Seviyorum!
Veeee bayram bittiii. Ama ben de bittim. Neden mi?
1. Çok konuşmaktan! Evet hem de o kadar çok konuştum ki akşamları yanaklarımın ağrıdığını hissettim. Nedense bıcır bıcır konuşup durdum bir şekilde. He normalde konuşmuyor muyum? Konuşuyorum ama demek ki bayramlarda misafirlerle filan derken böyle oluyor işte..
2. Kalabalık gelen misafirlere çay ikram ettiğimizde kimin çayını bitirip bitirmediğini takip etmekten! O kadar kişi arasında gözlerini bardaklarda gezdir, kimin çayı bitmiş onu bul, kalk, o bardağı al ve mutfağa gidip doldur geri getir. Sonra onu getirdiğinde diğerininki bitmiş olsun, onu al mutfağa götür geri getir. Sonra sonra derken bu hep böyle devam eder.. Hele anneannemin ısrarcılığı yok mu
Birine soruyorum mesela “bir bardak daha ister misiniz?” diye. İstemediğini söylüyor ama arkadan anneannem “aaa bir bardak daha koy Tuğçe” diyor. O kişi “hayır” dedikçe anneannem “evet” diyor ve benim ayaklar mutfağa doğru bir adım ileri gidiyor, bir adım geri gidiyor. Anneannem “evet” dedikçe ileri, misafir “hayır” dedikçe geri. En sonunda öyle bir hâl aldım ki, bir an öylece durup benim hâlime güldük ![]()
3. Çocuklarla uğraşmaktan!!! Allah’ım bu çocuklar beni küçükken hiç sevmezdi (ben de küçük olduğumdan olsa gerek
). Ama şimdi bayılıyorlar. Özellikle kolyelerime, küpelerime, mavi göz kalemime öyle bir bakışları var ki sanki gözleri yuvalarından çıkacak
Bebekler genelde kolyeme takılıyorlar, üç boyutlu olduğu için. 4-5 yaşlarındaki kız çocukları nedense direk odama dalıyor ve bir sürü ilgi çekici şeyi bulunca ayrılmak istemiyorlar. Hele bir tanesi bilgisayarı gördü ve ben de o sırada hukuk notlarımı temize geçiriyordum. Annesi “abla ders çalışıyor bak” dedi. Kız da bilgisayarın sandalyesine oturup “ben de ders çalışacağım” dedi. Oturdu klavyenin tuşlarına filan basmaya başladı. Benim içim gidiyor “ah yavrucum oraya basma hay Allah” diyesim geliyor ama nerdeee.. Sonra kâğıt kalem istedi; renkli kalemler verdim birşeyler çizdi sonra da “ödevim bitti” dedi. Allah’ım neden biz büyükler ödevimiz olmasın diye dua ederken ve bu tür şeylerden tiksinirken küçük çocuklar ödevi olsun diye can atarlar ki??? Neyse, sonra annesiyle babası kalkarlarken tutturdu mu “benim dersim bitmedi ben duracağım burada siz gidin” diye. Hadiiii bir de bilgisayarın bozulduğuna ikna etmekle uğraş. Neyse eninde sonunda atlattık bunu da
Sonra dün bir tane daha kız çocuğu geldi. O da kalem kâğıtla bir şeyler çizdi. İki gün önce gelen kız çocuğu da. Nedense böyle bir resim çizme merakı var. Bende de vardı gerçi.. Bayramın 2. günü gelen kalabalık misafir topluluğunun kızları da ben nereye gitsem peşimdeydi. Malum mutfağa çay koymaya gidiyordum ikide bir. Kız da sürekli benimle gidip geliyordu. Sadece gidip gelmekle kalsa tamam her çay koyuşumda “napıyooooosssuuuunnn” diye soruyor, ben de sabırla “çay koyuyorum” diyorum, o yine yılmadan “neeedeeeeennn” diye soruyordu. Gerçekten çocukların sorularına cevap vermenin ne kadar zor olduğunu anladım
Orada diyecektim ki “e annen çay istiyor da ondan” diyecektim, şimdi dedim misafirdir dedim, demeyeyim dedim, yapma Tuğçe elini kana bulama dedim
Ve sonuçta bulamadım. Sonra da bana diyor ki “abla sen bizim oraya taşınsana kirası 200 milyon birlikte evcilik oynarız”
Evet, hayatımın teklifiyle karşılaşmış bulunuyorum !!! Değerlendireceğim en kısa zamanda!
Ay en komiği de böyle toplucanak otururken onca kişinin birdenbire konuşacak şeylerinin tükenmesi, “es” gelmesi. Sonra sessizlik herkesi rahatsız eder, ilk konuşan kişi de alakasız bir yerden sohbet başlatır. Canım anneannem bir sessizliği öyle bir konuyla bozdu ki gülmemek için kendimi zor tuttum. Uzuun sessizlikten sonra pat diye “bu teknoloji de ne kadar ilerledi artık cep telefonuyla taaa neredeki kişiyle konuşabiliyorsun”
Sonrasını hatırlamıyorum bende orada kayış koptu ![]()
Bayramları sevdiğime karar verdim. Seviyorum kardeşim seviyorum!
