayım hımm?&#8221; diye soracakmış gibi.. Diğer bir yer ikili ilişkilerdeki tartışma ortamıdır. &#8220;Ben o barı biliyorum çok güzel ortam var insan hemen ısınıyo..&#8221; &#8220;Nerden biliyosun sen o ortamı bakiym? Gittin mi yoksa?&#8221; &#8220;<em>Yok canım, bir arkadaş gitmişti de, o anlatıyordu</em>&#8220;. Veya, &#8220;sevgilim, aldatma konusunda ne düşünüyorsun? Mesela sen affeder misin böyle bir şeyi?&#8221; Şüpheli bakışlar karşısında yine &#8220;<em>bir arkadaşım</em>&#8221; yalanı.. Aslında insanın en iyi arkadaşı kendisidir, diye düşünecek olursak&#8211; böyle bir şey düşünmeyin, hinlik yapmayın! <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_oklava.gif' alt='&#58;&#111;&#107;&#108;&#97;&#118;&#97;&#58;' class='wp-smiley' width='32' height='32' title='&#58;&#111;&#107;&#108;&#97;&#118;&#97;&#58;' /></p>
<p>Bazı insanlar da tezini savunmak ve hatta kendilerince kanıtlamak için uydururlar &#8220;bir arkadaşım&#8221; hikâyesini. Fakat burada işin ilginci bir arkadaş olmadığı gibi kendileri de yoktur. Yani <em>bu eylemi yapan yoktur</em>; sadece doğru söylediğini ispatlamak(!) için kullanırlar. &#8220;Bak bu dediğim doğru; bir arkadaşım yapmıştı dediğim gibi olmuştu&#8221;. Ne kadar bilimsel bir açıklama değil mi?</p>
<p>İşin bir de kötü tarafı var. Gerçekten bir arkadaşımızın yaptığı bir şeyi söylerken yalancı çoban gibi hissetme ihtimalimiz yüksek. Bu sefer kimse inanmayacak bize.. Yine de merak etmeden de edemiyorum; var mıdır acaba aslında kendisinden bahsettiği halde &#8220;<strong>bir arkadaşım&#8230;</strong>&#8221; diye başlayan cümle kurmayan? <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_eyeroll.gif' alt='&#56;&#45;&#41;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#56;&#45;&#41;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/kitap/2008/09/bir-arkadasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hep Aynı Nakarat</title>
		<link>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/07/hep-ayni-nakarat/</link>
		<comments>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/07/hep-ayni-nakarat/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 11:10:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Neden hata yapıyoruz?&#8221; diye sormak saçma bir soru olabilir. Çünkü insanız ve bazen doğru kararları alamayabiliyoruz veya sonuçlarının ne olacağını kestiremediğimiz için rasgele karar veriyoruz. Asıl soru şu: &#8220;Neden aynı hataları yapıyoruz?&#8221; Bir şeyi deneyip kötü sonucunu gördükten, bir karar verip olumsuz sonuç aldıktan sonra tekrar aynısını yapmak neden? Yenilgiyi görmeyi mi seviyoruz? Canımız sıkılıyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/07/umut.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-329" title="umut" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/07/umut-237x300.jpg" alt="" width="237" height="300" /></a>&#8220;<strong>Neden hata yapıyoruz?</strong>&#8221; diye sormak saçma bir soru olabilir. Çünkü insanız ve bazen doğru kararları alamayabiliyoruz veya sonuçlarının ne olacağını kestiremediğimiz için rasgele karar veriyoruz. Asıl soru şu: &#8220;<strong>Neden aynı hataları yapıyoruz?</strong>&#8221; Bir şeyi deneyip kötü sonucunu gördükten, bir karar verip olumsuz sonuç aldıktan sonra tekrar aynısını yapmak neden? Yenilgiyi görmeyi mi seviyoruz? Canımız sıkılıyor, yapılacak başka bir şey olmadığından &#8220;<em>bari aynı yanlışı yapayım, en azından tanıdık</em>&#8221; mı diyoruz? Yoksa gerçekten şartların ve kişilerin değiştiğine inanıp &#8220;<strong>bu sefer farklı olacak</strong>&#8221; diye mi düşünüyoruz? En kötüsü ve açıklanamaz olanı ise şartların ve kişilerin aynı olduğunu bile bile bu sefer farklı olacağını düşünüp tekrar aynı şeyi yapmamız olsa gerek.</p>
<p>Kendime kızıyorum bu konuda. &#8220;<strong>Hem ağlarım hem giderim</strong>&#8221; mantığında ilerleyip &#8220;<strong>hem bilirim hem yaparım</strong>&#8221; tarzında yaklaşıyorum hatalara. Bu sefer aynı şeyin olmayacağına dair umudum olmaz mı? Olmasa tekrar yapmaya kalkışır mıyım? Ama olacağına dair inancım ağır basar çoğunlukla. Hatta bu sefer her şey farklı gitse, gerçekten de &#8220;bu sefer farklı olacak&#8221; dedirten şeyler olsa içimden &#8220;Noluyo ya? Neden her şey çok güzel gidiyor? Bir yanlış var bu işte. Bunun tekrar aynı olumsuz sonuca ulaşması gerekiyordu. Hadi! Tekrar aynı şey olsun da içimden gelen &#8216;Yine aynı şey olacak saf Tuğçe! Bile bile yine bunu yapıyorsun ya!&#8217; diyen ses haklı çıksın&#8221; diyorum. Acaba &#8220;<strong>ben demiştim</strong>&#8221; demeyi mi seviyorum diyorum.. Ama bunu kendime demek kötü de oluyor..</p>
