Üzüntüyü Bırak, Yaşamaya Bak
Dün bir kitaba başladım. Hazır birinci vizelerim bitti ve 2 hafta boşum artık kitap okuyabilirim dedim. Mide doktorumun önerdiği kitaplardan biri olan Dale Carnegie’nin Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak adlı kitabını aldım elime. Önce bu kitabı nasıl yazdığını, ne gibi aşamalardan geçtiğini, amacının ne olduğunu; sonra da bu kitabı nasıl okursak faydalı olacağını anlatıyordu. “Bu Kitaptan En İyi Biçimde Yararlanabilmeniz İçin Dokuz Öneri” başlıklı yazıya geçtim ve 3. maddede nedense çok güldüm. Aslında çok komik değil ama ruhsal halim nedeniyle mi bilemiyorum o an çok komik geldi ve baya bi güldüm. Garibim, biliyorum ve sizi daha fazla merak ettirmeden yazıyorum meşhur 3. maddemizi:
“Kitabı okurken zaman zaman durun ve okuduğunuz şeyler üzerinde düşünün. Kendinize her öneriyi nasıl ve ne zaman uygulayabileceğinizi sorun. Bu tür bir okuma, arkadan atlı kovalıyormuş gibi okumaktan çok daha yararlı olacaktır.”
O “arkadan atlı kovalıyormuş gibi” kalıbı bu cümlede komiğime gitti. “arkadan atlı kovalıyormuş gibi kitap okumak”! Çok güzel ya!
[Üzüntüyü fazla bıraktım, yaşamaya fazla baktım galiba; daha kitabın başında dellendim baksanıza
]
