Yurdum İnsanı..

Kategori: Hayat, Saçmalama — 29 August 2007, Wednesday @ 22:30

saheser.jpg

Bu ne kidir? Bu gerçek midir, şaka mıdır? Bu hangi insan evlâdıdır ki bu şekil oturabilmektedir? :hıı: “Gel, ne olursan ol yine gel” diyen Mevlâna bu fotoğrafı görse bu cümlesini nasıl çevirirdi bilemiyorum.
Aslına bakarsak, haşaaa, bize laf söylemek düşmez ama böyle şaheser olabilecek nitelikte bir oturuşu (!?) gemi halkına sunan şahsiyeti görüp de bu anı ölümsüzleştirmemek ayıp olurdu. Yaklaşık 1 ay önce gemiyle yolculuk yaparkene 6 saatlik yolda sıkılıp pıkılırken önümüzde beliriveren bu silüet sıkıntımızı aldı götürdü adeta. Biz annemle sandalyede oturup birbirimize bayık bayık bakarken birden gözlerimiz açıldı ve bu sefer de birbirimize şaşkın şaşkın bakmaya başladık. Neyse, beterin beteri vardır. Denize dönük değil de, gemi halkına dönük böyle otursaydı daha mı iyi olurdu?

NOT: Eğer bu yazıdan sonra benden haber alamazsanız, anlayın ki bu şahıs tarafından kaçırılmışımdır & işkence görüyorumdur. Gerekli işlemleri yaparsınız artıkın.. Saygılar..

Tuuce’nin Cinayet Geceleri..

Kategori: Film, Hayat, Saçmalama — 20 August 2007, Monday @ 23:41

İş çıkışı bir arkadaşımla buluşup kumpir yedikten sonra eritmek(!) için eve kadar yürüdüm. Kulağımda kulaklık, yürüyüş şarkıları dinlerken birden canım yine film seyretmek istedi. O an, yolun ortasında film versen oturup orada seyrederdim, o derece. Nedir bana böyle birdenbire gelen film dalgası anlamıyorum. Aslında sebep olan kişi kendini biliyor da neyyyysseee.. :) E son 1 haftadan beri o kadar çok filmden konuştuk ki olacağı buydu!

Eve gelince önce çayımı içtim huzura kavuştum. Sonra da Şebelemettin’ime. Açtım Şebelemettin’i, taktım filmi ve başladım seyretmeye. Neden bu kadar çok cinayet filmini sanki bütün günler torbaya girmiş gibi ard arda seyrediyorum anlamıyorum. Kaç günden beri içim dışım cinayet oldu 8-) Demincik bitti film ve yine büyülendim. Hangi film olduğunu sonra anlatırım size ama asıl sorum şu:

Madem bu senaryoyu yazanlar insanı hayran bırakacak kadar etkili cinayetler düşünüyorlar, neden kendileri bu planı kendilerine saklayıp birer katil olmuyorlar? Yoksa hayatta öldürecek kimseleri yok mu? *-)

Filmden sonra hemen uyuma ve rüya görme deneyimlerim devam ediyor. Ben hemen uyuyacağım şimdi. Bakalım bu gece kimleri öldüreceğim veya kim beni öldürecek :Ç Aksiyonlu bir gece daha beni bekliyor.. :parlak:

Bana Esmeyi Anlat..

Kategori: Hayat, Saçmalama — 26 July 2007, Thursday @ 22:33

    Hayatımda ikinci kez rüzgâr dolayısıyla uçmaktan korkuyorum :ühüh: Birincisini biliyorsunuz. Bilmiyorsanız, burayı tıklayarak siz de bilebilirsiniz.

    Yaz mevsiminde, özellikle tatildeyseniz rüzgâr çekilmez olabiliyor. Gerçi kıvamında olursa iyi gelebilir ama benimkinden bahsedeyim size:

    -Kahvaltı öncesi annemle işbirliği ile masayı siliyoruz. Ona rağmen kahvaltı sırasında kum yediğimi hissediyorum. Adeta kumlar içimde kıpır kıpır oynuyor..
    -Allah’tan saçlarım uzun. Ne alaka diyeceksiniz. Şu alaka: Saçlarım uzun olduğu için ıslandığı zaman daha bir ağır oluyorlar. Uçmamak için de saçlarım kurumadan denize girip çıkıyorum ki saçlarım ağır olsun, uçmayayım :Ä İşe yarıyor mu bu saçmasapan yöntem? Siz hangi saçmasapan yöntemin işe yaramadığını gördünüz?
    -Denizden geldikten sonra ben mi havluları asıyorum, havlular mı beni asıyor belli değil.
    -Birazdan kuracağım cümlede abartmayacağım. Bu akşam markete bir kaç şey almaya giderken rüzgârla aynı yönde gittiğimi fark ettim ve bir şey denedim: Kendimi bırakınca ilerleyip ilerlemeyeceğimi. Ve ilerledim. Gerçekten!
    -Evden saçlarım ne kadar düzgün çıkarsam çıkayım, eve geldiğimde aynaya bakınca karşımda bir cadı görüyorum. Acaba saçlarım karışık çıksam eve döndüğümde nasıl bir saçla karşılaşırım merak ediyorum. Eksiyle eksinin çarpımı artı eder misali karışık saç karışınca düzgünleşir mi acaba? ^o)
    -Bugün onlarca gazeteyi yüzüme yedim! Bulmaca çözerken, gazeteyi okurken bir kere elimi kaldırdım mı yüzümde bitiveriyor bu gazeteler! :oklava:
    -En gırgırı da çok rüzgâr olduğu zaman kumsaldaki kocaman şemsiyelerin uçması. Daha da gırgırı insanların onun peşinden koşarkenki halleri. Tabi bu insanlara sen de dahil olunca o kadar da gırgır olduğu söylenemez hıı:
    -Bugün çok küçük bir kız çocuğu kumlarla oynuyordu ama ayaktaydı. Zaten ayakta durmasıyla oturması hemen hemen aynı boy ölçüsüne denk geliyor :Ç Neyse, bir rüzgâr esti ki çocuk kuma oturuverdi sonra da ağlamaya başladı :Ç O ağladıkça ben güldüm, hem de deliler gibi! O sahneyi herkese seyrettirmek isterdim!

    Daha fazla madde sayardım ama, şu anda bulunduğum kafede Burak Kut’tan “komple tikiyiz” adında yüce şarkı çalınmaya başladı. O başlayınca ona olan saygımdan dolayı susmaya karar verdim.. Bunun yanında bir şeye daha karar verdim bu şarkıyla beraber: Bir daha bu internet kafeye gelmeyeceğim!

Ben Erkek Olsaydım ==>

Kategori: Eğlence, Saçmalama — 24 July 2007, Tuesday @ 14:22

    Tatildeyim.. Uzuuun bir zamandan sonra iyi geldi. Ama benden kurtulabildiniz mi? Gördüğünüz üzre tatilde olsam da iki elim yakanızda! Bigadicmania da shoutboxta gördüğüm kadarıyla yazı istiyor benden. Aslında kafamda bir çok şey var ve her gün böyle internet kafe köşelerinden bu aklıma gelenleri yazmaya karar verdim. Deniz+kum+güneş insanın zihnini açıyor..

    Evet, ben erkek olsaydım nasıl bir erkek olurdum? Sandığınızın tersine, bu konuyu bulmak için çok uığraşmadım. Psikopatım ya, birdenbire aklıma geliverdi işte..

    Giyim tarzım nasıl olurdu emin değilim. Acaba ben de popo kısmı neredeyse bacaklarıma gelecek kadar düşük pantolonlar giyer bir de zincir takar mıydım bilmiyorum. Veya saçlarımı elektrik çarpmış gibi kafamla 90 derecelik açı yapacak şekilde dik dik yapıp milleti korkutur muydum onu da bilmiyorum. Ya da karizmatik olacağımı düşünüp bütün gün gözlerim kısık yürüyüp daha çok gözünde bir sulanma problemi olan biri izlenimi mi verirdim onu da bilemeyeceğim.

    Bunun yanında;
    -Tam gol olacakken annemin önümden geçmesine deli gibi sinirlenirdim.
    -Favori bırakırdım. Hep içimde kalmıştır :Ç
    -Erkeklerin metabolizma hızına oldum olası hayranım. Yerdim yiyebildiğim kadar! Ama sporla da ilgilenirdim. Şimdi formda kalmak için diyet sorunu varken, o zaman da yok halterdi yok barfiksti yok şınavdı ölür biterdim artıkın :Ä Erkeklerin de işi zor ama garipler gıklarını bile çıkarmıyor bizim diyetteyken çıkardığımız gibi :)
    -Kız arkadaşımı kesinlikle paket veya eşya gibi taşımazdım. Yolda hayretle seyrediyorum böyle tipleri. Sanki sevdiği insanın elini değil de, “bu benim, onu istediğim yere sürüklerim!” dediği bir eşyayı tutuyor! Biraz saygı lütfen! (Gerçi kız buna izin verdiği sürece sorun yok ama :^))
    -Kız arkadaşımdan ayrılmak istemiyorsam erkeklerin çoğunda egemen olduğunu gördüğüm “seni bırakmam, benim olacaksın” gibi cümleler sarf edebilirdim -ama bu tür bir şeyden yana olduğum için değil, sadece nasıl bir şey olduğunu anlamak için :Ä- (Kızların “benim olacaksın, seni bırakmam, yakarım yıkarım” demesi pek inandırıcı olmuyor da. Hele bir de benim gibi ufacık bişeyse :Ç )

    Ama emin olduğum tek bir şey var: çok çapkın olurdum. Söyleyin ey beni tanıyanlar! Olmaz mıydım?!?!?!

