Geçenlerde internette gezinirken bir avatar gözüme çarptı. Bir forum sitesinde birinin avatarıydı ve ben birden okuduğum konuyu unutup bu avatara daldım. Beni bu kadar etkileyen avatarı da sizinle paylaşmak istedim.
Hepimizin bu resimdeki kadınınki gibi bir ruh hali içerisinde olduğu zamanlar olmamış mıdır? İçimizin ağlarken dışımızın güldüğü, gözyaşlarımızı içimize akıtıp dışarıya gülücükler saçtığımız, hatta etrafımızdakilerin içimizdeki üzüntüyü görmeyip bizi neşeli bir insan zannetmelerine sinirlendiğimiz… Neden böyle bir çaba içine gireriz ki? Neden üzüntülerimizi yansıtmaktan veya karamsar bir insan kimliğine büründüğümüz zaman bunu sergilemekten korkarız? Kendimizi kandırmak için mi yoksa çevremizi kandırmak için mi? Çevremizi kandırmak içinse neden böyle bir ihtiyaç duyarız? Güçlü görünmek için veya üzüntülerimize yenik düşüp onlar altında ezildiğimizi göstermenin bir güçsüzlük sembolü olduğunu düşündüğümüz için mi? Belki de hiçbirini düşünmeden, hiçbir şeyi sorgulamadan yaparız bunu. Sadece kendimizi kandırmak ve acılarımızla yüzleşmemek için. Bazen bu acılar “acı” denmeyecek kadar ufak; fakat büyük(!) olacak kadar önemlidir bizim için. Herkesin acılara katlanma kapasitesi, dayanıklılığı, hangi durumda neye üzüleceği ve anlayışı farklı olduğu için vurgulanması gereken üzüntünün boyutu değil, kişinin ne hissettiğidir. Ama her ikisinin ortak bir yanı vardır ki bu da taktığı maskelerdir.
Şu an okumakta olduğum ve bir önceki yazımda bahsettiğim Dale Carnegie’nin “Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” adlı kitabında bu konuya nasıl değinildiğini kısaca anlatayım:
Uygulamalı psikoloji alanında gerçek bir otorite olan William James, duygularımızı değiştirmek için yalnızca istemenin yeterli olmadığını, ama istersek hareketlerimizi değiştirebileceğimizi söylemektedir. Hareketleri değiştirdiğimizde duygularımız da kendiliğinden değişecektir. Bu nedenle eğer neşeli değilsek, neşeli olmaya giden en kestirme yol sanki neşeliymiş gibi davranmamızdır. Bu denenip kanıtlanmış bir şeydir. İşte belki de bu yüzden, gerçekten de neşeli bir insan olma umuduyla takıyoruz bu maskeyi. Ne de olsa umuttur insanı yaşatan… Aklıma birden Avril Lavigne’in “Naked” isimli parçasının giriş sözleri geliyor:
“I wake up in the morning
Put on my face
The one that’s gonna get me
Through another day”
[Sabahları kalkar,
Yüzümü giyinirim
Benim bugünü de atlatmamı
Ve bir sonraki güne ulaşmamı sağlayacak yüzümü]
Avril Lavigne burada yüzünü giyindiğini söylüyor. Ama şunun fark edilmesi gerekir ki gerçek yüzümüz, bedenimizin bir parçası olan maddi yüzümüz değil, kalbimizdir.