Damn me and my love of pie!
Marni, Nate’in evini görmek istemektedir. Uzun zamandır çıkmalarına rağmen hep Marni’nin evinde buluşulmuştur, hiç Nate’in evi görülmemiştir. Nate’in bunun için bir bahanesi vardır; evin her tarafına dağılmış, tavanlara kadar uzanan dergi yığınları. Kağıtlar, kağıtlar, kağıtlar. Her yerde.
Marni, evi görmeye kararlıdır. Bunun için bir plan yapmıştır. Nate’in evinin önüne gider, üzerinde bir mantoyla. Nate onu içeri almak istemez, fakat “bu mantonun altında hiçbir şey yok” sözüne kanarak Marni’yi içeri alır; öncesinde evdeki tüm ışık kaynaklarını söndürerek.
Daha sonrasında Nate, arkadaşına bu olayları anlatmaktadır:
Bowie: Peki evden çıkarken de mi görmedi evin halini?
Nate: Hayır, sabah saat 4′te onu pasta yemeye götürdüm.
Bowie: Buna kandı mı peki?
Nate: İlginç bir şekilde evet.
O sırada, Marni de en yakın arkadaşıyla aynı olayı konuşmaktadır:
Tess: Peki evden çıkarken de mi görmedin evin halini?
Marni: Hayır.
Tess: Neden, sabah çıkmadın mı evden?
Marni: Hayır, Nate beni saat 4′te pasta yemeye götürdü. Bana ve pasta sevgime lanet olsun!