<p>Aynı hatayı yapmamak bir yandan kolay; bir yandan zor. İşin içine insan girince zor. İnsanoğlu her şeyi karıştırıp zorlaştırdığı gibi bunu da zorlaştırıyor. Çünkü kendileri duygusal, <strong>gelgitli</strong>, bir yanı bir yanını tutmayan varlıklar oluyorlar.. En basitinden.. Elinde bir kapıya ait bir anahtar varsa onu takıp denersin ve olmadığını görünce anlarsın ki o anahtar o kapıya ait değil. Bir hafta sonra tekrar gelip &#8220;bakalım bu sefer olacak mı?&#8221; demek bir hatadır ve kapının açılma ihtimali yüzde <strong>sıfır</strong>dır<!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]-->. Ama içeride bir insan varsa kapıyı vurunca açmayabilir. Kapının açılmayacağını anlarsın ve gidip bir hafta sonra tekrar gelirsin. Bu sefer o kapının açılma ihtimali -yüzde kaç olduğu belirsiz olmakla birlikte- vardır. Fikrini değiştirmiştir, kendini değiştirmiştir vs. Açılmazsa “bu bir hataydı zaten, açmayacağını biliyordum” dersin ve “ben demiştim” kalıbını kullanırsın yine. Bir yandan da aslında garip bir şekilde için rahatlamıştır; çünkü bu tanıdık bir şeydir, daha önce görmüşsündür ve zaten beklediğin bir şeydir. “<strong>hata</strong>” deyip geçersin. Ama açılırsa şaşırırsın. Bir yandan sevinirsin, bir yandan “Ee şimdi ne olacak, ben açılmasını beklemiyordum ki. Peki bundan sonrası güzel olacak mı?” dersin. Hiçbir zaman tatmin olmadığımızın bir göstergesi aslında bu. <strong>İlla bir yerlerde bir sorun çıkacakmış veya çıkmak zorundaymış gibi düşünüyoruz. </strong></p>
<p>Hepimiz farklı konularda şansımızı denemek için hayattayız. Sanırım hata yapmamızın ve/veya aynı hatayı yapmamızın en önemli sebebi bu şansları denemek istememiz. Yani umut.. Sonucu değiştirebileceğimize dair, düzeni bozabileceğimize dair, kendimizi yenebileceğimize ve daha da önemlisi şartları yenebileceğimize dair umut.. Steve Mc. Queen’in dediği gibi: “<strong>Bir kere yaptım, yine yaparım</strong>”.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/07/hep-ayni-nakarat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Şeyin Başı Sağlık</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/06/her-seyin-basi-saglik/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/06/her-seyin-basi-saglik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 09:39:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[İnsan yaşamadan anlayamıyor.. Ben anladığımı sanırdım. Fakat aslında anlamamış olduğumu anlamam için ciddi bir hastalık geçirmem gerekiyormuş..
Cumartesi gününden beri -hastaneye gitmek dışında- yataktan kalkmamış biri olarak sokağa çıkmanın bile bir sağlıklı olma işareti olduğuna inanır oldum. Her şey o düğünle başladı.. Aslında sevmiyorum düğünleri. Sıkıcı ve boğucular. Ama öz abim saydığım insanın düğününe gitmemezlik edemezdim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan yaşamadan anlayamıyor.. Ben anladığımı sanırdım. Fakat aslında anlamamış olduğumu anlamam için ciddi bir hastalık geçirmem gerekiyormuş..</p>
<p>Cumartesi gününden beri -hastaneye gitmek dışında- yataktan kalkmamış biri olarak sokağa çıkmanın bile bir sağlıklı olma işareti olduğuna inanır oldum. Her şey o düğünle başladı.. Aslında sevmiyorum düğünleri. Sıkıcı ve boğucular. Ama öz abim saydığım insanın düğününe gitmemezlik edemezdim. Etmedim de.. Zaten hassas olan midemi bozan şeyin düğün pastası ve/veya yanında verilen meyve suyu olduğunu düşünüyorum. Anneanneme göre ise her zamanki gibi ince giyinmem ve üşütmem. Kazak bile giysem anneanneme göre üşütmüşümdür <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Haa, bir de &#8220;<strong>nazar</strong>&#8220;ı unutmamak lazım. Karşı komşularımız da &#8220;Vah yavrum, nazar oldu nazar boncuk takmadınız di mi kıza? Bi de kırmızı giymişti maşallah yavruummm&#8221; tezleriyle hastalığıma yeni bir boyut getirdiler. Nasıl bir hastalık geçirdim?</p>
<p>Düğünden geldikten sonra midemde ve bağırsaklarımda bi garipliğin olduğunu anlamak zor değildi. Bütün gece doğru dürüst uyumak bir yana, hiç uyuyamadım. Benimle birlikte ailem de tabi.. Ertesi gün hastaneye gittik. &#8220;<strong>Hastaneye gitmek</strong>&#8221; kalıbı ne kadar basit görünüyor. Ama bana göre tam bir işkenceydi ve imkânsız bir olaydı. Çünkü ayakta duramıyor, durduğum zaman da tansiyonum düştüğünden dolayı yere yığılıyordum. Zar zor hastaneye gidip bir iğne olup 2 şişe serum yedikten sonra biraz kendime geldim. Ama tekrar eve geldikten sonra anladım ki tam olarak kendim gelmemişim. Kâbus gibi bir 5 gün geçirdim. 5 gün nasıl kâbus olur? Hiçbir şey yiyemezsin, en çok sevdiğin, tok karna bile yiyebileceğin şeyleri görünce hatta duyunca ve hatta hatırlayınca bile miden bulanır, yediğin şeyleri anında kusarsın, kana kana su içmek istediğin halde miden bulanır diye içemezsin, kafanı televizyona bakmak için bile kaldıramazsın, tam iyileşir gibi olduğunda kısa bir süre sonra aslında arpa boyu kadar yol alamadığını fark edersin. Sonra, aynaya baktığın zaman suratının ve karnının içine çöktüğünü görürsün, suratının sapsarı olduğunu ve renge dair hiçbir şey olmadığını fark edersin, gözlerin yuvalarından çıkmıştır sanki.. Bu gördüğün kişiden korkarsın; daha fazla zayıflayacağından ve çökeceğinden korkarsın, eskiden aynaya baktığında gamzeli gamzeli gülen<br />
