Mazeretim Vaaaaaaar Asabiyim Ben
Sabah 9′da ilk ders(İstatistik)e gir; önce hocayı, sonra konuyu anlamaya çalış ve konuyu anlarken sakın ola uyuma (dün geç yattın ya
). O bitince taaaa yukarıdaki binaya koş, merdivenleri çık ve Hukuk dersine gir; damarların patlayıncaya kadar not al, sonra Finansal Muhasebe dersine gir ve sürekli birileri ortaklık kursun sonra şirketleri batsın sen de o şirketi kurtarmaya çalış, borçları kimin ödemesi gerektiğini tartış
,ordan çık hadii bu sefer aşağıki binaya tekrar merdivenleri in, koştur ve İstatistik dersine gir, derse odaklan, yorgunluğunu takma bile! Sonra tekrar yukarı binadaki Finansal Muhasebe dersine git. Sonra dayanamayıp yolda öl!
Son cümle hariç hepsini her Salı yaşıyorum
Fiziksel olarak ölmek değil de ruhum ölüyor azizim! Yahu nedir bir oraya bir buraya şu dersleri ard arda yapsalar da biz de bir o bina bir bu bina koşturup durmasak? Tamam, “elimizden bir şey gelmiyor” dediğinizi duyar gibiyim. Demediniz mi?
O zaman gaipten sesler duyuyorum, yorgunluktan olsa gerek..
Yorgunluk demişken, demin böyle bir günün ardından odama geldim ve uyuyayım biraz dedim. Yorgun ve uykusuzum ya hemen uyurum sandım. Ama çok yanıldım, çok aldandım; lâkin bin bir tane alakalı alakasız düşünce bırakmadı peşimi. Bir insanın aklına ancak bu kadar düşünce gelebilir uyumaya çalışırken. 5 yaşındayken yaz tatilinde kaybolduğum, ortaokuldaki arkadaşlarımı şemsiyemle korkutmam (o nasıl oluyor demeyin bir gün gösteririm nasıl olduğunu pişman olursunuz
), ilkokul 1. sınıf öğretmenimizin sınıfa geç kaldığımız için elimize cetvelle vurması, yine 1. sınıftayken sürekli didiştiğim Mert adındaki arkadaşımın saçlarını çekmem, onun da benim burnumu kanatması
, Türkan Şoray’ın bir filminde “oooo, ne güzel çakmak” deyip öylece gülerek kalması, karamelli Café Crown, lisede tonlarca Brovni yiyip kilo almayışımdan dolayı milleti sinir etmem, otobüsleri saniye farkıyla kaçırdığım bütün anlar.. Allah’ım daha neler neler..
Hepsini yazarsam biliyorum benden uzaklaşırsınız ve yapayalnız kalırım
Yani bütün bunları düşünmemin ne yeri ne de zamanıydı; oysa ki odama gelirken ne hayaller kurmuştum, mışıl mışıl uyuyacak güzel güzel rüyâlar görecek, hayallerimin prensine kavuşacaktım
Ama zalim felek hayallerimde bile beyaz atlı prensime kavuşmama engel oldu. Aslında engel olan zalim felek değildi, bütün suça ona yüklememek lazım tabi..
Sonuç olarak şimdi hem yorgun, hem bitkin hem de UYKUSUZ bir kızım
Bugün bana yaklaşmayın asabiyimmmm
Hem fazla söze ne hacet, şimdi yazımı bitirip sizi ruh hâlimi en iyi ifade eden ifadeyle baş başa bırakıyorum:
