Ay Bayılacağım Şimciii!!! Ahanda Bayıldım!
Şaka değil, gerçekten. Dün bir akrabamızın düğünü vardı ve biz de gidecektik doğal olarak. Aslında düğünleri pek sevmem ama “hatır” için gitmek zorundaydım. Önce annem saçlarımı kendim yaptığımda güzel olduğunu jöleleyip kıvırtırsam kuaföre gitmiş gibi görüneceğini söyledi ben de katıldım ona. Ama sonra maşayla lüle lüle mi yapsam saçlarımı dedim bu sefer de annem bana katıldı
Sonra kuaföre gittik. Buraya kadar her şey normaldi. Taaa ki…
İçeri girer girmez bir sigara dumanı kitlesi vurdu yüzümüze. Pazar günü olduğu için de açık kuaför yakınlarda pek yoktu. Biraz bekledikten sonra nasıl bir şey istediğimi söyledim. Saçlarımdan tutam tutam alıp onları teker teker maşaya dolamaya; öyle biraz bekledikten sonra teker teker açmaya başladı. Arkaları bitip önlere gelince arkaları çoktan bozulmuştu. Sonra bir daha sardı, bir daha bozuldu. Bu arada sigara dumanının yanı sıra etrafta vır vır konuşan “hanım”lar, fonda (!) çalan Serdar Ortaç’tan “Dansöz” ün ve yabancı bi hoppidi hoppidi tarzda ortam şarkının defalarca ve defalarca çalması, maşa denen aletin verdiği sıcaklık, benim yerimden kıpırdayamamamdan dolayı bana gelen “terelelliler”, vs vs vs vs. Saçım sonunda bitti ama ben de bitmiştim tabi. Annem beğenmedi yüzünü buruşturdu “ben daha güzel olur diye düşünmüştüm” filan dedi. Ben beğenmiştim halbuki ama annem öyle deyince ben de beğenmedim
Annem bir daha yıkayıp bu sefer fön çektirmemizi söyledi. Orada ilk fenalık geldi bana zaten. Fön çekeceğime kendim yapardım daha iyi. Neyse oradan öyle çıktık, ama annem bakıp bakıp yüzünü buruşturdukça bana gelip gittiler yine. En sonunda başka bir kuaföre gidip yıkatıp fön çektirmeye karar verdik. Ama oradakiler saçlarımı beğendi sadece biraz daha kıvıralım dediler ve biraz daha kıvırıp çıktık
Eve geldik annem yine beğenmedi
İnsan sinirden de gülebiliyormuş gerçi benim gülmek için sinirlenmeye ihtiyacım yok ama
O kadar jöleli saçı yıkayıp bir daha yapma fikrini duyunca ben kendimi kaybettim ve bayıldım pat diye. Allah’tan kafamı bir yere çarpmadım; lakin pek de fazla olmayan aklım iyice uçardı… Hemen yatırmışlar, şeker filan vermişler anca kendime geldim. Kuaför adamı bu kadar çarpar mı yahu? E tabi 3 saat boyunca o koltukta oturursam demin anlattığım şekilde çarpar!!!
Bundan çıkarılacak dersler:
1) Kuaföre Pazar günü gidilmeyecek,
2) Sigara dumanı ve bangır bangır şarkılardan uzak durulacak (en azından bir süre),
3) Düğüne maşayla saç yapmak yerine gerekirse salkım saçak gidilecek,
4) İstenmeyen bir yere gitmek zorunda olduğunda numaradan bayılınacak nıhaha
.
Neyse, sonuçta kuaföre giden paraya ayrı yandım, kuaförlerde geçirdiğim zamana ve tonlarca jöleyle birlikte sigara kokan saçlarıma ayrı… Üstelik düğüne de gidemedim!! Yani tam anlamıyla kaldım
.