suratı yeniden görmek istersin, sürekli uyursun, uyumadığın zaman yatarsın çünkü ayakta başın döner. Annenin sana yaptığı pirinç lapası, sapsade makarna ve ekmek kızartması dışında hiçbir şey yiyemediğinden şeker ve tuz ihtiyacını karşılayamazsın, gecenin bir yarısı ayağa kalktığında her yer kararır ve sen düşersin kafanı duvara sağlam bir şekilde vurarak, ertesi gün bakarsın ki bacakların ve kafan morarmıştır. Bir türlü geçmez bu kâbus.. Korkarsın; çünkü daha önce hiç böyle olmamışsındır ve bu hastalığın geçeceğinden emin değilsindir. O anda <strong>ölüm korkusu</strong> başlar. Hastaneye gittiğin zaman doktorun seni görünce size korku dolu bakışından ne kadar ciddi bir durumda olduğunu öyle iyi anlarsın ki sen ondan daha çok korkarsın. Serumla birlikte seni o odadan o odaya taşırlarken etrafın garip bakışlarına maruz kalırsın. Ve o anda anlarsın ki aslında hastaneye gittiğinde yanından geçen onlarca sedyede yatan insan aslında çok acı şeyler yaşıyor.. Oysa ki sen bir bakış atıp geçersin ve iki saniye sonra unutur kendi <strong>derd(!)</strong>ine dalarsın. Dert demişken..</p>
<p>Neleri dert etmezdim ki.. Sınavda aldığım notları, geleceğimle ilgili planlarımı, arkadaşlarımla aramda olan bazı olayları, <strong>oramı buramı</strong>, <strong>şuyumu buyumu</strong>, <strong>öteyi beriyi</strong> vs vs.. Her şey halledilir, her şeye bir çare bulunur. Yeter ki sağlık yerinde olsun. Sağlık olmadan sokağa bile çıkamazken, telefonda bile konuşamazken.. En büyük keyiflerimden biri olan film seyretmek aklımın ucundan bile geçmedi, en büyük zaaflarımdan biri olan dondurmayı aramadım bile.. Ama tatlıya ihtiyacım olduğunu öyle bir anladım ki.. 2 gün boyunca şekere dair hiçbir şey vücuduma girmeyince 2 günün sonunda s<strong>adece bir muzun içerdiği şekerle vücudumun nasıl bayram ettiğini</strong>, muzun ilk dilimini tattığımda ağzımı nasıl bir gerginliğin kapladığını anlatamam. Oysa sağlıklıyken muzun içerdiği şekere şeker bile demezdim..</p>
<p>Bütün bunları neden anlattım? Hem hayatımdaki en ciddi hastalığa dair yazı yazmak istediğim için, hem de belki bu yazıyı okuyanların kendilerine göre çıkaracakları bir şeyler olur diye.. Sokağa çıkıyorsunuz, yürürken durup dondurmacıdan dondurma almaya karar veriyorsunuz, arkadaşlarınızla buluşup sinemaya gidiyorsunuz, okula gidip sınava giriyorsunuz, işe gidip geliyorsunuz, günlük hayatınıza devam ediyorsunuz. Ama şunun farkında değilsiniz ki binlerce şikayetinizin olduğu bu hayat bir çok insana göre mükemmel. Mükemmelin yanı sıra, &#8220;<strong>ulaşılmaz</strong>&#8220;. Bu insanlara ben dahil değilim; çünkü iyileştim sayılır. Fakat hep hastalığa mahkûm olanlar bizim &#8220;<strong>normal</strong>&#8221; saydığımız şeylerin yanından bile geçemiyorlar. Su bile içemedikten, bu ihtiyacını serumdan karşıladıktan sonra.. Gerçekten, <strong>Pollyannacılık</strong> deyin ne derseniz deyin ama hayatı sağlıklı yaşamak gibisi yok. Ve son bir şey..</p>
<p>Çok şanslı olduğumu bir kez daha anladım. Böyle bir ailem olduğu için. Ben yemedim, onlar da yemedi; ben uyudum, onlar uyumadı; gece gündüz başımda beklediler, her ağlayışımda başımı okşayıp &#8220;iyileşeceksin yavrum&#8221; dediler. Her şey gelip geçiyor, ama onlar kalıyor. Herkes kendini düşünüyor, ama onlar önce beni.. Ben kendim için bile bu kadar uğraşmazken nasıl oluyor da onlar bu kadar kendilerini harap ediyorlar anlamıyorum. Belki de anne olunca anlayacağım. Şu anda anladığım tek şey sahip olduğum en değerli varlıkların onlar olduğu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/06/her-seyin-basi-saglik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>N&#8217;olmuş Sokakta Kaybolmuşsam Yani?!</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/06/nolmus-sokakta-kaybolmussam-yani/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/06/nolmus-sokakta-kaybolmussam-yani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 23:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[Perşembe günü hayatımın en sarsık günlerinden biriydi. Final dönemindeyim, fenalardayım, normal değilim. Uykusuz geceler, kafein bombardımanları, baş dönmeleri, yorgunluk argınlık, bitkinlik vs vs göz önünde bulundurulduğunda aslında kaybolmam çok da anormal bir durum sayılmayabilir. Evet! Kayboldum! 
Her şey Perşembe sabahı okula uykusuz gitmemle başladı. Henüz festivalden kalan kas ağrılarım bile gitmemişti halbuki.. Gözlerim pörtlemiş bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span>Perşembe günü hayatımın en sarsık günlerinden biriydi. <strong>Final dönemindeyim, fenalardayım, normal değilim.</strong> <em>Uykusuz geceler</em>, <em>kafein bombardımanları</em>, <em>baş dönmeleri</em>, <em>yorgunluk argınlık</em>, <em>bitkinlik </em>vs vs göz önünde bulundurulduğunda aslında kaybolmam çok da anormal bir durum sayılmayabilir. Evet! Kayboldum! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Her şey Perşembe sabahı okula uykusuz gitmemle başladı. Henüz <em><strong>festivalden kalan kas ağrıları</strong></em>m bile gitmemişti halbuki.. Gözlerim pörtlemiş bir şekilde “Monetary Economics” (Para Politikası) sınavına girip çıktıktan sonra birazcık daha rahat nefes alabilir hale gelmiştim. Elimde benim boyutumu, taşıyabilme kapasitemi ele alırsak tonlarca sayılabilecek ağırlıkta kitaplar vardı. Hepsi <strong>kafamdan kalın</strong>, <strong>boyumdan uzun</strong>, <strong>gövdemden büyük</strong>tüler. Ve ben onları bir torbada taşımak zorundaydım. Bazı kitaplar Akın’ın olduğu için 13.30 gibi Beşiktaş’ta buluşup ona teslim edecektim. Planım tıkır tıkır işliyordu. İşlerim ilk defa ayarladığım gibi gitmiş, saati saatine yetişebilir duruma gelmiştim. Şile’den İstanbul’a tam 1 saatte gelmiştim; Levent Metro’dan Beşiktaş’a da yarım saatte inerdim ve tam saatinde Akın’la buluşurdum. Sonra<br />
hemen kitapları verir, evime gelir yemeğimi yediğim gibi hemen yatardım. Ne güzel planlarım vardı halbuki.. <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_angel.png' alt='&#40;&#65;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#40;&#65;&#41;' /> Ama.. Amaa…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Levent’te Metro’da indim, karşıya geçtim ve Beşiktaş’a inmek için otobüse bindim. <strong>O kadar yorgundum ki o an için otobüsün boş olması, Beşiktaş’a gitmesinden daha önemli gibi geldi.</strong> Tabelasına bakmadan atıvermişim kendimi içeri! Daha 1 durak geçmeden otobüs abuk subuk bir yere sapmasın mı?!! Zaten yeterli miktarda var olan mide bulantım arttı, şekerim çıktı, panik stres hipertansiyon olmadım mı? Hemen düğmeye bastım ve ilk durakta inip karşıya geçip Beşiktaş’a giden bir otobüse binmeyi planladım. Ama “<strong>Çamlık</strong>” diye adlandırılan bu ulvi duraktan hiçbir otobüs geçmiyordu! Taksi filan da hak getire! Kaldım mı ben elimde kendimden büyük bi torba, koskoca çanta, ölmüş bir vaziyette taksisiz, otobüssüz kıyıda bir yerde! Son çare psişik güçlerimi kullanıp “<strong>evet, gözlerimi açtığımda Beşiktaş’ta olacağım</strong>” bile dedim; işe yaradı mı yaramadı mı burada söylemeye hiç gerek yok! <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_teeth.png' alt='&#56;&#111;&#124;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#56;&#111;&#124;' /> Gözlerimi açtığımda telefon çaldı onun yerine. Akın’dı tabi ki. daha tek kelime ettirmeden “<em>Ya Akın, Çamlık diye bi yerde indim. Yanlış otobüse binmişim</em>” gibi bıdı bıdı cümleler kurunca “<em>Tuğçe, sakin ol tamam kaçta gelirsen gel sağlam gel</em>” cevabıyla karşılaşınca rahatladım biraz. Önüme çıkan ilk kişiye sorup nereden yürümem gerektiğini öğrenince daha bir rahatladım. Yürü, yürü, yürü, bu arada torban o yüke dayanamayıp kopsun, sen onunla uğraş bir de, sonra ayakkabı bağın ikide bir çözülsün, ellerini torba kessin artık taşıyacak gücün olmasın, bir sürü zaman ve enerji kaybet… <strong>Ahhh ahhh</strong>.. Neyse, sonunda Beşiktaş’a inen ana yola çıktım ve  eredeyim diye algılamaya çalışırken kaderin bir cilvesiyle karşılaştım diye düşünmeden edemedim. Burası, servisten indiğim yerdi ve ben tekrar Metro’nun olduğu yerdeydim. Hayatımda hiç bu kadar <strong>deja vu </strong>olmamıştım <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_psikopat.png' alt='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' /> Hâlime öyle bir sırıttım ki yanımdan geçenler de bana aptal aptal sırıttı, çok komikti <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Yaklaşık 1 saat önceki yaptığım her şeyi tekrar yaptım. Yanlış yöne sapan bir otobüse binmek dışında tabi! Şaka gibiydi yani… Böyle bir fiyaskonun ardından