<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tuuce.com &#187; Bilinç Akışı</title>
	<atom:link href="http://tuuce.com/category/bilinc-akisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tuuce.com</link>
	<description>Damn me and my love of pie!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 27 Dec 2009 17:16:50 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Büyük Olmaktan Sıkıldım&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2009/03/buyuk-olmaktan-sikildim/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2009/03/buyuk-olmaktan-sikildim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 10:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Hayal ediyorum.. Çocukluğuma geri dönüyorum bir süreliğine.. 4-5 yaşlarıma..
Sabah Susam Sokağı ile başlıyorum güne. Annemin kahvaltı edişini ve anneannemle sohbet edişini seyrediyorum. Sonra annem işe gidiyor beni iki yanağımdan öpüp sıkı sıkı sarılarak. Bir sürü tembihte bulunuyor anneannemi üzmemem, uslu durmam konusunda. Ben de onu öpüyorum ve söz veriyorum, hiç yaramazlık yapmayacağım. Sonra çocukluğuma şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayal ediyorum.. Çocukluğuma geri dönüyorum bir süreliğine.. 4-5 yaşlarıma..</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-437" title="uyku" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2009/03/uyku.jpg" alt="uyku" width="364" height="215" />Sabah <em>Susam Sokağı</em> ile başlıyorum güne. Annemin kahvaltı edişini ve anneannemle sohbet edişini seyrediyorum. Sonra annem işe gidiyor beni iki yanağımdan öpüp sıkı sıkı sarılarak. Bir sürü tembihte bulunuyor anneannemi üzmemem, uslu durmam konusunda. Ben de onu öpüyorum ve söz veriyorum, hiç yaramazlık yapmayacağım. Sonra çocukluğuma şu an bulunduğum taraftan bakıyorum, ne kadar da kolaymış o zaman verilen sözleri tutmak. Ne kadar tutulabilir sözlermiş o yaşlarda verilen sözler. Sonra yine dönüyorum o yaşlara..</p>
<p>Anneannem kahvaltımı hazırlamaya başlıyor ve sofraya çağırıyor beni. Yatakta yemek yenmez çünkü <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Yumurtayı karıştırıp karıştırıp ağzıma tıkıyor. Ağzıma tıkıyor diyorum, çünkü o kadar zor yemek yiyorum ki.. Bazen evin içinde koşturuyorum, anneannem elinde kaşık ve tabak arkamdan koşturuyor. Bazı öğle yemeği saatlerinde ben bir koltuğun tepesinden diğerine atlıyorum, anneannem yine elinde kaşık ve tabak beni takip etmeye çalışıyor. Bunların işe yaramadığı zamanlarda ise saklambaç oynuyoruz. Ben gözlerimi yumuyorum, anneannem saklanıyor. Gözlerimi açtığımda büyük bir hayalkırıklığına uğruyorum çünkü anneannem saklanmamış, sadece koltuğun üzerine oturup üstüne bir örtü örtmüş <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Belli ki hemen onu bulmamı istiyor, böylece daha çabuk yedirebilecek bana. Ben ise bunu o zamanlarda algılayamıyorum, zannediyorum ki saklanacak yer bulamadı ve bunun iyi bir yöntem olduğunu düşünüyor. Hemen bulmuyorum onu.. İçeriye gidiyorum arıyorum her yeri. Çünkü onu hemen bulursam üzülür iyi bir yere saklanamadım diye. O yaşlarda bu kadar incelik.. Korkuyorum <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Ahh anneannecim ahh ne kadar da uğraşmışsın benimle. Düşündüm de bizden iyi karikatürler çıkarmış..</p>
<p>Kahvaltımı ettikten sonra dayım uyanıyor.. Geliyor yanıma, şakalaşıyoruz. &#8220;<strong>Ömrüm</strong>&#8221; diye seviyor beni.. O zamanlar bilmiyorum ben 22 yaşına bile gelsem beni bu şekilde seveceğini <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Dayımın aldığı bebeklerle oynuyorum. Sonra üst komşumuz geliyor. Bana oyuncak tencere tava takımı almış. Havalara uçuyorum! Sonra uyku zamanım geliyor ve ben iki tane tek koltuğu birleştirip arasına yatıyorum. Küçücük yere sığıyorum. O kadar rahat bir uyku ki o, kafam o kadar rahat o kadar kaygısız ki.. Hemen dalıyorum uykuya. Hiçbir kötü şey görmemişim ki o zamanlar, öyle güzel rüyalar görüyorum ki..</p>
<p>Uyanıyorum ve sokaktan arkadaşlarım çağırıyor beni. Yemek yiyip iniyorum aşağıya. Top oynuyoruz, seksek oynuyoruz, taş kırıyoruz, birbirimizin kafasını kırıyoruz.. Beyaz olarak çıktığım eve siyah olarak dönüyorum annemin gelmesiyle birlikte. Hep birlikte yemek yiyoruz..</p>
<p>Sonra annem ve anneannem bana küçük bir oyun yapıyorlar. Annem gelip bana gizli bir şey söylüyor ve anneanneme söylememem için uyarıyor. Bunun adı &#8220;<strong>sır</strong>&#8220;dır, diyor. Sonra annem uyumaya gidiyor -daha doğrusu gidiyormuş gibi yapıyor, şimdi anlıyorum <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' />- anneannem yanıma gelip o konuyla ilgili bir şey soruyor. Ben hiçbir şey söylemiyorum.. Annemin bana o konuyla ilgili bir şey söylediğini bile belli etmiyorum. İkisi de mutlu tabi bu numaranın sonunda. Çünkü kızları sır tutmasını biliyor <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>Düşünüyorum da dönmek istemeyeceğim, acılarla üzüntülerle geçen bir çocukluğum da olabilirdi. Ne kadar şanslıyım ki çocukluğumun her aşamasının tadını çıkardım. Bir de üstüne tadı damağımda kaldı. Dün <em><strong>Sertap Erener</strong></em>&#8216;den &#8220;<a href="http://www.loglar.com/song.php?id=5492" target="_blank"><strong>İncelikler Yüzünden</strong></a>&#8221; şarkısını dinlerken belki de bu yüzden tuhaf oldum. Gözde&#8217;mle bizim şarkımız bu. Üzüldüğümüz, kırıldığımız, mutsuz olduğumuz zamanlarda bu şarkıyı dinleriz birlikte.. İleriki yaşların bana verdiği en büyük hediyelerden biridir bu eşsiz insan <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /></p>
<p>Her ne kadar öpücüklerle yatırılıp üstümün minik battaniyelerle örtüldüğü yatağıma geri dönemiyorsam da bunu hayal etmek bile güzeldi. Şimdi sanırım gerçeğe dönme zamanı..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2009/03/buyuk-olmaktan-sikildim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim Kopukluğu</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/11/iletisim-kopuklugu/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/11/iletisim-kopuklugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 18:23:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=398</guid>
		<description><![CDATA[Önümde 3 tane tarif edemeyeceğim zorlukta sınavlarım varken ben neden oturmuş bu yazıyı yazıyorum anlamadım; ama kendimi tutamadım da çünkü bu olayı sıcağı sıcağına yazmasaydım içimde kalacaktı. İki tane arkadaşım var. Birbirlerinden hoşlanıyorlardı ama söyleyemiyorlardı. İkisi de bana söylüyordu  [Şimdi her şey açığa çıktığı için rahatlıkla yazabiliyorum.] Bunların hikâyesini anlatayım sizlere&#8230;
Kız olana Duru diyelim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/iletisimsizlik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-399" title="iletisimsizlik" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/iletisimsizlik.jpg" alt="" width="222" height="140" /></a>Önümde 3 tane tarif edemeyeceğim zorlukta sınavlarım varken ben neden oturmuş bu yazıyı yazıyorum anlamadım; ama kendimi tutamadım da çünkü bu olayı sıcağı sıcağına yazmasaydım içimde kalacaktı. İki tane arkadaşım var. Birbirlerinden hoşlanıyorlardı ama söyleyemiyorlardı. İkisi de bana söylüyordu <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> [Şimdi her şey açığa çıktığı için rahatlıkla yazabiliyorum.] Bunların hikâyesini anlatayım sizlere&#8230;</p>
<p>Kız olana <strong>Duru </strong>diyelim, erkek olana da <strong>Metin</strong>. Aynı olayı ikisinin ağzından dinledim.. Önce Duru&#8217;dan başlayalım:</p>
<p>&#8220;Ya Tuğçe, bana ilgisi yok bence. Ben büyütüyorum herhalde. Bak şimdi, anlatayım.. Bu <em>beni Facebook&#8217;tan eklemiş</em> fazla bir muhabbetimiz olmadığı halde ama şimdi herkes herkesi ekliyor onun için bir şeye yormadım bu olayı. Ama sonra <em>mailler filan attı</em> Facebook&#8217;tan. <em>Biraz mailleştik</em> samimiyetimiz olmamasına rağmen. Maillerinden bir tanesinde Facebook&#8217;un chat&#8217;inde bir arkadaşıyla konuştuğunu ima eden bir şey yazmış işte chat&#8217;i eleştirmiş filan. Belki bu &#8216;<em><strong>Facebook chat&#8217;ine gir de orada konuşalım maille zor oluyor</strong></em>&#8216; demek istedi ama ben tam tersine girmedim ki benden MSN&#8217;imi istesin diye. Ama istemedi Tuğçe.. Yani ben de MSN&#8217;in iyi taraflarını övmüştüm tam o sırada <em><strong>&#8216;b</strong></em><strong><em>u arada senin de MSN&#8217;in ne, ordan konuşalım mı&#8217;</em></strong> tarzında bir şey sorabilirdi. Yanlış anlamaktan yoruldum artık onun için düşünmeyi bırakacağım.&#8221;</p>
<p>Şimdi Metin oğlumuza verelim mikrofonu:</p>
<p>&#8220;Tuğçe çok dertliyim ben.. Senin bir arkadaşın var ya ismi Duru, gerçekten çok hoş kız ama maalesef onun bana ilgisi yok sanırım. <em>Facebook&#8217;tan onu ekledim</em> ama bir görsen ekleyene kadar neler çektim eklesem mi eklemesem mi diye.. &#8216;<strong>ekle</strong>&#8216; düğmesine bastığımda kalbim yerinden çıkacaktı sanki. <em>Birkaç mailleştik</em> ve ben ona resmen &#8216;<em><strong>chat&#8217;e gir, ordan konuşalım</strong></em>&#8216; dedim. Ama Facebook&#8217;ta olduğu halde girmedi, ben de MSN&#8217;ini isteyip rahatsız etmek istemedim çünkü eğer isteseydi chat&#8217;e girebilirdi. Hem ilk adımı ben attım ilgisi varsa ikinci adımı o atabilirdi. Üff, bilmiyorum sence bana ilgisi var mı?&#8221;</p>
<p>Şimdi, ben ikisinin de birbirinden hoşlandığını biliyordum ama ikisinden de tembih aldığım için söyleyemiyordum. Ama şimdi bunları konuşup çok gülüyoruz. Fark ettim ki bir çok olayı yanlış anlayıp yanlış yorumluyoruz. Daha ilginci, aynı olayı farklı algılama potansiyeline sahibiz. Sanırım <strong>en güzeli şeffaflık</strong>. Bir şey hissediyor musun birine, açık ve net söyleyeceksin. Ama olmuyor işte.. Bir çok sebepten olmuyor.. Bu da yukarıdaki anlam karmaşasına yol açıyor. Bu, günlük hayatımızdaki iletişim kopukluğunun en basit örneği. Sebep olarak teknolojiyi mi göstereyim, yoksa makineleşen ve karşımızdaki insanın duygularını anlamak için gözlerine bakmak yerine maillerine bakan biz insanoğlunu mu göstereyim bilemiyorum. Karar sizin..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/11/iletisim-kopuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece Gülümsüyorum..</title>
		<link>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/11/sadece-gulumsuyorum/</link>
		<comments>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/11/sadece-gulumsuyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:20:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Kendimle ilgili bir şey söylerim, dinlemezsin; zaten biliyorsundur.
Yine kendimle ilgili bir şey iddia ederim; tersini savunursun.
Alacağım bütün kararlarda fazlasıyla, hatta belki benden bile çok söz sahibi olmaya çalışırsın.
Neyi isteyip neyi istemediğime sen karar verirsin.. Elinde olsa, &#8220;şunu isteme, bunu iste&#8221; bile dersin..
Beni benden bile iyi bildiğini sanırsın. Daha da kötüsü buna gerçekten inanır ve nedense [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimle ilgili bir şey söylerim, dinlemezsin; <em>zaten biliyorsundur</em>.<br />
Yine kendimle ilgili bir şey iddia ederim; <em>tersini savunursun</em>.<br />
Alacağım bütün kararlarda fazlasıyla, hatta belki benden bile çok söz sahibi olmaya çalışırsın.<br />
Neyi isteyip neyi istemediğime sen karar verirsin.. Elinde olsa, &#8220;<em>şunu isteme, bunu iste</em>&#8221; bile dersin..<br />
Beni benden bile iyi bildiğini sanırsın. Daha da kötüsü buna gerçekten inanır ve nedense bunu her fırsatta kanıtlamaya çalışırsın.. Oysa beni o kadar iyi tanısan, beni bu kadar başarılı bir şekilde çözdüğünü ispatlama gereği duymazsın ki.. Gerçekten haklıysan neden bunu kanıtlamak için uğraşırsın ki? <em>Kim güneşin varlığını kanıtlamaya çalışır?<br />
</em></p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/ukala.jpg"><img class="size-medium wp-image-387 alignleft" title="ukala" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/ukala-197x300.jpg" alt="" width="197" height="300" /></a>Şu bir gerçek ki, herkes kendisi ile ilgili kararlar verirken yanılır. &#8220;<strong>yanılabilir</strong>&#8221; demiyorum; &#8220;<strong>yanılır</strong>&#8221; diyorum. Sen yanılmamış birini gördün mü hiç? Peki senin gibiler ona &#8220;<strong>yanılıyorsun</strong>&#8221; dediği için mi yanılır? Bazen iki veya daha çok seçenek arasında kalabilir. Kendisi için hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu göremeyebilir. Bazen de sadece kendisi öyle istediği için bile bile yanlışa yürür. Bırak da ağız tadıyla yanlışa yürüyeyim! &#8220;<strong>insan her zaman doğruyu seçmelidir</strong>&#8221; diye bir kural mı var? Yanlışı tatmazsam doğruyu nasıl bileceğim? Asıl, doğru bildiğim şey beni yanılttıysa işte o zaman yandım! Gelsin &#8220;<strong>ben demiştim</strong>&#8221; cümleleri, gelsin &#8220;<strong>işte ya, dediğim oldu</strong>&#8221; tripleri.. Hayır sen bilmiyordun, sadece salladın ve tuttu! <strong>Hava tahmini</strong> gibi bir şey senin yaptığın! Bununla yüzleş ve bunu kabul et artık! Kabullenmek gerekirse.. Evet, sen demiştin.. Eeee? Yani? Senin bir çok dediğin de çıkmadı ama? Neden sadece yanlış çıkanları söylüyorsun da benim haklı senin haksız olduğun konuları söylemiyorsun? İnan &#8220;<em>ben demiştim</em>&#8221; demene gerek yok, ben senin dediğini zaten biliyorum emin ol. Madem karakter analizi yapmakta ve doğru karar vermekte bu kadar ustasın, senden mükemmel bir hayat performansı bekliyorum, göster kendini!</p>
<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/mr-know-it-all1.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-392" title="mr-know-it-all1" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/11/mr-know-it-all1-300x205.gif" alt="" width="286" height="205" /></a>[Bu yazıyı son zamanlarda hayatıma çok fazla karışan insanlara yazıyorum. Nedense bu aralar amip gibi çoğaldılar. Ayrıca, bu insanların hayatında birçok şeyin ters gittiğini, daha da önemlisi bunun sebebinin onların verdiği kararlar olduğunu görmek çok ilginç.. İyi açıdan bakacak olursak da, "<strong>benim kendime hayrım yok, bari başkaları için doğru karar vermeye adayayım kendimi</strong>" şeklinde bir tutum sergilemek istiyor olabilirler. Ama karşısındakini gıcık etmekten başka bir işe yarıyor mu bu? Bence yaramıyor. Ben de bu durumda gülümsüyorum sadece.. Tavsiye ederim, insanların kendilerini her şeyi biliyor sanmalarını seyretmek gerçekten çok eğlenceli..]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/11/sadece-gulumsuyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayallerine İhanet Etme, Hayata Mahçup Olma..</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/10/hayallerine-ihanet-etme-hayata-mahcup-olma/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/10/hayallerine-ihanet-etme-hayata-mahcup-olma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 21:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte yeni kafa karışıklıkları da başladı tabi.. 4. sınıfa geçmenin verdiği tedirginlik ve endişe ile kariyerim hakkında kafa yormak kötü bir şey.. Bir yanda idealindeki iş olmasa da sana ileride gerçekten iyi para kazandıracak ve çok mutlu olmasan da yeteri kadar başarılı olabileceğin, diğer yanda getirisi fazla olmasa da gerçekten &#8220;hep bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/10/durma.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-379" title="durma" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/10/durma-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte yeni kafa karışıklıkları da başladı tabi.. 4. sınıfa geçmenin verdiği tedirginlik ve endişe ile kariyerim hakkında kafa yormak kötü bir şey.. <em>Bir yanda idealindeki iş olmasa da sana ileride gerçekten iyi para kazandıracak ve çok mutlu olmasan da yeteri kadar başarılı olabileceğin, diğer yanda getirisi fazla olmasa da gerçekten &#8220;hep bunu istemiştim, bu işi yaptığım için çok mutluyum&#8221; diyebileceğin bir iş..</em> Evet, bu ikisi arasında gidip geliyorum. Maalesef ikisini birlikte sağlayan bir iş henüz bulamadım. Yeteri kadar aramadım belki de. Henüz 4. sınıfın başındayım. Yine de düşünmeye başladım.. Ve arkadaşlarımı düşündürmeye.. Arkadaşlarımın biriyle (neden ismini vermediğimi birazdan anlayacaksınız) bu konuda konuştuk. Beni derinden etkileyen ve kafamı berraklaştıran birkaç şey söyledi -her konuda olduğu gibi-. &#8220;<strong>Tuğçe, bu dünyaya ne için geldiğine inanıyorsan o olmalısın. Neyi yapmaktan mutlu olacaksan, sana ne uygunsa onu yapmalısın. İşini doğru yaptığın sürece para da zamanla gelecektir.</strong>&#8221;</p>
<p>Bunları neden anlatıyorum? Çünkü aynı arkadaşıma üniversitesindeki bir hocası Türk Dili dersinde bir paragraf vermiş ve bu paragrafın altına onu tamamlayacak bir paragraf daha yazmalarını istemiş. Benimki de bu konuşmamızdan etkilenerek -demek ki etkilenen sadece ben değilmişim <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' />- farklı bir bakış açısı ile olaylara yaklaşmış. Gerçekten böyle bir arkadaşım olduğu için, her zaman yanımda olduğu ve kaybolduğum zamanlarda beni tekrar dünyaya döndürdüğü için çok çok mutluyum ve ona bir kere daha teşekkür ediyorum <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /> Daha fazla uzatmadan sizi o yazıyla baş başa bırakıyorum..</p>
<blockquote><p>Saçlarını arkasında toplamış sarışın kadın! Kim derdi ki bugün, insanlar havuzdan çıktıktan sonra, tatil köyü halkı az sonra başlayacak düğüne hazırlanırken, tam o düğüne doğru yürürken, herkesin boğula boğula yemek yediği açık büfenin oradan geçip tam havuza doğru gidecekken, yağmur damlaları bungalovların çatılarına sağanaktan boşalırcasına yağacak ve hatta bungalovların çatılarında su akıtma tertibatı olmadığı için her taraf su içinde kalacak.. Ve sen, hani o düğünü hazırlayan ekibin başı, eteklerini sıyırıp koşmaya başladığında, kim nereden nasıl bilebilirdi ki senin 1968 yılındaki Olimpiyat seçmelerinde 400 metre engelli koşan bir atlet olarak ilk üçe girdiğini ve birinci ve ikinci ile birlikte Meksika Olimpiyatları&#8217;na davet edildiğinizi.. Senin o sıra evlenmek üzere olduğunu, kocanın ve ailesinin kıskançlık, kapris ve bilimum gereksiz duygulardan ötürü Meksika&#8217;ya gitmene izin vermediğini.. Yağmurun altında koşarken, sadece gözlerini ileriye dikmiş, sadece önünde, göğsünde hissedebileceğin ipi gözlerken, işte o hayali kopacak ip ve o kopmasını hayal ettiğin iple gelecek olan birincilik özlemi yerine görkemli resepsiyon binasının döner kapısına toslayacağını, hafifçe başının sarsılacağını, hatta başından biraz kan akacağını ama etrafındaki herkesin sana &#8216;bravo&#8217; seslenişleri yüzünden, içindeki, o eskilerden kalan hissi yeniden yaşayacağını kim nasıl bilebilirdi ki?</p>
<p>Başın sarılı oturduğun lobide sana sunulan çayla birlikte tatil köyünün çiçekçisinin sana getirdiği manolyaları kabul ettin, sevip okşadın. Dünya tarihinde 400 metreyi yağmur altında rüzgâra karşı bu kadar hızla koşan ilk şef garson oldun, daha ne olsun! Oysa ki açık büfeden start alıp resepsiyon binasının döner kapısında biten bu engelli koşun, yıllardır kabullenemediğin, çoktandır farkında olmana rağmen görmemek için gözlerini sımsıkı kapayıp kendini kandırdığın bu gerceği trajik  bır şekilde ortaya koymuştu işte. Titremen dursun diye elindeki çayı sıkı sıkı sarıyorsun ama nafile.. Titremen üşüdüğünden değil çünkü. Hani derlerdi ya &#8216;insana en büyük kötülük gene kendisinden gelir&#8217; diye. Geleceğinden, hayallerinden, umutlarından; yani kendinden, seni sen yapan şeylerden bu kadar kolay vazgeçerek yapabileceğin en büyük kötülüğü yaptıktan sonra, kendine saygını kaybetmiş bır şekilde lobide oturuyorsun şimdi hayata karşı&#8230;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/10/hayallerine-ihanet-etme-hayata-mahcup-olma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski Günlere Dair&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/09/eski-gunlere-dair/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/09/eski-gunlere-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 23:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık bir buçuk hafta önce Gözde&#8217;den ilginç bir mesaj aldım. Mesaj attığı saat 2:22 idi. Stajlarım dolayısıyla ancak Eylül&#8217;de tam anlamıyla tatile girmiş oldum. Geleneksel tatil anlayışıma uygun olarak da sabahlara kadar oturuyorum, gündüzleri uyuyorum. Bir senem o kadar yoğun, o kadar karmaşık ve yorucu geçiyor ki en azından bir ayı kendime ayırıp geceleri oturup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/hatira.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-366" title="hatira" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/09/hatira.jpg" alt="" width="370" height="413" /></a>Yaklaşık bir buçuk hafta önce Gözde&#8217;den ilginç bir mesaj aldım. Mesaj attığı saat 2:22 idi. Stajlarım dolayısıyla ancak Eylül&#8217;de tam anlamıyla tatile girmiş oldum. Geleneksel tatil anlayışıma uygun olarak da sabahlara kadar oturuyorum, gündüzleri uyuyorum. Bir senem o kadar <em>yoğun</em>, o kadar <em>karmaşık </em>ve <em>yorucu </em>geçiyor ki en azından bir ayı kendime ayırıp geceleri oturup kendimi dinlemek hoş oluyor. Çünkü hiçbir yerde ses seda yok, ne kapı çalıyor ne de telefon.. Hee, telefon demişken. Aslında pek de çalmıyor değil. Buradan da konumuza geri dönelim. Gözde mesaj attığı zaman dolayısıyla henüz uyumamıştım. Şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Uyudun mu? Lütfen uyumamış ol <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sad.png' alt='&#58;&#40;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#40;' />&#8221;</p>
<p>Ben de telaşlandım tabi o saatte bir şey mi oldu, yine ne yaptı bizim kız diye <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /> Aradım, &#8220;<em>Tuğçe çok fena oldum ben..</em>&#8221; dedi. &#8220;<em>N&#8217;oldu Gözde çabuk söyle bak valla kalpten gidicem</em>&#8221; dedim. Meğersem bizimki açmış ilkokul günlüğünü okumuş. Neden fena olduğunu sorduğumda; &#8220;<strong><em>O kadar mutluymuşuz ki o zaman.. Dünyamız ne kadar küçükmüş ama biz ne kadar büyükmüşüz. En ufak şeylerden o kadar mutlu oluyormuşuz ki. Birbirimize her zaman çok destek olmuşuz. Her şeyi paylaşmışız, birlikte ağlayıp birlikte gülmüşüz</em></strong>&#8221; cevabını aldım ve ben de başladım mı ağlamaya.. <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Biz iki <strong>akıllı(!) </strong>kişilik, gecenin bir yarısı karşılıklı ağlarken Gözde&#8217;den günlüğünden bazı yerleri okumasını istedim. İlkokul 7. ve 8. sınıflardan karışık yerleri okudu. Tabi o zamanlar bahsettiğimiz şeyler çoğunlukla hoşlandığımız çocuklardı <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Bu tür olaylara yeni yeni alışıyoruz, yeni yeni bir şeyler yaşamaya başlıyoruz.. Gözde okudukça fark ettik ki, ben her zaman yorumda bulunuyormuşum:</p>
<p>T: Gözde baksana, sana nasıl baktı kesin bir şeyler hissediyor.<br />
G: Taklit etsene, nasıl baktı?<br />
Ve ben taklit ediyorum..<strong>!!!</strong></p>
<p>G: Tuğçe görmüyor musun nasıl da samimiler yanındaki kızla! Nerden çıktı bu yaaa!<br />
T: Sen yanındaki kıza aldırış etme, baksana bi gözü sende, kıskandırmak için yapıyor.</p>
<p>T: Çabuk koş! Kantine gitti biz de gidelim.<br />
G: Ne alıcaz Tuğçe?<br />
T: Ay sorduğun soruya bak alırız bir şey ufff öldürüceksin sen beni!</p>
<p>Bunlar sadece birkaçı.. Bunları okuyunca, benim o sıralarda Gözde&#8217;nin yanında <strong>bilirkişi</strong> ünvanıyla durduğuma ve <strong>Güzin Abla</strong> görevi yaptığıma kanaat getirdik. Ama Gözde de bana aynı şeyi yapıyordu. Neler neler çevirmişiz. <em>Telefonla kimleri işletmişiz</em>, <em>sevdiğimiz kişiler hakkında bir şeyler öğrenebilmek için neler neler yapmışız</em>, <em>ne dolaplar çevirmişiz</em> hatırladıkça şaşırıp kaldık. Bir yandan deliler gibi güldük bir yandan da ağladık <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_karisik.gif' alt='&#196;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#196;&#58;' /> Apartmandakileri uyandırmadığımdan şüpheliyim <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_eyeroll.gif' alt='&#56;&#45;&#41;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#56;&#45;&#41;' /></p>
<p><strong>Ve sorduk kendimize</strong>.. Neden o zaman karşı tarafın bizi sevdiği bile belli değilken bu kadar mutluyduk da şimdi bizi sevdiğini söyleseler bile mutsuzuz? Kendimizce cevaplarımız vardı elbet ama hiçbiri bizi tatmin etmedi.. Büyümenin çok güzel olduğunu düşünürdük o zamanlarda. Hayaller kurardık. Ne hayaller hem de.. Kimse sınırlayamazdı onları. Ama <em>biz büyüdükçe hayallerimiz küçüldü</em>. Hayal ettiğimiz şeylerin gerçekte ne olduğunu gördük ve hayallerimiz sınırlandı. Belki de hiçbir şeyin hayallerdeki gibi olmayacağını düşünüp karamsarlığa kapıldığımız için <em>hayal kurmayı da bıraktık</em>..</p>
<p>Telefonu, <em>bahçede buz parmak yediğimiz, erkeklerin saçlarını çektiğimiz, kömürlerin üzerine çıkıp eve kapkara önlüklerle geldiğimiz günlere duyduğumuz özlemle</em> kapattık. Tek bir şey değişmemişti. <strong>İkimizin arasındaki bağ</strong>. Her ne kadar ortaokuldan sonra farklı şehirlerde liseyi bitirmiş olsak da 4 sene sonra buluştuğumuzda sanki hiç ayrılmamış gibiydik. Ve fark ettik ki güzel anılarımızı okuyup ağlamak, hatırlayıp ağlayabileceğimiz bir anımızın olmamasından çok daha iyi.. Biraz önce ben de günlüğümü buldum. Şimdi okumaya başlayacağım. Kâh ağlayacağım, kâh güleceğim uzun ve abuk subuk bir gece beni bekliyor yani <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /> Sizi merakta bırakmayıp bir sonraki yazımda alıntılar yapacağım merak etmeyin <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/09/eski-gunlere-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hep Aynı Nakarat</title>
		<link>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/07/hep-ayni-nakarat/</link>
		<comments>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/07/hep-ayni-nakarat/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 11:10:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Neden hata yapıyoruz?&#8221; diye sormak saçma bir soru olabilir. Çünkü insanız ve bazen doğru kararları alamayabiliyoruz veya sonuçlarının ne olacağını kestiremediğimiz için rasgele karar veriyoruz. Asıl soru şu: &#8220;Neden aynı hataları yapıyoruz?&#8221; Bir şeyi deneyip kötü sonucunu gördükten, bir karar verip olumsuz sonuç aldıktan sonra tekrar aynısını yapmak neden? Yenilgiyi görmeyi mi seviyoruz? Canımız sıkılıyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/07/umut.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-329" title="umut" src="http://tuuce.com/wp-content/uploads/2008/07/umut-237x300.jpg" alt="" width="237" height="300" /></a>&#8220;<strong>Neden hata yapıyoruz?</strong>&#8221; diye sormak saçma bir soru olabilir. Çünkü insanız ve bazen doğru kararları alamayabiliyoruz veya sonuçlarının ne olacağını kestiremediğimiz için rasgele karar veriyoruz. Asıl soru şu: &#8220;<strong>Neden aynı hataları yapıyoruz?</strong>&#8221; Bir şeyi deneyip kötü sonucunu gördükten, bir karar verip olumsuz sonuç aldıktan sonra tekrar aynısını yapmak neden? Yenilgiyi görmeyi mi seviyoruz? Canımız sıkılıyor, yapılacak başka bir şey olmadığından &#8220;<em>bari aynı yanlışı yapayım, en azından tanıdık</em>&#8221; mı diyoruz? Yoksa gerçekten şartların ve kişilerin değiştiğine inanıp &#8220;<strong>bu sefer farklı olacak</strong>&#8221; diye mi düşünüyoruz? En kötüsü ve açıklanamaz olanı ise şartların ve kişilerin aynı olduğunu bile bile bu sefer farklı olacağını düşünüp tekrar aynı şeyi yapmamız olsa gerek.</p>
<p>Kendime kızıyorum bu konuda. &#8220;<strong>Hem ağlarım hem giderim</strong>&#8221; mantığında ilerleyip &#8220;<strong>hem bilirim hem yaparım</strong>&#8221; tarzında yaklaşıyorum hatalara. Bu sefer aynı şeyin olmayacağına dair umudum olmaz mı? Olmasa tekrar yapmaya kalkışır mıyım? Ama olacağına dair inancım ağır basar çoğunlukla. Hatta bu sefer her şey farklı gitse, gerçekten de &#8220;bu sefer farklı olacak&#8221; dedirten şeyler olsa içimden &#8220;Noluyo ya? Neden her şey çok güzel gidiyor? Bir yanlış var bu işte. Bunun tekrar aynı olumsuz sonuca ulaşması gerekiyordu. Hadi! Tekrar aynı şey olsun da içimden gelen &#8216;Yine aynı şey olacak saf Tuğçe! Bile bile yine bunu yapıyorsun ya!&#8217; diyen ses haklı çıksın&#8221; diyorum. Acaba &#8220;<strong>ben demiştim</strong>&#8221; demeyi mi seviyorum diyorum.. Ama bunu kendime demek kötü de oluyor..</p>
<p>Aynı hatayı yapmamak bir yandan kolay; bir yandan zor. İşin içine insan girince zor. İnsanoğlu her şeyi karıştırıp zorlaştırdığı gibi bunu da zorlaştırıyor. Çünkü kendileri duygusal, <strong>gelgitli</strong>, bir yanı bir yanını tutmayan varlıklar oluyorlar.. En basitinden.. Elinde bir kapıya ait bir anahtar varsa onu takıp denersin ve olmadığını görünce anlarsın ki o anahtar o kapıya ait değil. Bir hafta sonra tekrar gelip &#8220;bakalım bu sefer olacak mı?&#8221; demek bir hatadır ve kapının açılma ihtimali yüzde <strong>sıfır</strong>dır<!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]-->. Ama içeride bir insan varsa kapıyı vurunca açmayabilir. Kapının açılmayacağını anlarsın ve gidip bir hafta sonra tekrar gelirsin. Bu sefer o kapının açılma ihtimali -yüzde kaç olduğu belirsiz olmakla birlikte- vardır. Fikrini değiştirmiştir, kendini değiştirmiştir vs. Açılmazsa “bu bir hataydı zaten, açmayacağını biliyordum” dersin ve “ben demiştim” kalıbını kullanırsın yine. Bir yandan da aslında garip bir şekilde için rahatlamıştır; çünkü bu tanıdık bir şeydir, daha önce görmüşsündür ve zaten beklediğin bir şeydir. “<strong>hata</strong>” deyip geçersin. Ama açılırsa şaşırırsın. Bir yandan sevinirsin, bir yandan “Ee şimdi ne olacak, ben açılmasını beklemiyordum ki. Peki bundan sonrası güzel olacak mı?” dersin. Hiçbir zaman tatmin olmadığımızın bir göstergesi aslında bu. <strong>İlla bir yerlerde bir sorun çıkacakmış veya çıkmak zorundaymış gibi düşünüyoruz. </strong></p>
<p>Hepimiz farklı konularda şansımızı denemek için hayattayız. Sanırım hata yapmamızın ve/veya aynı hatayı yapmamızın en önemli sebebi bu şansları denemek istememiz. Yani umut.. Sonucu değiştirebileceğimize dair, düzeni bozabileceğimize dair, kendimizi yenebileceğimize ve daha da önemlisi şartları yenebileceğimize dair umut.. Steve Mc. Queen’in dediği gibi: “<strong>Bir kere yaptım, yine yaparım</strong>”.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/07/hep-ayni-nakarat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Şeyin Başı Sağlık</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/06/her-seyin-basi-saglik/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/06/her-seyin-basi-saglik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 09:39:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[İnsan yaşamadan anlayamıyor.. Ben anladığımı sanırdım. Fakat aslında anlamamış olduğumu anlamam için ciddi bir hastalık geçirmem gerekiyormuş..
Cumartesi gününden beri -hastaneye gitmek dışında- yataktan kalkmamış biri olarak sokağa çıkmanın bile bir sağlıklı olma işareti olduğuna inanır oldum. Her şey o düğünle başladı.. Aslında sevmiyorum düğünleri. Sıkıcı ve boğucular. Ama öz abim saydığım insanın düğününe gitmemezlik edemezdim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan yaşamadan anlayamıyor.. Ben anladığımı sanırdım. Fakat aslında anlamamış olduğumu anlamam için ciddi bir hastalık geçirmem gerekiyormuş..</p>
<p>Cumartesi gününden beri -hastaneye gitmek dışında- yataktan kalkmamış biri olarak sokağa çıkmanın bile bir sağlıklı olma işareti olduğuna inanır oldum. Her şey o düğünle başladı.. Aslında sevmiyorum düğünleri. Sıkıcı ve boğucular. Ama öz abim saydığım insanın düğününe gitmemezlik edemezdim. Etmedim de.. Zaten hassas olan midemi bozan şeyin düğün pastası ve/veya yanında verilen meyve suyu olduğunu düşünüyorum. Anneanneme göre ise her zamanki gibi ince giyinmem ve üşütmem. Kazak bile giysem anneanneme göre üşütmüşümdür <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Haa, bir de &#8220;<strong>nazar</strong>&#8220;ı unutmamak lazım. Karşı komşularımız da &#8220;Vah yavrum, nazar oldu nazar boncuk takmadınız di mi kıza? Bi de kırmızı giymişti maşallah yavruummm&#8221; tezleriyle hastalığıma yeni bir boyut getirdiler. Nasıl bir hastalık geçirdim?</p>
<p>Düğünden geldikten sonra midemde ve bağırsaklarımda bi garipliğin olduğunu anlamak zor değildi. Bütün gece doğru dürüst uyumak bir yana, hiç uyuyamadım. Benimle birlikte ailem de tabi.. Ertesi gün hastaneye gittik. &#8220;<strong>Hastaneye gitmek</strong>&#8221; kalıbı ne kadar basit görünüyor. Ama bana göre tam bir işkenceydi ve imkânsız bir olaydı. Çünkü ayakta duramıyor, durduğum zaman da tansiyonum düştüğünden dolayı yere yığılıyordum. Zar zor hastaneye gidip bir iğne olup 2 şişe serum yedikten sonra biraz kendime geldim. Ama tekrar eve geldikten sonra anladım ki tam olarak kendim gelmemişim. Kâbus gibi bir 5 gün geçirdim. 5 gün nasıl kâbus olur? Hiçbir şey yiyemezsin, en çok sevdiğin, tok karna bile yiyebileceğin şeyleri görünce hatta duyunca ve hatta hatırlayınca bile miden bulanır, yediğin şeyleri anında kusarsın, kana kana su içmek istediğin halde miden bulanır diye içemezsin, kafanı televizyona bakmak için bile kaldıramazsın, tam iyileşir gibi olduğunda kısa bir süre sonra aslında arpa boyu kadar yol alamadığını fark edersin. Sonra, aynaya baktığın zaman suratının ve karnının içine çöktüğünü görürsün, suratının sapsarı olduğunu ve renge dair hiçbir şey olmadığını fark edersin, gözlerin yuvalarından çıkmıştır sanki.. Bu gördüğün kişiden korkarsın; daha fazla zayıflayacağından ve çökeceğinden korkarsın, eskiden aynaya baktığında gamzeli gamzeli gülen<br />
suratı yeniden görmek istersin, sürekli uyursun, uyumadığın zaman yatarsın çünkü ayakta başın döner. Annenin sana yaptığı pirinç lapası, sapsade makarna ve ekmek kızartması dışında hiçbir şey yiyemediğinden şeker ve tuz ihtiyacını karşılayamazsın, gecenin bir yarısı ayağa kalktığında her yer kararır ve sen düşersin kafanı duvara sağlam bir şekilde vurarak, ertesi gün bakarsın ki bacakların ve kafan morarmıştır. Bir türlü geçmez bu kâbus.. Korkarsın; çünkü daha önce hiç böyle olmamışsındır ve bu hastalığın geçeceğinden emin değilsindir. O anda <strong>ölüm korkusu</strong> başlar. Hastaneye gittiğin zaman doktorun seni görünce size korku dolu bakışından ne kadar ciddi bir durumda olduğunu öyle iyi anlarsın ki sen ondan daha çok korkarsın. Serumla birlikte seni o odadan o odaya taşırlarken etrafın garip bakışlarına maruz kalırsın. Ve o anda anlarsın ki aslında hastaneye gittiğinde yanından geçen onlarca sedyede yatan insan aslında çok acı şeyler yaşıyor.. Oysa ki sen bir bakış atıp geçersin ve iki saniye sonra unutur kendi <strong>derd(!)</strong>ine dalarsın. Dert demişken..</p>
<p>Neleri dert etmezdim ki.. Sınavda aldığım notları, geleceğimle ilgili planlarımı, arkadaşlarımla aramda olan bazı olayları, <strong>oramı buramı</strong>, <strong>şuyumu buyumu</strong>, <strong>öteyi beriyi</strong> vs vs.. Her şey halledilir, her şeye bir çare bulunur. Yeter ki sağlık yerinde olsun. Sağlık olmadan sokağa bile çıkamazken, telefonda bile konuşamazken.. En büyük keyiflerimden biri olan film seyretmek aklımın ucundan bile geçmedi, en büyük zaaflarımdan biri olan dondurmayı aramadım bile.. Ama tatlıya ihtiyacım olduğunu öyle bir anladım ki.. 2 gün boyunca şekere dair hiçbir şey vücuduma girmeyince 2 günün sonunda s<strong>adece bir muzun içerdiği şekerle vücudumun nasıl bayram ettiğini</strong>, muzun ilk dilimini tattığımda ağzımı nasıl bir gerginliğin kapladığını anlatamam. Oysa sağlıklıyken muzun içerdiği şekere şeker bile demezdim..</p>
<p>Bütün bunları neden anlattım? Hem hayatımdaki en ciddi hastalığa dair yazı yazmak istediğim için, hem de belki bu yazıyı okuyanların kendilerine göre çıkaracakları bir şeyler olur diye.. Sokağa çıkıyorsunuz, yürürken durup dondurmacıdan dondurma almaya karar veriyorsunuz, arkadaşlarınızla buluşup sinemaya gidiyorsunuz, okula gidip sınava giriyorsunuz, işe gidip geliyorsunuz, günlük hayatınıza devam ediyorsunuz. Ama şunun farkında değilsiniz ki binlerce şikayetinizin olduğu bu hayat bir çok insana göre mükemmel. Mükemmelin yanı sıra, &#8220;<strong>ulaşılmaz</strong>&#8220;. Bu insanlara ben dahil değilim; çünkü iyileştim sayılır. Fakat hep hastalığa mahkûm olanlar bizim &#8220;<strong>normal</strong>&#8221; saydığımız şeylerin yanından bile geçemiyorlar. Su bile içemedikten, bu ihtiyacını serumdan karşıladıktan sonra.. Gerçekten, <strong>Pollyannacılık</strong> deyin ne derseniz deyin ama hayatı sağlıklı yaşamak gibisi yok. Ve son bir şey..</p>
<p>Çok şanslı olduğumu bir kez daha anladım. Böyle bir ailem olduğu için. Ben yemedim, onlar da yemedi; ben uyudum, onlar uyumadı; gece gündüz başımda beklediler, her ağlayışımda başımı okşayıp &#8220;iyileşeceksin yavrum&#8221; dediler. Her şey gelip geçiyor, ama onlar kalıyor. Herkes kendini düşünüyor, ama onlar önce beni.. Ben kendim için bile bu kadar uğraşmazken nasıl oluyor da onlar bu kadar kendilerini harap ediyorlar anlamıyorum. Belki de anne olunca anlayacağım. Şu anda anladığım tek şey sahip olduğum en değerli varlıkların onlar olduğu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/06/her-seyin-basi-saglik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>N&#8217;olmuş Sokakta Kaybolmuşsam Yani?!</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/06/nolmus-sokakta-kaybolmussam-yani/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/06/nolmus-sokakta-kaybolmussam-yani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 23:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.com/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[Perşembe günü hayatımın en sarsık günlerinden biriydi. Final dönemindeyim, fenalardayım, normal değilim. Uykusuz geceler, kafein bombardımanları, baş dönmeleri, yorgunluk argınlık, bitkinlik vs vs göz önünde bulundurulduğunda aslında kaybolmam çok da anormal bir durum sayılmayabilir. Evet! Kayboldum! 
Her şey Perşembe sabahı okula uykusuz gitmemle başladı. Henüz festivalden kalan kas ağrılarım bile gitmemişti halbuki.. Gözlerim pörtlemiş bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span>Perşembe günü hayatımın en sarsık günlerinden biriydi. <strong>Final dönemindeyim, fenalardayım, normal değilim.</strong> <em>Uykusuz geceler</em>, <em>kafein bombardımanları</em>, <em>baş dönmeleri</em>, <em>yorgunluk argınlık</em>, <em>bitkinlik </em>vs vs göz önünde bulundurulduğunda aslında kaybolmam çok da anormal bir durum sayılmayabilir. Evet! Kayboldum! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Her şey Perşembe sabahı okula uykusuz gitmemle başladı. Henüz <em><strong>festivalden kalan kas ağrıları</strong></em>m bile gitmemişti halbuki.. Gözlerim pörtlemiş bir şekilde “Monetary Economics” (Para Politikası) sınavına girip çıktıktan sonra birazcık daha rahat nefes alabilir hale gelmiştim. Elimde benim boyutumu, taşıyabilme kapasitemi ele alırsak tonlarca sayılabilecek ağırlıkta kitaplar vardı. Hepsi <strong>kafamdan kalın</strong>, <strong>boyumdan uzun</strong>, <strong>gövdemden büyük</strong>tüler. Ve ben onları bir torbada taşımak zorundaydım. Bazı kitaplar Akın’ın olduğu için 13.30 gibi Beşiktaş’ta buluşup ona teslim edecektim. Planım tıkır tıkır işliyordu. İşlerim ilk defa ayarladığım gibi gitmiş, saati saatine yetişebilir duruma gelmiştim. Şile’den İstanbul’a tam 1 saatte gelmiştim; Levent Metro’dan Beşiktaş’a da yarım saatte inerdim ve tam saatinde Akın’la buluşurdum. Sonra<br />
hemen kitapları verir, evime gelir yemeğimi yediğim gibi hemen yatardım. Ne güzel planlarım vardı halbuki.. <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_angel.png' alt='&#40;&#65;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#40;&#65;&#41;' /> Ama.. Amaa…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Levent’te Metro’da indim, karşıya geçtim ve Beşiktaş’a inmek için otobüse bindim. <strong>O kadar yorgundum ki o an için otobüsün boş olması, Beşiktaş’a gitmesinden daha önemli gibi geldi.</strong> Tabelasına bakmadan atıvermişim kendimi içeri! Daha 1 durak geçmeden otobüs abuk subuk bir yere sapmasın mı?!! Zaten yeterli miktarda var olan mide bulantım arttı, şekerim çıktı, panik stres hipertansiyon olmadım mı? Hemen düğmeye bastım ve ilk durakta inip karşıya geçip Beşiktaş’a giden bir otobüse binmeyi planladım. Ama “<strong>Çamlık</strong>” diye adlandırılan bu ulvi duraktan hiçbir otobüs geçmiyordu! Taksi filan da hak getire! Kaldım mı ben elimde kendimden büyük bi torba, koskoca çanta, ölmüş bir vaziyette taksisiz, otobüssüz kıyıda bir yerde! Son çare psişik güçlerimi kullanıp “<strong>evet, gözlerimi açtığımda Beşiktaş’ta olacağım</strong>” bile dedim; işe yaradı mı yaramadı mı burada söylemeye hiç gerek yok! <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_teeth.png' alt='&#56;&#111;&#124;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#56;&#111;&#124;' /> Gözlerimi açtığımda telefon çaldı onun yerine. Akın’dı tabi ki. daha tek kelime ettirmeden “<em>Ya Akın, Çamlık diye bi yerde indim. Yanlış otobüse binmişim</em>” gibi bıdı bıdı cümleler kurunca “<em>Tuğçe, sakin ol tamam kaçta gelirsen gel sağlam gel</em>” cevabıyla karşılaşınca rahatladım biraz. Önüme çıkan ilk kişiye sorup nereden yürümem gerektiğini öğrenince daha bir rahatladım. Yürü, yürü, yürü, bu arada torban o yüke dayanamayıp kopsun, sen onunla uğraş bir de, sonra ayakkabı bağın ikide bir çözülsün, ellerini torba kessin artık taşıyacak gücün olmasın, bir sürü zaman ve enerji kaybet… <strong>Ahhh ahhh</strong>.. Neyse, sonunda Beşiktaş’a inen ana yola çıktım ve  eredeyim diye algılamaya çalışırken kaderin bir cilvesiyle karşılaştım diye düşünmeden edemedim. Burası, servisten indiğim yerdi ve ben tekrar Metro’nun olduğu yerdeydim. Hayatımda hiç bu kadar <strong>deja vu </strong>olmamıştım <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_psikopat.png' alt='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' /> Hâlime öyle bir sırıttım ki yanımdan geçenler de bana aptal aptal sırıttı, çok komikti <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Yaklaşık 1 saat önceki yaptığım her şeyi tekrar yaptım. Yanlış yöne sapan bir otobüse binmek dışında tabi! Şaka gibiydi yani… Böyle bir fiyaskonun ardından benimle alay etmek için fırsat gözleyen Akın’la buluşmak da tam bir—Düşündüm de asıl fiyasko buydu. O sırada annem aradı, Akın’ı isteyip “<em>aman sakın yanlış otobüse binmesin yanlış yola sapmasın</em>” diye tembihler etti, ikisi bir olup benimle alay ettiler <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Öyle şuursuz bir haldeydim ki Akın’a hangi kitapları vereceğimi, hangi yoldan eve gideceğimi, hangi ışıkta karşıdan karşıya geçeceğimi Akın’ın önderliğinde hatırladım. Kaç paralık akbil dolduracağıma bile o karar verdi<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /> Buradan kendisine hem teşekkürlerimi sunuyor, hem de hayat boyu bu olayı önüme tekrar tekrar sunacağını bildiğim için de şimdiden peşin olarak kendisini kınıyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Aslına bakarsak, insan hayatında böyle şeylerle çok karşılaşmıyor mu? Farkında olmasak bile hayatta birçok kez başladığımız yere geri dönmüyor muyuz? Birçok planla ve umutla başladığımız bir noktadan ulaşmak istediğimiz noktaya giderken çok çaba harcamamıza ve var gücümüzle çalışmamıza rağmen tekrar en başa döndüğümüzü, bir arpa boyu kadar bile yol alamadığımızı görmüyor muyuz? Tıpkı <strong>Linkin Park</strong>’ın “<strong>In The End</strong>” şarkısında dediği gibi: “<strong>I tried so hard and got so far; but in the end it doesn’t even matter…</strong>” Uğraşlarımızın hiçbir fayda sağlamadığını gördüğümüz zaman duyduğumuz türden <strong>sinir</strong>, <strong>öfke</strong>, <strong>nefret</strong>, <strong>hissizlik </strong>başka ne zaman duyulur acaba? Nedendi o zaman bu kadar çaba? Madem aynı yere gelecektim neden uğraştım, neden zamanımı ve enerjimi, üstelik umudumu harcadım diye sormaz mıyız? Aslında ben sormuyorum.. Sormamak lazım diye de düşünüyorum. Belki de o süreci yaşamamız gerekiyordur. Hiçbir anlamı olmayan bir süreçmiş gibi görünmesine rağmen “<strong>hayat tecrübesi</strong>” adı altında bize mutlaka bir şeyler kazandırıyordur. Kaldı ki, bir şeyin olumsuz sonuç vereceğini veya hiç sonuç vermeyeceğini yaşayıp görmek, ne sonuç vereceğini bilmemekten iyidir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Yazımı burada sonlandırmak istiyorum; lâkin gecenin bir yarısı oldu ve uzadıkça saçmalayabilirim. Yazı yazmadığım bu süre içerisinde bana mail gönderip yazmamı isteyen herkese çok teşekkür ediyorum. “</span><em><span lang="EN-US">msn de online </span><span>olacağına</span><span> </span><span>git de bişiler yaz sitene&#8230; Yeter be Tolkien&#8217;in kitapları için bile bu kadar merakla beklemedim ben</span></em><span lang="EN-US">” </span><span>ve “<em>hangi ünv deydin sen tuce? hayır yeter bak protesto için ünvye gelicem yeter</em> <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' />” deyip deyip beni yazmaya teşvik eden <strong>Serhat</strong>’a, final zamanlarımda fıkralarla ve kişisel iletileriyle keyfimi yerine getiren <strong>Serkan</strong>’a, shoutbox’ımda kendimi özlettiğimi söyleyen <strong><a title="Fatih'in Blogu" href="http://blog.bigadicmania.com" target="_blank">Fatih</a></strong>’e ve yazı yazmamı isteyen diğer arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Ama <a href="http://www.soundlessness.net" target="_blank"><strong>Sera</strong></a>’yı özellikle belirtmek istedim; çünkü en iyi o ifade etmiş.. </span><span>O kadar çok istemiş ki yeni yazı yazmamı, söyleyememiş bile: “<strong>Yeni yazı istiyere</strong>” deyip kalmış <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Tişkür ederim Sera <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /> Sen de olsaydın festival daha bi güzel olurdu seneye mazeret kabul etmiyoruz =)<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/06/nolmus-sokakta-kaybolmussam-yani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatımız İnternet Olmuş!</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/02/hayatimiz-internet-olmus/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/02/hayatimiz-internet-olmus/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 17:04:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Saçmalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/hayat/2008/02/hayatimiz-internet-olmus/</guid>
		<description><![CDATA[Yarıyıl tatili bitti&#8230; Bir şey anladım mı? Bu soruyu es geçmek istiyorum mümkünse! 
Son 1 haftadan beri -belki de daha fazla- internete girmedim. MSN&#8216;i açmadım, Facebook&#8216;a girmedim, kendi siteme bile girmedim. Hatta uzun bir süre maillerimi bile kontrol etmedim. Neden yaptım bunu? Hem internetsiz bir hayatın nasıl olduğunu unuttuğum ve belki de özlediğim için, hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yarıyıl tatili bitti&#8230; Bir şey anladım mı? Bu soruyu es geçmek istiyorum mümkünse! <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_angry.png' alt='&#58;&#64;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#64;' /></p>
<p>Son 1 haftadan beri -belki de daha fazla- internete girmedim. <strong>MSN</strong>&#8216;i açmadım, <strong>Facebook</strong>&#8216;a girmedim, <strong>kendi siteme</strong> bile girmedim. Hatta uzun bir süre maillerimi bile kontrol etmedim. Neden yaptım bunu? Hem internetsiz bir hayatın nasıl olduğunu unuttuğum ve belki de özlediğim için, hem de tatilimi sanal ortamdan çok gerçek ortamda geçirmek istediğim için. Çok değişik sonuçları oldu. Kendimi deney yapmış gibi hissediyorum ve bu deneyin sonuçlarını sıralamak istiyorum:</p>
<p><strong>1)</strong> Sanal ortamda alışık olduğumuz hareketlerin gerçek ortamdaki karşılıklarını özlediğimi fark ettim. Bu hareketler kötü bir şeyler ifade etse bile.. Mesela; MSN&#8217;de birini engellemenin karşılığı ona bağırmak veya kötü sözler söylemek, Facebook&#8217;ta birinin fotoğrafını &#8220;tag&#8221;lemenin karşılığı buluştuğunuz arkadaşlarla fotoğraf çektirmek, MSN&#8217;de birini titreştirmenin karşılığı o kişinin suratına &#8220;<strong>Heeey beni dinliyor musun?!?!</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Kendine gel ve beni dinle</strong>&#8221; demek, yine MSN&#8217;den birine şarkı göndermenin karşılığı o kişinin gözlerine bakarak o şarkıyı söylemek, birine mail göndermenin karşılığı küçük bir zarfa bir şeyler karalayıp onu elden vermek -böylece o kişiyi her hatırlamak istediğinde bilgisayarı açmak zorunda kalmazsınız-, internetten manzara fotoğraflarına bakmanın karşılığı bizzat o yerlere gidip o havayı solumak olabilir.. Özlemişim.. Gerçekten çok özlemişim.<br />
<strong> 2)</strong> Artık hiç kimsenin sizin bir gün bile olsa internete girmemenize olasılık vermediğini fark ettim. MSN&#8217;e günler sonra girince daha önce aldığım mesajlar o an yığıldı ve birçoğunda beni rahatsız eden cümleler vardı. Mesela; &#8220;<strong>Tuuuğğğççeeee!! Nerdesin bak orda olduğunu biliyorum hemen çık</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Niye cevap vermiyosun bu saatte MSN&#8217;de olduğunu biliyorum ayıp ediyosun ama hani konuşacaktık?</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Hadi dün girmedin diyelim bugün de mi girmedin dün yazdığım şeyleri görmedin?</strong>&#8221; gibi cümleler. Yani inanamıyorum.. <strong><em>Elma dersem çık, armut dersem çıkma</em></strong>, <em><strong>açıl susam açıl</strong></em>, <em><strong>damlaya damlaya göl olur</strong></em> tarzında cümleler yazacaklarına o kadar merak ettilerse telefondan arayıverselerdi bu arkadaşlar.. Aslında iyi oldu bir bakıma. Bu sayede &#8220;<strong>Aaa Tuğçe internetteymiş bi merhaba diyeyim bari</strong>&#8221; deyip internete girmeyince de cevap vermemekle suçlayanlarla &#8220;<strong>Ya Tuğçe kaç günden beri yok dur bi arayayım şunu</strong>&#8221; deyip arayanlar arasındaki farkı da anlamış oldum. Bir de şu olay var: Facebook&#8217;a girdiğim zamanlarda çıkmayı unutuyorum ben <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Yani sayfa öylece açık duruyor, ben içeride televizyon seyrediyorum, camdan bakıyorum, kitap okuyorum vs vs. Fakat beni Facebook&#8217;ta çevrimiçi gören bazı arkadaşlarım &#8220;<strong>orada olduğunu görüyorum yakaladım seni hahaha</strong>&#8221; tarzında ilginç bir fikre kapılıyorlar. Şahsen, kendi internet ortamımda kimseden kaçıp saklanmak gibi bir zorunluluğum, zevkli bir şeyi işkence hâline dönüştürmek gibi bir niyetim yok. Bilgisayar başında değilsem değilimdir, cevap vermiyorsam kişisel algılanmasın lütfen..<br />
<strong> 3)</strong> Tatil boyunca akşamları eve gelir gelmez bilgisayara sarılıp sanki biri onu kaçıracakmış veya elimden alacakmış gibi hareket etmek yerine eşofmanlarımı giyip içeride ailemle televizyon seyredip lagaluga yaptım <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /> Sadece ders programı almak için internete girdim ve o gün delirdim zaten. İnternetten ders programı almak kadar iğrenç bir şey yok! Allah düşmanımın başına vermesin.. Versin mi yoksa? <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' /><br />
<strong> 4)</strong> Her şey iyi hoş da, 1 haftanın sonlarına doğru <strong>ellerim titremeye</strong>, <strong>salyalarım akmaya</strong> başladı. <strong>Kısmi nöbet</strong> geçirdim geçirecektim ki internete zor attım kendimi <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Çünkü her şeyim internette. Her şeyde internete koşuyorum. Mesela; artık sözlük kullanmıyorum ve bilmediğim bir kelime olunca anında ya <a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA" title="Türkçe Sözlük" target="_blank">TDK</a> ya da <a href="http://www.seslisozluk.com" target="_blank">Seslisözlük</a> yetişiyor imdadıma. Bir film hakkında bir şeyi merak ettiysem <a href="http://www.imdb.com" target="_blank">IMDB</a> ve <a href="http://beyazperde.mynet.com/" target="_blank">Beyazperde</a> ilk baktığım sitelerdir. Bir yerin adresi veya telefonu lâzım olsa hemen internete koşarım. Daha da bir sürü şey.. Yani interneti hayatımdan çıkarmam elbette imkânsız.<br />
Başka sonuçlar varsa da şu anda aklıma gelmiyor; çünkü aklım pek yerinde değil. Yine grip yapacağını yaptı ve tatilde bile beni buldu, bir türlü bırakmıyor. &#8220;<strong><em>Artık ayrılmalıyız, ayrı dünyaların insanlarıyız</em></strong>&#8221; diyorum, &#8220;<em>S<strong>eni bırakamam Tuğçe, sen mükemmel bir kızsın, bence biz birbirimiz için yaradılmışız neden anlamak istemiyorsun?</strong></em>&#8221; diyor; ben &#8220;<strong><em>ama ben seni sevmiyorum tek taraflı bir aşk bu</em></strong>&#8221; diyorum, o &#8220;<em><strong>neden bana bir şans vermiyorsun</strong></em>&#8221; diyor. Şimdilik o kazanıyor gibi, ama onu antibiyotikle aldattığımı öğrenince muhtemelen beni kendi isteğiyle terk edecek..</p>
<p>Sanırım son birkaç cümle akıl sağlığım hakkında bilgi vermiştir sizlere <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_mutlu.png' alt='&#58;&#77;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#77;' /> Saygılar efenim..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/02/hayatimiz-internet-olmus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şanslı Olmak İçin İllâ Piyango Çıkması Gerekmiyor&#8230;</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2008/01/sansli-olmak-icin-illa-piyango-cikmasi-gerekmiyor/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2008/01/sansli-olmak-icin-illa-piyango-cikmasi-gerekmiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jan 2008 02:35:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/hayat/2008/01/sansli-olmak-icin-illa-piyango-cikmasi-gerekmiyor/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün aslında çok sıradan, çok önemsiz gibi görünen bir olay üzerine düşünüp kendimi şanslı hissettim. Anlatayım:
Salı başlayan final kâbusu Cuma günü sona erdi -en azından 5 günlüğüne-. Ben bu 4 gün içinde en fazla 10 saat uyudum, uyumadım. Perişan oldum resmen. Cuma eve geldim, yemek yiyip direk yattım ve uyudum, uyudum, uyudum. Sonra yine uyudum, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün aslında<strong> </strong>çok <strong>sıradan</strong>, çok <strong>önemsiz </strong>gibi görünen bir olay üzerine düşünüp kendimi <strong>şanslı</strong> hissettim. Anlatayım:</p>
<p>Salı başlayan final kâbusu Cuma günü sona erdi -en azından 5 günlüğüne-. Ben bu 4 gün içinde en fazla 10 saat uyudum, uyumadım. <strong>Perişan</strong> oldum resmen. Cuma eve geldim, yemek yiyip direk yattım ve <em>uyudum</em>, <em>uyudum</em>, <em>uyudum</em>. Sonra yine <em>uyudum</em>, biraz da <em>uyuyayım </em>dedim ve <em>uyudum</em>. Arada bir kalktım, evin içinde dolandım falan.. Dün (Cumartesi) fark ettim ki, <strong>yatakta şeklim çıkmış</strong> <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Neyse, sağolsunlar birçok arkadaşım benim bu ortadan kaybolmam dolayısıyla arayıp sordular. Özellikle bugün bir arkadaşımla konuşurken bir şey dikkatimi çekti. Beni merak ettiğini, hayatımda son zamanlarda yaşadığım bir olay hakkında endişelendiğini ve ihtiyacım olan bir şey olup olmadığını sordu. O yoğunlukta nasıl unutmamış, nasıl hatırlamıştı şaşırdım. Bir önceki gün de, taa o zamanda neler yaptığımı, neleri sevdiğimi, nelerden nefret ettiğimi, beni nasıl kızdırdığını ve benim de ne tepkiler verdiğimi anlatan bir ortaokul arkadaşımdan mail geldi. Halbuki bunlara gerek yoktu, ben de çok iyi hatırlıyordum onu. Ama o kadar şeyi aklında tutmasına <strong>yine</strong> şaşırdım.</p>
<p>Bugüne kadar &#8220;<strong>iyi</strong>&#8221; arkadaş olarak seçtiğim insanlar benim neyi sevip neyi sevmediğimi bildiklerini, eskiden söylediğim en ufak bir şeyi akıllarında tuttuklarını, benim hakkımda detaylara önem verdiklerini her şekilde belli ediyorlar. Ne kadar şanslıyım ki bana bunu hissettiriyorlar. &#8220;<strong>Ama Tuğçe sen orayı sevmezsin ki sırf benim yüzümden gitmeyelim</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Tuğçe sen benden 2 sene önce şunun CD&#8217;sini istemiştim ben bulamamıştım o şarkıları şimdi veriyorum o yüzden</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Senin başına 4 ay önce de böyle bir şey gelmişti o zaman da aynı şeyleri düşünmüştün</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Bence böyle yap; çünkü sen bu karakterde bi insansın</strong>&#8221; cümleleri belki de çoğumuzun günlük hayatta az ya da çok duyduğu ama farkında olmadığı cümleler. Halbuki bu cümleleri duyan insanlar çok şanslı olduklarını bilmiyorlarsa yazık ediyorlar. Hayatta onlara değer veren insanların varlıklarını fark etmeyen, onlar için ne ifade ettiklerini gözden kaçıran insanları <strong>hayata bağlayan şey nedir</strong> merak ediyorum. Beni tanıyan tanır, arkadaşlık ilişkilerimde hep fedakâr, hep hassasımdır. Karşılığını alacağım diye yaptığım bir şey değil bu. Yapıyorum, çünkü öyle mutlu oluyorum. Yapıyorum, çünkü insanlara değer vermek hoşuma gidiyor. Karşılık beklemeden, karakterim dolayısıyla yaptığım bir şeye karşılık alamasam yine de yapardım. Ama alıyorum, hem de fazlasıyla. Alınca daha da mutlu oluyorum. Ve buradan, geç de olsa, bana bunun karşılığını verenlere teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum ki, önemli olan karşılık vermek zorunda olduğumuz şeylere değil, karşılık vermek zorunda olmadığımız hâlde sadece istediğimiz için karşılık vermemiz. Hayatınızda böyle insanlar varsa siz de onların kıymetlerini bilin ve teşekkür edin bence <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Naçizane.. <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_angel.png' alt='&#40;&#65;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#40;&#65;&#41;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2008/01/sansli-olmak-icin-illa-piyango-cikmasi-gerekmiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çöp Kutusu Mu Beyin Mi Belli Değil</title>
		<link>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/01/cop-kutusu-mu-beyin-mi-belli-degil/</link>
		<comments>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/01/cop-kutusu-mu-beyin-mi-belli-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 14:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/bilinc-akisi/2008/01/cop-kutusu-mu-beyin-mi-belli-degil/</guid>
		<description><![CDATA[Şu anda beynimi koskocaman bir çöp kutusu gibi hissediyorum. Sanki beynimin içinde kıvrımlar yok da bir elektrik süpürgesi var. Ne var ne yok yutuyor, gerekli gereksiz ayırt etmeden. Beynim de doğal olarak uyuşuyor tabi. Bu uyuşukluk bacaklarıma, kollarıma, tüm vücuduma yayılmış gibi. Damarlarımın içi ağrıyor, kanım donmuş gibi, düşüncelerim karıncalanmış&#8230; Ayağımı uzatıp günlerce dinlenmek, uyumak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu anda beynimi koskocaman bir çöp kutusu gibi hissediyorum. Sanki beynimin içinde kıvrımlar yok da bir elektrik süpürgesi var. Ne var ne yok yutuyor, gerekli gereksiz ayırt etmeden. Beynim de doğal olarak uyuşuyor tabi. Bu uyuşukluk bacaklarıma, kollarıma, tüm vücuduma yayılmış gibi. Damarlarımın içi ağrıyor, kanım donmuş gibi, düşüncelerim karıncalanmış&#8230; Ayağımı uzatıp günlerce dinlenmek, uyumak, dalga sesi dinlemek, pofuduk yastığıma sarılmak istiyorum. Herkesten uzak, her şeyden uzak. Yoruldum&#8230; Çok yoruldum&#8230; İstediğim şeylere vakit ayıramıyorum, gereksiz şeylere kafamı yoruyorum. Gözlerim o kadar ağırlaştı ki kaldıramıyorum onları. Boynumu kıpırdatamıyorum. Arkama dönüp bakamıyorum. İlerisini hiç göremiyorum. En iyisi bir süre bulunduğum yerde oturmak, hareketsiz kalmak diyorum. Ona da izin vermiyorlar. Her bir yandan itiyorlar, kimse itmezse şiddetli bir rüzgâr esiyor ve istemediğim yerlere götürüyor beni. &#8220;Acelem yok, beklerim&#8221; diyorum, dinlemiyorlar, dinlenmeme izin vermiyorlar. Oysa ki tek istediğim şey bana huzur veren insanlarla olmak. Ne yazık ki onlara zaman ayıramıyorum. Bir yandan saçmasapan ödevler, sınavlar, vıc vıc şeylerle uğraşıyorum; bir yandan gereksiz kişilerle. Neden beynimi doğru dürüst kullanamıyorum? İnsanın beynini istediği gibi kullanamamasına engel ne? Tabi ki hisleri. Eğer hisleri olmasaydı bütün insanlar aynı olmaz mıydı? Robot gibi, kolay tahmin edilebilir, uzaktan kumandayla çalışan vs vs.</p>
<p>Evet… Tek istediğim ayaklarımı uzatıp yatmak, hiçbir şey düşünmeden. Rüyamda çocukken oynadığım bebeklerimi versinler elime. İlkokul yıllarına geri dönmüş olayım. Bahçede seksek oynadığımız, dondurma yeme yarışı yaptığımız, su savaşı yaptığımız yıllara… Uyandıktan sonra da yenilenmiş olayım. Beynim parıl parıl parlasın. Zinde ve dinç olayım. Çöp kutusunu sadece mutfakta göreyim. Bu kadar…</p>
<p>[Bir arkadaşım geçenlerde bana "Tuğçe, yazılarına sinir oluyorum. Sanki hiçbi derdin yok hep gülüp eğleniyosun. Sitene öyle hayat güzel her şey güzel lalallalalaaa tarzı yazılar yazma diyorum, normal bir insan gibi senin de depresif anlarının olduğunu kabullen" dedi. Kabulleniyordum, ama yazmıyordum pek. Buyrun <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> ]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/bilinc-akisi/2008/01/cop-kutusu-mu-beyin-mi-belli-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2008~2008~2008~20808~2008~2008~2008~2008</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2007/12/200820082008208082008200820082008/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2007/12/200820082008208082008200820082008/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 17:38:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/hayat/2007/12/200820082008208082008200820082008/</guid>
		<description><![CDATA[2007&#8242;nin son gününde, son akşamında şöööyle bir dönüp baktım geçmiş yıllara.. Derine inmeden.. Çocukluğumuzda arkadaşlarımla evcilik oynarken hep &#8220;şimdi ben 18 yaşında oliym, sen de 19 yaşında ol tamam mı?&#8221; derdik birbirimize. Bir diğerimiz de &#8220;ben niye 19 oluyorum yaa sen 19 ol, ben 18 olucam!&#8221; derdi. O yaşta en büyük hayalimiz nedense 18 yaşında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2007&#8242;nin son gününde, son akşamında şöööyle bir dönüp baktım geçmiş yıllara.. Derine inmeden.. Çocukluğumuzda arkadaşlarımla evcilik oynarken hep &#8220;şimdi ben 18 yaşında oliym, sen de 19 yaşında ol tamam mı?&#8221; derdik birbirimize. Bir diğerimiz de &#8220;ben niye 19 oluyorum yaa sen 19 ol, ben 18 olucam!&#8221; derdi. O yaşta en büyük hayalimiz nedense 18 yaşında olmaktı. Şimdi 18 yaşım geldi, çoktan geçti bile <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /></p>
<p>Hayatımın öyle anları var ki çok geçmişte olmasına rağmen hala unutamadığım.. Öyle hataları var ki elime fırsat geçse düzeltmek isteyeceğim. Ve öyle olayları var ki elimde olsa hemen değiştireceğim.. Bazı gerçeklerle yaşamak zor oluyor. Ne geçmişe dönüp bir şeyleri değiştirmek mümkün oluyor, ne de geçmişi unutmak.. Gerçi bazen de tam tersini düşünüyorum. O hataların veya değiştirmek istediğim olayların da bir anlamı olduğunu.. Evet, belki belli bir zaman bende kötü bir etki bırakıyorlar ama hayatımızdaki olaylar zincirleme geliştiğinden &#8220;<strong>kötü</strong>&#8221; diye nitelendirdiğim olay tahmin edemeyeceğim kadar güzel bir olaya sebep olabiliyor. Son zamanlarda çok yaşadım. Hata yaptığımı düşündüğüm her olay o hatanın olmadığı takdirde asla elde edemeyeceğim şeyleri verdi bana.. Demem o ki, aslında her şeyin bir anlamı var. Çok az şeyin anlamı yok; bunların anlamının olmamasının sebebi de anlamı olanlara &#8220;<strong>anlamlı</strong>&#8221; diyebilmemizi sağlamak. Kim &#8220;<strong>anlamlı</strong>&#8220;yı görmeden bir şeye &#8220;<strong>anlamsız</strong>&#8221; diyebilir ki?</p>
<p>Ve bu akşam yeni bir seneye giriyoruz. Hepimizin farklı farklı beklentileri var yeni yıldan. Çoğumuz deriz &#8220;yeni yıla nasıl girersek öyle geçer&#8221; diye. <strong>Hikâye!</strong> Ben 2000 yılına örgü örerek girmiştim!<img src='http://tuuce.com/smilies/diger_kal.gif' alt='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#32;&#107;&#97;&#108;&#58;' /> <strong>İş Eğitimi</strong> diye &#8220;<strong>anlamlı</strong>&#8220;<strong> </strong>bir dersimiz vardı ve <strong>koskocamaaan </strong>bir atkı örmem gerekiyordu. Yetiştirememiştim ve durmadan örüyordum. Bir baktım saat 12 oluyor ve millet geri sayıma başlamış. Ben yünlere dolandım ve bir türlü kurtulamadım. Sonunda teslim oldum amaaann deyip örgü örmeye devam ettim ve öyle girdim yeni yıla <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' /> Ama o yıldan sonra hiç de örgü örmedim! Acaba başka nasıl girilir ki yeni yıla? <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' /></p>
<p>Son olarak, son derece rahatsız olduğum bir konuya değinmeden edemeyeceğim. İnternetten gönderilen kartlarda, MSN&#8217;deki kişisel iletilerde, dükkânların camlarında, yılbaşı arifesi satılan pek çok eşyada neden &#8220;<strong>Happy New Year</strong>&#8221; yazısı var?!? Günlük hayatta çevremizdeki insanların yeni yılını kutlarken &#8220;<strong>iyi seneler</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>iyi yıllar</strong>&#8221; dediğimiz halde neden yazılarımızda &#8220;<strong>Happy New Year</strong>&#8221; var?! Düşünsenize, marketten alışveriş yapıyorum ve çıkarken kasiyere &#8220;<strong>Happy New Year</strong>&#8220;; kasaptan et alıp çıkarken &#8220;<strong>Merry Christmas</strong>&#8221; diyorum. Kasiyer şaşkın şaşkın bakar, kasap direk dalar!</p>
<p>Daldan dala atladığım bu yazıya bir an önce son veriyorum. 2008&#8242;in <strong>pişmanlıklardan uzak</strong> ve <strong>anlamlı </strong>bir yıl olmasını diliyorum.. Hepimize iyi yıllar <img src="http://www.tuuce.net/smilies/msn_party.gif" alt="&lt;:o)" class="wp-smiley" title="&lt;:o)" height="19" width="19" /><img src="file:///C:/DOCUME%7E1/TUEKUT%7E1.TUU/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-8.jpg" /><img src="file:///C:/DOCUME%7E1/TUEKUT%7E1.TUU/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-9.jpg" /> <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2007/12/200820082008208082008200820082008/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Güçlüyüm&#8221;(!) Şarkıları</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2007/12/gucluyum-sarkilari/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2007/12/gucluyum-sarkilari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 21:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/hayat/2007/12/gucluyum-sarkilari/</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda nedense sevgilisinden ayrılan çok arkadaşım var. Hepsi Aralık ayını mı bekledi merak ediyorum doğrusu Hemen hemen hepsindeki ortak bir özellik dikkatimi çekti ==&#62; Sevgililerinden ayrıldıktan sonra dinledikleri şarkılar. Çoğu &#8220;artık güçlüyüm, git hadi&#8220;, &#8220;aman sana mı kaldım elimi sallasam ellisi&#8220;, &#8220;sana verdiğim emeklere acıyorum&#8220;, &#8220;başkasını buldum bile&#8221; vs vs tarzı şarkılar. Tabi ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda nedense sevgilisinden ayrılan çok arkadaşım var. Hepsi Aralık ayını mı bekledi merak ediyorum doğrusu<img src='http://tuuce.com/smilies/msn_sarcastic.png' alt='&#94;&#111;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#94;&#111;&#41;' /> Hemen hemen hepsindeki ortak bir özellik dikkatimi çekti ==&gt; Sevgililerinden ayrıldıktan sonra dinledikleri şarkılar. Çoğu &#8220;<strong>artık güçlüyüm, git hadi</strong>&#8220;, &#8220;<strong>aman sana mı kaldım elimi sallasam ellisi</strong>&#8220;, &#8220;<strong>sana verdiğim emeklere acıyorum</strong>&#8220;, &#8220;<strong>başkasını buldum bile</strong>&#8221; vs vs tarzı şarkılar. Tabi ki bu tarz şarkıların sultanı <em>Hande Yener</em>; bu konuda kimse onun eline su dökemez <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> <em>Ajda Pekkan</em>&#8216;ın &#8220;<strong>Bambaşka Biri</strong>&#8221; ve <em>Cher</em>&#8216;in &#8220;<strong>Strong Enough</strong>&#8221; şarkıları da aynı tadı veriyor. Efendim, söyleyeceklerim şunlardır ki:</p>
<p>1) Ayrılmışsan ayrılmışsındır. Kötü bile ayrılsan güzel zamanları yaşarken iyiydi de şimdi mi böyle oldu? Hiç mi kattığı bir şey yok sana bu ilişkinin?<br />
2) Kendimi düşünüyorum da, birine şarkı ithaf edersem onu hâlâ düşündüğüm veya ona şarkı gönderecek kadar onu önemsediğim için ederim. Ondan kötü ayrıldıysam ve artık onu takmıyorsam, bu durum beni üzmüyorsa; yani güçlüysem neden güçlü olduğumu onun bilmesine gerek duyayım ki? <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_psikopat.png' alt='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#104;&#196;&#177;&#196;&#177;&#58;' /> O benim güçlü olduğumu bilince ne olacak? Madem artık hayatımda yok ve hiçbir şekilde olmayacağını düşünüyorum, neden benim durumumu bilmesi bu kadar önemli ki?<br />
3) &#8220;<em>sana verdiğim emeklere acıyorum</em>&#8220;, &#8220;<em>yazıklar olsun</em>&#8221; veya -daha da abartırsak- <a href="http://tuuce.net/eglence/2006/09/allah-belani-versin-ben-degil-ismail-yk-diyor/" target="_blank">İsmail YK</a>&#8216;nın deyişiyle &#8220;<a href="http://tuuce.net/eglence/2006/09/allah-belani-versin-ben-degil-ismail-yk-diyor/" target="_blank"><em>Allah Belanı Versin</em></a>&#8221; tarzı sözleri sarf etmelerine bile gerek yok karşı tarafın yaptığı çok büyük bir hatadan dolayı ayrılan insanların. Şahsen <strong>ancak aynaya baktıklarında kusmamayı nasıl becerdiklerini merak edersem konuşacağım şahıslar için beynimi ve ağzımı yoramam</strong> diye düşünüyorum.<br />
4) Sevgilim beni yaptığım çok büyük bir hatadan dolayı terk etse (Allah&#8217;ımm çok süperim hiç böyle bir şey olmadı <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /> ) ve ben onun bu tarz şarkılar dinlediğini duysam aksine hâlâ içinde bir yara, aklında bir soru işareti, kalbinde bir ağrı olduğumu düşünürüm.</p>
<p>Ya ben anormal düşünüyorum, ya da bu işten gerçekten anlamıyorum. Belki de anormal olma ihtimalim daha yüksek; çünkü etrafımdakiler mutlu olmaya başlamışlarken ben mutsuz oluyorum; onlar mutsuzken ben de mutlu olmaya başlıyorum. Belki de şu anda benim için bu tür şarkılar çok uzak olduğundan böyle düşünüyorum bilmiyorum ama onların durumundayken de hiç bu tarz şarkılar dinlemedim. Dinlesem de <strong>sadece</strong> zevk için dinlemişimdir; beni güçlü yapması için değil <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> Valla ben &#8220;hayat güzeldir, sevmek güzeldir, sevelim sevilelim&#8221; şarkılarını öneriyorum herkeslere <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /> [Pollyana zamanlarımdayım, mümkünse bozmayın <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_sirit.png' alt='&#58;&#195;&#8225;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#195;&#8225;' />]</p>
<p>Buradan, bu yazıyı kendilerine ithafen yazdığım tüm arkadaşlarıma sesleniyorum: <strong>Aklınızı başınıza devşirin</strong>, böyle şarkıları güçlü olma amaçlı dinlemeyin. Hadi dinliyorsunuz diyelim, bari karşı tarafa belli etmeyin! Ayy yordunuz beni ya! <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_oklava.gif' alt='&#58;&#111;&#107;&#108;&#97;&#118;&#97;&#58;' class='wp-smiley' width='32' height='32' title='&#58;&#111;&#107;&#108;&#97;&#118;&#97;&#58;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2007/12/gucluyum-sarkilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Bir İhtiyar Olurdum?</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2007/12/nasil-bir-ihtiyar-olurdum/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2007/12/nasil-bir-ihtiyar-olurdum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Dec 2007 14:33:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/hayat/2007/12/nasil-bir-ihtiyar-olurdum/</guid>
		<description><![CDATA[Bu haftasonum çok güzel geçti. Sınav haftasından sonra böyle bir haftasonu tatilini hak etmiştim. Gençliğimin verdiği enerji ve neşeyle dolu bir 3 gün geçirdim. Üçüncü günün sonunda eve dönerken bir bankta yaşlı bir teyze gördüm. Öylece oturmuş gelen geçeni seyrediyordu. Ona bakmak için sadece iki-üç saniyelik zamanım olmasına rağmen gözlerindeki derinliği yakalayabilmem ne ilginç.. Nereye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftasonum çok güzel geçti. Sınav haftasından sonra böyle bir haftasonu tatilini hak etmiştim. Gençliğimin verdiği enerji ve neşeyle dolu bir 3 gün geçirdim. Üçüncü günün sonunda eve dönerken bir bankta yaşlı bir teyze gördüm. Öylece oturmuş gelen geçeni seyrediyordu. Ona bakmak için sadece iki-üç saniyelik zamanım olmasına rağmen gözlerindeki derinliği yakalayabilmem ne ilginç.. Nereye bakıyordu, daha da önemlisi ne düşünüyordu acaba? Ben henüz onun yaklaşık <strong>4&#8242;te 1&#8242;i</strong> kadar yaşamış olmama rağmen kafamda onca şey dönerken o, neredeyse <strong>bütün bir ömrü devirmiş</strong> biri olarak nasıl bakıyordu hayata, insanlara? Benim içimin <strong>kıpır kıpır</strong> olmasına karşılık ne kadar da <strong>dingin</strong> ve <strong>sakin</strong>di o. Acaba enerjisi kalmadığından mı, yoksa enerjisi olsa bile hevesi kalmadığından mı böyle hüzünlü ve keyifsiz duruyordu? O anda bir bana, bir de o yaşlı teyzeye baktım ve gelecekteki halimi düşündüm. <strong>Ben nasıl bir ihtiyar olacaktım acaba?</strong></p>
<p><strong>Huzurlu</strong> ve <strong>o yaşta bile çevresine pozitif enerji veren</strong> ihtiyarlardan olmak isterdim. Hani şu küçük çocukların birlikte zaman geçirmekten hoşlandıkları, akranlarıyla oynamak yerine onunla birlikte olmayı tercih ettikleri ninelerden. Çünkü benim bir tane vardı. Birlikte <strong>tombala</strong> oynardık, <strong>pişti</strong> oynardık, hatta abartıp <strong>salıncak</strong>ta bile sallanırdık. Çoğu insana çok uzak bir ihtimal gibi gelse de ben, şimdi görüştüğüm belirli arkadaşlarımla o zaman da görüşeceğime inanıyorum. Aradaki tek fark, ara sıra toplanıp Mado&#8217;ya, Kahve Dünyası&#8217;na, sinemaya, konsere gitmenin yerini çay bahçesinde çay içmenin, sahil boyu yürümenin, banklarda oturmanın, örgü örüp dedikodu yapmanın alacak olması <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>Kafamdaki soru işaretlerini gidermiş olmayı isterdim. Hayatı çözmüş, boşuna yaşamamış, insanları olduğu gibi kabullenmiş ve ne olursa olsun gülümsemenin ve kendine güvenin her şeyi yeneceğine inanmış biri olmayı..</p>
<p>Dünyanın bana sunduğu güzelliklere karşılık ona bir hediye bırakmadan gitmek istemezdim. <strong>Akıllı</strong>, <strong>ahlâklı</strong>, <strong>güzel</strong> çocuklar bırakmış olmak isterdim dünyaya.. Onlar evlendikten sonra yalnız kalmama sebep olacak, çoktan ayrılmış olduğum biriyle evlenmek istemezdim. İster üzerinde ince eleyip sık dokumuş olayım, ister anlık karar vermiş olayım, evliliğimin ömür boyu sürmesini isterdim. Yaşlandığımda hala yanımda olmasını isterdim o kişinin. Arkamıza dönüp baktığımızda ne kadar huzurlu ve mutlu bir hayat yaşadığımız kadar bu hayatı ne kadar huzurlu ve mutlu bir hale dönüştürdüğümüzü de konuşup kendimizi takdir etmek isterdim. Tanışma yıllarımızı, gençlik hâllerimizi tebessümle anıp aynı utangaçlıkla birbirimize gülümsememizi; olgunluk çağlarımızı artık gerçek <strong>olgunluğun</strong> anlamını bilerek gözden geçirip çocuklarımıza, çocuklarımızla ilgili komik anılarımızı da torunlarımıza anlatmamızı isterdim. Bana korktuğum şeyleri yaşatmamış, hak etmediğim şekilde davranmamış, ufak tefek tartışmalara rağmen saygıda kusur etmemiş biriyle bir ömür geçirdiğim için ne kadar mutlu olacağımı hesaplayamıyorum bile.</p>
<p>Son olarak, sırtıma hırkamı almış <strong>sallanan sandalye</strong>mde oturup dışarıda şakır şakır yağan yağmuru seyrederken, bir ömrün bu yağmur gibi geçtiğini; ama <strong>annem gibi bir anne</strong>, <strong>anneannem gibi bir anneanne</strong> olmanın verdiği huzur gibisi olmadığını düşüneceğim. Yani en azından öyle umuyorum ve içimde bütün bunların gerçek olacağına dair garip bir his var <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
<p>Yaa, işte böyle.. İki saniye gördüğüm teyze beni ne hallere getirdi. Eve gelince zaten kendimi <strong>kâmil insan</strong> mertebesine erişmiş buldum. <strong>Siz nasıl bir ihtiyar olurdunuz</strong> durmayın da düşünün biraz; hep genç kalınmıyor böyle peeeehhhh <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_dil.png' alt='&#58;&#196;' class='wp-smiley' width='19' height='19' title='&#58;&#196;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2007/12/nasil-bir-ihtiyar-olurdum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuuce.net&#8217;in 14. Ay Değerlendirmesi :)</title>
		<link>http://tuuce.com/hayat/2007/10/tuucenetin-14-ay-degerlendirmesi/</link>
		<comments>http://tuuce.com/hayat/2007/10/tuucenetin-14-ay-degerlendirmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2007 19:44:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tuuce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim "Açı"mdan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tuuce.net/hayat/2007/10/tuucenetin-14-ay-degerlendirmesi/</guid>
		<description><![CDATA[    Öncelikle teşekkür etmek istiyorum sizlere. 11 Ekim tarihinde yazdığım &#8220;Yaşamayı Bile Tadında Bıraktın&#8221; adlı yazıyla ilgili o kadar çok güzel sözler söylediniz ki.. En derinimden kopan hislerimi dile getirdiğimi söylemiştim ve bununla paralel olarak beni en duygulandıran ve sevindiren yorumlar, mailler aldım. Ve düşüncelerimi buraya aktardığıma bir kez daha memnun oldum.
İkinci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Öncelikle teşekkür etmek istiyorum sizlere. 11 Ekim tarihinde yazdığım &#8220;<a href="http://tuuce.net/hayat/2007/10/yasamayi-bile-tadinda-biraktin/" title="Yaşamayı Bile Tadında Bıraktın" target="_blank">Yaşamayı Bile Tadında Bıraktın</a>&#8221; adlı yazıyla ilgili o kadar çok güzel sözler söylediniz ki.. En derinimden kopan hislerimi dile getirdiğimi söylemiştim ve bununla paralel olarak beni en duygulandıran ve sevindiren yorumlar, mailler aldım. Ve düşüncelerimi buraya aktardığıma bir kez daha memnun oldum.</p>
<p>İkinci olarak, fark ettim ki blog sayfama yazalı 1 seneyi geçmiş, <strong>14 ay</strong> olmuş bile. Nasıl başladım ve nasıl devam ettim, yapmak istediğimi mi yaptım yoksa nereye sürüklenirsem oraya mı gittim bir düşündüm. Aslında ben hiç blog taraftarı değildim. Yazamayacağımı düşünüyor, yazsam bile bunların çok da anlamlı şeyler olmayacağını söyleyip duruyordum. Yine de denemekte fayda var diyen <a href="http://iyiinsan.net" title="iyiinsan" target="_blank">Cem</a> arkadaşımız, beni sonunda ikna etti ve geçtiğimiz senenin Ağustos ayında ilk yazımı yazdım. Yazdıkça daha çok yazasım geldi, çevreme daha bir gözlemci gözüyle bakmaya başladım. <strong>Hayata bakış açım değişti.</strong> <strong>Artık sadece oyuncu olarak değil; senarist olarak da yer alıyordum hayatın içinde sanki.</strong> Günümüzü, insanları, dünyayı dikkatle incelemeye başladım ve bunu nasıl yazılarıma aktarırım diye düşünmeye başladım. Şimdi aklıma bir örnek geldi mesela. Geçtiğimiz yaz <a href="http://www.muminsekman.com" title="muminsekman.com" target="_blank">Mümin Sekman</a>&#8216;ın verdiği bir seminere gitmiştim ve gelir gelmez gözlemlerimi yazmıştım. Mümin Sekman bu yazımı internetten bulmuştu ve iletişime geçmiştik. Bu sayede hala devam eden iyi bir arkadaşlığa adım atmış olduk. Mümin Sekman&#8217;ın kurucusu olduğu <a href="http://www.kigem.net" title="Kişisel Gelişim Merkezi" target="_blank">KİGEM</a>&#8216;in çıkardığı <strong>İnsan İsterse </strong>serisinin 1. kitabında da<strong> </strong><strong>Ahmet Nazif Zorlu</strong>&#8216;nun başarı öyküsünün yazarı olarak yer aldım. <strong>Bir kitapta yer almak hep istediğim bir şeydi ve bunu sadece katıldığım semineri anlatarak elde etmiştim.</strong> Olaylar da zincirleme bir şekilde gelişmişti. Bunun dışında, 14 ay içerisinde de kendimde çok değişik yönler keşfettim. Ve inandım ki bir insan çevresini sorgularsa, olaylar ve insanlar üzerine düşünürse; hayat görüşü ve kimliği o kadar <strong>berraklaşıyor</strong> ki.. Kendisi bile şaşırıyor çabaladığı zaman herkesten farklı bir bakış açısına sahip olabileceği gerçeğine. Buna bağlı olarak da naçizane fikrimi belirtmek gerekirse, olan olaylara bakıp geçmemeniz, o olayların neden olduğuna, nasıl olduğuna, sonuçlarının ne olduğuna ve bunun sizi nasıl etkilediğine kafa yormanız belli bir süre sonra kendinizde hissedilir bir değişikliğe yol açacaktır. Bunu anlamam için illa blog sahibesi olmam ve yazı yazmam gerekiyor muydu bilemiyorum. <strong>Tabi şu da bir gerçek ki yazılarımın okunduğunu hissetmeseydim ve kendi kendime konuşuyor hissine kapılsaydım bu kadar sürdüremezdim ki bu da bir kez daha sizlere teşekkür etme isteği uyandırıyor bende.</strong></p>
<p>Son olarak da şunu anlatayım. Daha önce hiç girmemiş olduğumu varsayarak alıcı gözüyle siteme girmeye karar verdim dün. Herhalde ilk tıkladığım linklerden birisi &#8220;<a href="http://tuuce.net/hakkimda/" title="Tuuce'nin Hakkında" target="_blank">Hakkımda</a>&#8221; linki olurdu dedim ve o yazının üzerini tıkladım. Ne göreyim?! Gayet laubalimsi, gayet geyik, bir o kadar dil çıkarma işaretleriyle dolu bir yazı. Beni anlatıyor mu? Kısmen. Ama ilk izlenim olarak insanların bilmesi gereken çok daha önemli şeyler var benimle ilgili. Ve orada yazmış olduklarım da çok gereksiz bilgilerdi. Halbuki sadece 14 ay önce yazmıştım o yazıyı. Tabi o zaman bu sitedeki hiçbir yazıyı yazmamış bulunuyordum. Dolayısıyla tuuce.net&#8217;in nasıl bir şekil alacağını, ne tarz yazılar barındıracağını tam olarak kestirememiştim. Onun için de 14 ay boyunca alakasız bir &#8220;<strong>Hakkımda</strong>&#8221; yazısına maruz bırakmıştım site ziyaretçilerini <img src='http://tuuce.com/smilies/diger_uhuh.gif' alt='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' class='wp-smiley' width='18' height='18' title='&#58;&#195;&#188;&#104;&#195;&#188;&#104;&#58;' /> Aklıma ortaokuldaki edebiyat hocamızın kompozisyon yazdığımız derste söylediği bir şey geldi. <em>Önce yazıyı yazmamızı, başlığı sonra bulmamızı yani yazının akışına ve geneline uygun bir başlık bulmamızı söylerdi.</em> &#8220;<strong>Eğer başlığı önce koyarsanız, yazıyı başlık çerçevesinde kısıtlamış olursunuz ve yaratıcılığınız kısıtlanır</strong>&#8221; derdi. Ne kadar doğruymuş şimdi anladım. Dolayısıyla dün hemen bir daha yazdım &#8220;Hakkımda&#8221; yazısını ve içim de rahat etti ben de <img src='http://tuuce.com/smilies/msn_smiley.png' alt='&#58;&#41;' class='wp-smiley' width='21' height='21' title='&#58;&#41;' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tuuce.com/hayat/2007/10/tuucenetin-14-ay-degerlendirmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