    Şimdi herkes karşı cinsiyetinde biri olarak doğsaydı nasıl biri olurdu hemen söylesin itiraflar başlasınnnn!!!

Kadınlar Ne İster?

Kategori: Bilinç Akışı, Eğlence, Hayat, Saçmalama — 9 July 2007, Monday @ 23:21

    Geçen gün Beyazıt Öztürk’ün Kadir Çöpdemir ile sunduğu sohbet programı “Biri Bana Anlatsın” ı seyrederken konukların birinin şöyle bir cümlesi ilgimi çekti:

    “Kadınlar, hayallerindeki adam için ‘hem kariyer sahibi hem bilgili kültürlü olsun; hem arabası hem evi olsun, aynı zamanda yakışıklı olsun’ diyorlar; bir de bu tip bir adamın kendilerine sadık olmasını bekliyorlar.”

    :hmm: İtiraf etmeliyim ki oldukça ilginç bir yaklaşım. Bir anda adamdaki şevkle gaza gelip bu cümleye hak veresim geldi ama daha sonra bir bayan olduğumu hatırlayıp kendime gelmemin doğru olacağını düşündüm. Aslında erkek de olsam bu cümleye hak vermezdim. Çünkü sadakat insanın karakteriyle alakalı bence. Gerçi insan zenginleşince veya kariyer sahibi olunca bazen karakteri değişebiliyor. Hem aynı şey kadınlar için de geçerli. Bir adam gayet hoş, güzel, kültürlü, kariyer sahibi, tercihen varlıklı bir bayandan hoşlandı ve onunla evlendi diyelim. Peki başka erkeklerin o bayandan etkilenmesi veya hoşlanması neden onu krizlere sokar ki? Bence aksi olsa, yani kimse karısına bakmasa veya beğeni dolu gözlerle onu süzmese “Bi dakka ya, ben salak mıyım da kimsenin bakmadığı bir kadınla evlendim? Yani kimse beğenmiyor ben nesini beğendim bu kadının? Zevksiz miyim neyim?” diye sorardı eminim. Buradan erkeklerin ne kadar ilginç yaratıklar olduğunu da söylüyorum çaktırmadan :Ä Önemli olan şey, iki taraf için de birbirlerine duydukları güven. İkisi de bilirse ki eşine ne kadar kur yapılırsa yapılsın kendisine sadık kalacak, işte o zaman yukarıdaki koyu cümle çöpe gider. Haydi, şimdi birlik olalım ve bu cümleyi çöpe atmaya çalışalım :Ç

    He, diyorsanız ki “Tuğçe, bi git ya!” o zaman diyorum ki; tamam, hem zaten yukarıdaki cümlede “hayal” kelimesine dikkatinizi çekerim. Böyle bir erkek “hayal” yani :) Hayal olmasa bile bir zamandan sonra arkadaşının şu cümlesi üzerine şu cümleyi kurabiliyor:

    -Korkunç bir gece geçirdim.
    -Ben de korkunç bir gece geçirdim; uyandığımda karımı yanımda buldum.

    “Benden Baba Olmaz” dizisinden alınmış bu replik sanırım bir süre sonra ilişkilerin ne hale geldiğini açıklamaya yetiyor da artıyor bile :Ç Ben çok karıştırdım bu konuyu, toparlayacak ya da battı balık yan gider deyip iyice dağıtacak olanlar varsa buyursunlar :)

 

 

Hasan Sör

Kategori: Eğlence, Hayat, Saçmalama — 30 June 2007, Saturday @ 21:06

hasan.PNG     Eveeeet, geldik bir takdir edilesi zihniyete daha. Ama bu zihniyeti gerçekten takdir etmek gerekiyor bence. Gayet yaratıcı, gayet orjinal, özgün, insanın ağzını açık bırakan, gözlerinin sağlamlığından şüphe etmesine sebep olan, yanaklarını çökertip omuzlarını aşağı düşüren bir fikir. Şükredelim ki kulaklara bir zararı yok :Ä

    Hasan Sörün Düğmeleri Çalışmıyor. Aslında bu cümle bize bir mesaj vermeli. Biniyoruz şu asansörlere ama kıymetini bilmiyoruz, onu adam yerine koymuyoruz. Sağolsun duyarlı bir vatandaş ona Sör demiş. Hasan Bey demiş. Ama garibime giden bir şey var. Hasan Sörün düğmeleri çalışmıyor bunu anladık da çalışmıyorsa napalım yani? Sonuç? Şöyle dese daha iyi olmaz mıydı: “Hasan Sörün/Beyin/Efendinin bugün keyfi yerinde değil. Annesiyle babasıyla tartıştı. Sevgilisiyle de ayrıldı. Yani anlayacağın, hiçbir şey kaldıracak durumda değil. Dolayısıyla sen kendini kaldır da merdivenleri kendin çık/in!”

    Aslında fazla söze gerek yok. Buyrun, doya doya seyredin ve beni bu resimden haberdar eden Sera‘ya minnet duyun. Teşekkürler Sera :)

Sağlam Saçmalarım!

Kategori: Saçmalama — 25 June 2007, Monday @ 22:13

    Neskafe içerken terlemiyorum, dondurma yerken terliyorum. Ne kadar ilginç değil mi?

[Sitemdeki en kısa yazıyı yazmış bulunuyorum. Yazmaya kalksam yazacak çok karmaşık şeylerim var; onun için basiti seçtim. Sanırım her şeyin basiti insana en rahat geleni.. ]

Öylesine İşte

Kategori: Hayat, Saçmalama — 13 June 2007, Wednesday @ 10:59

     Bugün günlerden Çarşambaaaaa. İki gün sonraki İstatistik sınavından sonra bu dönemi kapatıyoruz. Ama okulun bitmesi benim tatile girdiğim anlamına gelmiyor tabi. İki yere yaptığım staj başvurum olumlu karşılanmış. Bir tanesi zaten olmuştu da diğerinden haber beklemiyordum açıkçası. Dün sabah gelen telefonda bir bayan “1 Ağustos’ta 9′da işbaşı yapabilirsiniz.” deyince öyle bir “hımm tamam teşekkür ederim” demişim ki, öyle bir şapşallıkla söylemişim ki bunu herhalde, bir daha tekrarlayıp aynen şöyle dedi: “Tamam mı? 1 Ağustos saat 9′da” Ben de “tamam teşekkürler” dedim tekrar. Bu konuşma, istesek akşama kadar sürebilirdi fakat her şeyi tadında bırakmak gerek :Ä Hem daha abartılmış şekli de olabilirdi: “Tamam mı bak 1 Ağustos saat 9! Şimdi tekrar et bakiym neymiş? Aferiiinn” gibi.. Bu Temmuz ve Ağustos ayları çalışma hayatımın ilk ayları olacak. Öyle çok anlatılacak şeyler bulurum ki artık. Aslında ben okuduğum bölüm için değil, siteme yazacak şeylerim olsun diye yapıyorum bu stajı :Ä

Dün olan başka bir olay: Sokakta yürürken, küçükken birlikte mahallede ortada sıçan oynadığımız, birbirimizin evine gidip balkonlarımızda evcilik oynadığımız, salak salak sebeplerden kavga ettiğimiz sonra bir gülümsemeyle barıştığımız, doğumgünlerimizde ruh çağırdığımız (evet, diyorum inanmıyorsunuz psikopattık), ip atlayıp mermer üzerinde taş kırdığımız bir arkadaşımı gördüm. Ama onda bende olmayan bir şey vardı. Önünde bir bebek arabası ve içinde ona ait olan bir bebek kal: Benim yaşımda ve çocuğu var! Kesinlikle şaşırılacak bir şey değil ama ben kendimi onun yerine koydum da ben daha kendime bakamıyorum nasıl hem kendime hem çocuğuma bakabilirim ki :hıı: Ayrıca benden büyük bayanları yolda bebek arabası sürerken gördüğümde tabi ki bu kadar takılmıyorum ama benimle aynı yaşta hatta benden bir kaç ay ufak bir kızın bebek arabasında bebeği ile bana gülümseyip geçmesi.. O gülümsemede “haha sen hala oku bakalım nereye kadar okuyacaksın! Ben bu çocuğu büyütüp evlendiricem sen anca okulunu bitirir işe girersin o zaman” anlamını çıkarabilirdim çok uğraşsam ama gördüğünüz gibi çok uğraşmadım :Ä

« Previous PageNext Page »