benimle alay etmek için fırsat gözleyen Akın’la buluşmak da tam bir—Düşündüm de asıl fiyasko buydu. O sırada annem aradı, Akın’ı isteyip “<em>aman sakın yanlış otobüse binmesin yanlış yola sapmasın</em>” diye tembihler etti, ikisi bir olup benimle alay ettiler <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Öyle şuursuz bir haldeydim ki Akın’a hangi kitapları vereceğimi, hangi yoldan eve gideceğimi, hangi ışıkta karşıdan karşıya geçeceğimi Akın’ın önderliğinde hatırladım. Kaç paralık akbil dolduracağıma bile o karar verdi<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /> Buradan kendisine hem teşekkürlerimi sunuyor, hem de hayat boyu bu olayı önüme tekrar tekrar sunacağını bildiğim için de şimdiden peşin olarak kendisini kınıyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Aslına bakarsak, insan hayatında böyle şeylerle çok karşılaşmıyor mu? Farkında olmasak bile hayatta birçok kez başladığımız yere geri dönmüyor muyuz? Birçok planla ve umutla başladığımız bir noktadan ulaşmak istediğimiz noktaya giderken çok çaba harcamamıza ve var gücümüzle çalışmamıza rağmen tekrar en başa döndüğümüzü, bir arpa boyu kadar bile yol alamadığımızı görmüyor muyuz? Tıpkı <strong>Linkin Park</strong>’ın “<strong>In The End</strong>” şarkısında dediği gibi: “<strong>I tried so hard and got so far; but in the end it doesn’t even matter…</strong>” Uğraşlarımızın hiçbir fayda sağlamadığını gördüğümüz zaman duyduğumuz türden <strong>sinir</strong>, <strong>öfke</strong>, <strong>nefret</strong>, <strong>hissizlik </strong>başka ne zaman duyulur acaba? Nedendi o zaman bu kadar çaba? Madem aynı yere gelecektim neden uğraştım, neden zamanımı ve enerjimi, üstelik umudumu harcadım diye sormaz mıyız? Aslında ben sormuyorum.. Sormamak lazım diye de düşünüyorum. Belki de o süreci yaşamamız gerekiyordur. Hiçbir anlamı olmayan bir süreçmiş gibi görünmesine rağmen “<strong>hayat tecrübesi</strong>” adı altında bize mutlaka bir şeyler kazandırıyordur. Kaldı ki, bir şeyin olumsuz sonuç vereceğini veya hiç sonuç vermeyeceğini yaşayıp görmek, ne sonuç vereceğini bilmemekten iyidir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Yazımı burada sonlandırmak istiyorum; lâkin gecenin bir yarısı oldu ve uzadıkça saçmalayabilirim. Yazı yazmadığım bu süre içerisinde bana mail gönderip yazmamı isteyen herkese çok teşekkür ediyorum. “</span><em><span lang="EN-US">msn de online </span><span>olacağına</span><span> </span><span>git de bişiler yaz sitene&#8230; Yeter be Tolkien&#8217;in kitapları için bile bu kadar merakla beklemedim ben</span></em><span lang="EN-US">” </span><span>ve “<em>hangi ünv deydin sen tuce? hayır yeter bak protesto için ünvye gelicem yeter</em> <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' />” deyip deyip beni yazmaya teşvik eden <strong>Serhat</strong>’a, final zamanlarımda fıkralarla ve kişisel iletileriyle keyfimi yerine getiren <strong>Serkan</strong>’a, shoutbox’ımda kendimi özlettiğimi söyleyen <strong><a title="Fatih'in Blogu" href="http://blog.bigadicmania.com" target="_blank">Fatih</a></strong>’e ve yazı yazmamı isteyen diğer arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Ama <a href="http://www.soundlessness.net" target="_blank"><strong>Sera</strong></a>’yı özellikle belirtmek istedim; çünkü en iyi o ifade etmiş.. </span><span>O kadar çok istemiş ki yeni yazı yazmamı, söyleyememiş bile: “<strong>Yeni yazı istiyere</strong>” deyip kalmış <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Tişkür ederim Sera <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /> Sen de olsaydın festival daha bi güzel olurdu seneye mazeret kabul etmiyoruz =)<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/06/nolmus-sokakta-kaybolmussam-yani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daldan Dala..</title>
		<link>http://tuuce.com/eglence/2008/04/daldan-dala/</link>
		<comments>http://tuuce.com/eglence/2008/04/daldan-dala/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 17:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Ordan Burdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Tatil nedir? Nasıl geçirilmelidir? Ne yapılmalıdır ki tatilden en güzel şekilde fayda sağlanabilsin? Bu yaşıma geldim, bunca tatil geçirdim hâlâ şu soruların cevaplarını doğru dürüst bulamadım..
1 haftalık bahar tatilim bugün itibariyle bitmiş bulunuyor.  Tatiller bana yarıyor mu yoksa beni daha mı fena yapıyor anlayamıyorum.  Tatil yapmazsam delirecek gibi oluyorum o yoğunluk içinde. Belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tatil nedir?</strong> Nasıl geçirilmelidir? Ne yapılmalıdır ki tatilden en güzel şekilde fayda sağlanabilsin? Bu yaşıma geldim, bunca tatil geçirdim hâlâ şu soruların cevaplarını doğru dürüst bulamadım..</p>
<p class="MsoNormal"><strong>1 haftalık bahar tatilim bugün itibariyle bitmiş bulunuyor.</strong> <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Tatiller bana yarıyor mu yoksa beni daha mı fena yapıyor anlayamıyorum. <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_psikopat.png' alt='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' /> Tatil yapmazsam delirecek gibi oluyorum o yoğunluk içinde. Belki de o kadar yoğun olmamam gerekiyor; bunu bu hâle ben getiriyorum. Tatil yaptığım zaman da iyice abartıyorum ve tatilde yapmayı planladığım hiçbir şeyi yapamıyorum. <strong>Neden?</strong> Bilmiyorum. <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_hmm.gif' alt='&#58;&#104;&#109;&#109;&#58;' class='wp-smiley' width='47' height='49' title='&#58;&#104;&#109;&#109;&#58;' /></p>
<p class="MsoNormal">Tatilin tadı damağımda kaldı. Hâlâ tadını almak için damağımı zorlasam da artık çok geç.. Haziran&#8217;a az kaldı diye kendimi avutuyorum. Finallerden sonra rahatım. Staj konusunu katmazsak tabi..</p>
<p class="MsoNormal">Bu ıvır zıvır hakkında odamda oturmuş kendi kendime söylenirken, hatta söylenme evresini aşıp kendi kendime bağırınırken ve kafamı duvarlara vurma kıvamına gelirken birdenbire eski çağlarda yaşamayı diledim.  Ama anlık bir şeydi. Neden mi anlık? Çünkü düşündüm..</p>
<p class="MsoNormal">Eski, çooook eski çağlarda ne yapıyorlardı? Soruyu kendim cevaplayacağım izlenimi vermiş bir cümle bu; ama ben ciddi anlamda soruyorum:</p>
<p class="MsoNormal">- Mesela en basiti, dişlerini nasıl fırçalıyorlardı diye aklıma bir soru geldi. Diş macunu yok, bir şey bulsalar bile dişlerini yeterince temizleyemezler.<br />
- Saçlarını nasıl kesiyorlardı? Ne bulurlarsa ellerine alıp saçlarına abuk subuk şekiller vermek zorunda kalıyorlardır muhtemelen. Ne fön var, ne jöle var, ne tarak ne fırça ohoooo..<br />
- Neskafe yok, dondurma yok, çeşit çeşit lezzetli abur cuburu bulmamışlar. Hayat mıymış onlarınkisi bee?!?!<br />
- Parfüm veya parfüm ürünleri kullanmadan nasıl durulabilir diye düşünüyorum. Sizi bilmem ama ben parfümden çok etkileniyorum. Daha önce &#8220;<a title="Parfüm" href="http://tuuce.com/hayat/2007/10/parfum-insani-rezil-de-eder-vezir-de/" target="_blank">Parfüm ==&gt; İnsanı Rezil de Eder; Vezir de..</a>&#8221; adlı yazımda belirttiğim üzere..<br />
- Müziksiz nasıl durabiliyorlardı? Biliyorum, bir şeyin varlığına alışmazsan onun yokluğunu hissedemezsin. Kimbilir şu anda bizim bilmediğimiz, bizden çok sonra üretilmiş olacak neler var. O zamanki insanlar da bizim için &#8220;bu&#8221;nsuz nasıl yaşıyorlardı diyecekler.. Film diye bir şeyin olmaması da ne büyük eksiklik! Sadece son 1 haftada &#8220;<strong>tatilimi Hollywood&#8217;da geçirdim</strong>&#8221; diyecek kadar çok film seyrettiğimden olsa gerek onsuz bir hayat nasıl olur düşünmek bile istemiyorum. Gerçi o insanların kendileri <strong>film</strong>diler. Bugün bizim önümüze her şey hazır geliyor. Birileri tarafından üretiliyor, hazırlanıyor, bize sadece satın almak düşüyor. Ama onlar bütün kişisel ihtiyaçlarını kendileri karşılamak zorundalardı. Düşündüm de, böyle bir belgesel seyretmeyi çok isterdim.. Müziğe gelince, onlar doğanın sesini dinliyorlardı. Bu çok daha huzur verici olabiliyor bazen. Bugün sokakta yürürken kulaklığımı takmazsam dinleyeceğim şeyleri sayayım hemen:<br />
<strong>==&gt;</strong>yolda kavga eden kadınların sesi<br />
<strong>==&gt;</strong>arabaların insanı sağır ve hasta eden korna sesleri<br />
<strong>==&gt;</strong>şoförlerin gerekirse arabadan çıkıp birbirlerine saydıkları küfürler vs vs.<br />
<a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/august-rush.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium attachment wp-att-322" style="float: left;" title="August Rush" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/august-rush-300x225.jpg" alt="August Rush" width="300" height="225" /></a>Ama o zamanlarda doğanın sesini dinlemek mümkündü. Hemen şu noktada aklıma 2 gün önce annemle seyrettiğimiz &#8220;<a title="August Rush" href="http://beyazperde.mynet.com/film/3793" target="_blank"><strong>August Rush</strong></a>&#8221; filmi geldi. Müziğin bu kadar içimizde olduğunu, aslında her an her saniye müzikle birlikte olduğumuzu ve müziğin hayatımıza kattığı anlamı o kadar güzel anlatıyor ki.. Bana kazandırdığı &#8220;<a title="Jonathan Rhys Meyers - Something Inside" href="http://www.youtube.com/watch?v=ZluanT9kw0E" target="_blank"><strong>Something Inside</strong></a>&#8221;  isimli muhteşem şarkı da cabası. Filmlerde gerçeklik payı arayanlar için söylemeliyim ki, filmin masalsı yönü ağır basıyor. Ayaklarınız yere basarken seyretmemeniz, çok gerçekçi olmamanız gerek. Hıncal Uluç televizyonda August Rush hakkında konuştuktan sonra annem bana öyle bir &#8220;<strong>Tuğççeeeee bu filmi kesinlikle seyretmeliyiz</strong>&#8221; bakışı fırlattı ki.. Konuşmadan sonra <strong>ağzımdan akan suları silip</strong> anneme katıldığımı söylemem baya bi zamanımı aldı. İyi ki de Hıncal Uluç&#8217;u dinleyip seyretmişiz bu filmi. Zaten 4-5 ay önce köşe yazılarından bir tanesinde &#8220;<strong>Heroes of China</strong>&#8221; gösterisini öyle bir tanıtmıştı ki o gösteriye gitmeden de rahat edemedik. O ne derse biz onu yapıyoruz anlayacağınız <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /></p>
<p class="MsoNormal">Yarın evimizde badana başlıyor. Ben de Şile&#8217;ye, okulumun ve yurdumun sıcak kollarına koşuyorum. <strong>Badana madana bizi bozar..</strong><br />
DİPNOT: [Cem, sonunda <a title="10 Things I Hate About You" href="http://www.imdb.com/title/tt0147800/" target="_blank">10 Things I Hate About You</a>'yu seyrederek senin de benden nefret etmenin 10. sebebini listeden çıkarmış oldum <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' />]</p>
<p class="MsoNormal">Blog hayatımın (!) <strong>en daldan dala atlayan</strong>, <strong>en aşure kıvamında</strong> yazısını yazmış bulunuyorum. Aç karna okumayın. Yoksa geç mi kaldım? <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' /></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/eglence/2008/04/daldan-dala/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Pursuit Of Happyness</title>
		<link>http://tuuce.com/eglence/2008/04/319/</link>
		<comments>http://tuuce.com/eglence/2008/04/319/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 20:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/hayat/2008/04/319/</guid>
		<description><![CDATA[Bilmiyorum ne kadar zaman oldu yazmayalı. Bilmek de istemiyorum. Bu kadar sevdiğim bir işten ne kadar uzun süre koptuğumu hesaplamak istemiyorum. Bir çok şeyle uğraştım, belki gerekli belki gereksiz. Ama bütün angaryalardan sonra anladım ki insanın hobilerine kesinlikle zaman ayırması gerekiyor. Yazı yazmak için şu klavyenin başına oturduğumda bir mutluluk ve huzur kapladı içimi sevdiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/the-pursuit-of-happyness.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium attachment wp-att-311" style="float: left;" title="the-pursuit-of-happyness" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/the-pursuit-of-happyness-201x300.jpg" alt="" width="201" height="300" /></a>Bilmiyorum ne kadar zaman oldu yazmayalı. Bilmek de istemiyorum. Bu kadar sevdiğim bir işten ne kadar uzun süre koptuğumu hesaplamak istemiyorum. Bir çok şeyle uğraştım, belki gerekli belki gereksiz. Ama bütün angaryalardan sonra anladım ki <strong>insanın hobilerine kesinlikle zaman ayırması gerekiyor</strong>. Yazı yazmak için şu klavyenin başına oturduğumda bir <em>mutluluk</em> ve <em>huzur</em> kapladı içimi sevdiğim bir şey yaptığım için. Belki de yaklaşık 1 ay önce seyrettiğim ve <strong>ÇOK</strong> sevdiğim bir filmi anlatacağım içindir. &#8220;çok&#8221; kelimesini hem büyük yazıp hem de koyu yaptığıma göre uzun bir yazı olacak, şimdiden sabır diliyorum.<br />
Filmimizin adı &#8220;<a title="The Pursuit Of Happyness" href="http://imdb.com/title/tt0454921/" target="_blank"><strong>The Pursuit of Happyness</strong></a>&#8220;. Türkçe&#8217;ye &#8220;<strong>Umudunu Kaybetme</strong>&#8221; diye çevrilmiş; ama kesinlikle yanlış bir çeviri. Sebebi kelime çevirisinden çok filmin içeriği ve mesajıyla ilgili. <strong>Chris Gardner</strong> karakterini canlandıran <strong>Will Smith</strong> başrolde. Aslında ben Will Smith&#8217;i hiç ama hiç sevmezdim. Gerçi ne şarkılarını dinlemiştim; ne de filmlerinden birine gitmiştim. Yine de önyargı dedikleri bu olsa gerek çok itici geliyordu bana ve onun oyunculuk kabiliyeti olacağına pek inanmıyordum. Fakat bu sene fikrim tamamen değişti. &#8220;<a title="I Am Legend" href="http://imdb.com/title/tt0480249/" target="_blank">I Am Legend</a>&#8221; ile ilgimi çekti ve beğenimi topladı; &#8220;The Pursuit of Happyness&#8221; ile beni kendisine hayran bıraktı.</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/will-smith-jaden-smith.jpg"><img class="alignright alignnone size-medium attachment wp-att-318" style="float: right;" title="will-smith-jaden-smith" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/will-smith-jaden-smith-300x220.jpg" alt="" width="300" height="220" /></a>Filmde, hayatta kalmak ve ailesine bakabilmek için var gücüyle çalışan -yoksa yok gücüyle bile çalışan mı demeliyim- azimli, olağanüstü çalışkan, zeki ve kararlı bir adam olan Chris&#8217;in hikâyesi anlatılıyor. Bir zamanlar onu zengin eden makine satma işi artık makineleri kimse almadığından onu beş parasız bırakıyor ve karısını, parasını, evini bu yüzden kaybediyor. Her şeyini kaybediyor ama bir oğlunu ve umudunu kaybetmiyor. Oğlu dediğim sevimli bıcırık da Will Smith&#8217;in gerçek oğlu <strong>Jaden Smith</strong>. Aslında gerçek karı-kocanın veya gerçek baba-oğulun filmde oynaması gerçekten riskli. Fakat Jaden Smith rolünün hakkını öyle bir vermiş ki insanın ağzı açık kalıyor<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /> Hele bazı sahnelerde babası onu azarladığı zaman ağlamaklı olması veya ona öğütler verdiği zaman pür dikkat dinlemesi belki de öz oğlu olduğundan daha bile <strong>gerçekçi</strong>. Sonuçta gerçek babasının tepkilerine ondan daha iyi ve gerçekçi cevap verecek başka bir çocuk bulunamazdı.</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/argument.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium attachment wp-att-308" style="float: left;" title="argument" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/argument-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlanmış bir film olması filmin <strong>inandırıcılığını</strong> arttırıyor diyebilirim. Ama bunu derken bir yandan da filmi izlerken bazı olaylara inanmakta ne kadar zorlandığımı saklayamayacağımı söylemek isterim. Yani bu adamın başına gelenler <strong>ne pişmiş, ne çiğ, ne haşlanmış ne de kızarmış tavuğun başına gelir</strong>. Bütün bu talihsiz olaylar bazı şeyleri sorgulamamı sağladı. Mesela adamın karısı onu neden terk etti? Adam para kazanırken, işleri yolundayken her şey iyi güzel de zor zamanlarda insan sevdiğini bırakıp gider mi? Çoğu filmde görüyorum bunu ve beni çok rahatsız ediyor. Hayatını birleştirdiğin ve birlikte bir çocuk dünyaya getirdiğin birini bu kadar zor zamanda nasıl bırakabilirsin aklım almıyor. O zor zamanları birlikte aşmaya çalışmamak neden? Buradaki kadına &#8220;<a title="Cinderella Men" href="http://imdb.com/title/tt0352248/" target="_blank">Cinderella Men</a>&#8220;deki Russell Crowe&#8217;un canlandırdığı karakterin karısını örnek göstermek isterdim.Çünkü o filmde beni çok etkileyen olaylardan biri de beş kuruşsuz zamanlarında karı-koca arasındaki dayanışma ve duygusal bağlardı.</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/story1.jpg"><img class="alignright alignnone size-full attachment wp-att-320" style="float: right;" title="story1" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/story1.jpg" alt="" width="234" height="195" /></a>Bunun yanında, Chris&#8217;i hiç yalnız bırakmayan, onu sorgulamadan ve yargılamadan takip eden oğlu Christopher filmde sadakatin ve umudun simgesi adeta. Bu yönüyle bana De Sica&#8217;nın &#8220;<a title="Bicycle Thieves" href="http://imdb.com/title/tt0040522/" target="_blank">Bisiklet Hırsızları</a>&#8221; filmindeki &#8220;Bruno&#8221; karakterini hatırlattı. Kendileri dönem sonu proje filmim olduğundan tarafımdan en ince ayrıntısına kadar izlenilmiştir ve tavsiye edilmektedir. Bunun yanı sıra, Chris&#8217;in inanılmaz zor durumda olduğu zamanlarda kendisinden çok oğlunun bu durumu nasıl atlatacağını düşünüp bir oyun havasında olayları atlatmaya çalışması da &#8220;<a title="Life Is Beautiful" href="http://imdb.com/title/tt0118799/" target="_blank">Life is Beautiful</a>&#8221; (Hayat Güzeldir) filmini anımsattı bana. &#8220;The Pursuit of Happyness&#8221; filmiyle bağdaştırdığım bu 3 filmin o kadar çok ortak yanı var ki, seyredince siz de anlayacaksınız.</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/job-application.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium attachment wp-att-309" style="float: left;" title="job-application" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/04/job-application-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Bu filmde dikkatimi çeken diğer bir şey ise bazen saniyelik karelerin birden çok şey anlatması. <strong>Tek bir saniyeye o kadar çok duygu ve anlam sığdırılmış ki kitapla sinemanın farkı burada açığa çıkıyor.</strong> O tek bir saniyelik iletiyi kitapta onlarca sayfa yazmak mümkün.<strong> Uzun zamandan beri ağladığım ilk film diyebilirim.</strong> Bir çok sahnesinde gözlerim dolarak, gerçekten kendimi filmin içinde onları yaşıyor hâlde bularak seyrettim bu filmi.. <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Belki siz benim kadar etkilenmeyeceksiniz, belki de Tuğçe&#8217;nin anlattığı kadar yokmuş diyeceksiniz -sanmıyorum ya <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' />- ama benim inandığım bir şey var; o da insanın doğru zamanda doğru filmi seyretmesi. Bu ne demek? Belli bir duyguyu veya olayı yaşadığın bir süreçte onunla ilgili bir film seyredersen daha çok duygulanıyorsun. Aynı şey şarkılar için de geçerli. <strong>Sevginiz karşılıksızsa karşılıksız aşkların anlatıldığı şarkıları; aldatılmışsanız aldatma ve ihanet üzerine yazılmış şarkıları; birini kaybettiyseniz yas tutan şarkıları daha yürekten dinler ve onlardan daha çok etkilenirsiniz.</strong> İşte ben de tam geleceğimle ilgili karar verme aşamasındayken, okulum ve meslek hayatımla ilgili bir sürü şey araştırırken böyle bir film seyrettim ve gerçekten beni çok etkiledi. İş görüşmeleri, sınavlar, stajyerlik vs vs.. Sözün özü, kesinlikle seyretmeniz gereken bir film. Hatta arşivinizde tutup belli aralıklarla seyredebileceğiniz türden. Şahsen, fırsat buldukça belli sahnelerini tekrar tekrar seyrediyorum ve bana gerçekten güç ve çalışma isteği veriyor. Şu anki hâlimden memnun olmamı sağlıyor ve beni mutlu ediyor. Hatta yine canım çekti ben bir kere daha seyredeyim şunu <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/eglence/2008/04/319/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
