Eski Dostlaaarr Eski Dostlar..
Geçen hafta Çarşamba günü ilkokul arkadaşım Ayşegül’den bir telefon geldi ve Pazar günü ilkokul arkadaşları buluşacağımızı söyledi; benim de görüştüklerimi ve çağırabileceklerimi çağırmamı istedi. Ben de hemen atladım tabi; seneler önce her gün birbirimizi görüp bir çok şey paylaştığımız ama senelerden beri oturup konuşmuşluğumuzun olmadığı o insanlarla buluşma fırsatı kaçar mı? Hemen Gözde’ye haber verdim ve o da geleceğini söyledi. Çarşamba günü gelecek olanların sayısı 5′ti ama Pazar günü gelenlerin sayısı 12′ydi! Zincirleme davet teorisini uyguladık ve sonuç mükemmeldi yani![]()
Gelelim buluşmanın nasıl geçtiğine. Çoğu gençliğin ortak buluşma yeri olan Beşiktaş McDonalds’ın önünde buluştuk. Bazılarının siması tıpatıp aynıydı, bazıları değişmişti, bazıları sakal-bıyık-saç üçgeni sayesinde değişmiş numarası yapıyordu
Bazılarını ara sıra görüyordum, konuşuyorduk ama bazılarını hiç görmemiştim. Ama ilginç olan oturup konuştuğumuzda sanki hiç ara vermemiş gibi sohbet edebilmemizdi. Bir de oturduğumuz yer adam gibi olsaydı! Nereye mi gittik? Nargile kafe! İiiğğyykk
Bütün çabalarıma, direnmelerime, demokrasiyi konuşturup oylama yapmama rağmen oraya gidildi!!! Zaten önce giremedim dumandan içim boğuldu. Sonra millet “Tuğçe oyunbozanlık yapma işte” deyince oyunu bozmadım, onun yerine ciğerlerimi bozdum..
Ama “bak kızım ben ilk iki eli karşımdakine veririm sonra yenerim” diyen ve afralara tafralara girip kasılan Volkan arkadaşımızı tavlada bir güzel yenince duman muman takmaz oldum
En karışık anlardan biri de 12 kişinin aynı anda birbirlerinin telefon numaralarını ve msn adreslerini aldığı andı. Öyle karıştı ki her şey. O onu çaldırır, bu buna mail adresini yazar, kim kimi çaldırdı karışır; sonra tekrar yazarlar filan
Gözde o sırada bir fikir yürüttü: Hepimizin mimikleri, jestleri, olaylara verdiğimiz tepkiler ve gözlerimiz aynı kalmıştı. Ben de katıldım bu görüşüne. Özellikle benim gülüşüm için söylediler bunu
Ama diyorum size ben ihtiyar nine olsam da kahkahamdan tanırsınız ![]()
Garip bir şey daha hissettim. İlkokulu da bitirdim, liseyi de. Ve 2 seneden beri üniversitedeyim. 2 sene boyunca lisedeki arkadaşlarımla görüştüm, buluşma ayarladık. Liseyi ayakta tutmaya çalıştım. Ve ilkokuldakilerle buluşmadan önce çağıracağım insanları ararken hep telefon listesinde elim lisedekilere kaydı, hatta lisedeki bir arkadaşıma mesaj yazdım ve az kalsın yolluyordum!
Artık ilkokuldakilerle de ara sıra görüşmeye karar verdik. Annem haklı; onların zamanında ne telefon çok bulunur bir şeydi, ne bilgisayar. Dolayısıyla da birbirlerine ulaşamıyorlar.. Ama bizim elimizde imkan varken buluşmuyoruz, birbirimizi görmüyoruz bile. Uzun bir aradan sonra, miniminnacıkken birlikte topkekimizi paylaştığımız, top/seksek oynadığımız, törenlerde beraber sıra olduğumuz, birlikte isyan çıkarıp birlikte çığlık attığımız kişiler olarak şimdi birbirimizi çeşitli üniversitelerin öğrencileri olarak görmek, yaşanmaya değer nadir olaylardan biriydi. Fotoğraf çekmedik mi? Tabi ki çektik ve herkes beni fotoğraf makinemle hatırladı. “Tuğçe yine fotoğraf çekecek topuşun bakayım” şeklinde
Nitekim de topuştular ve fotoğraf çektik. Hem ağlarım hem giderim hesabı, bunlar hem isyan ediyor hem de fotoğraf çektiriyor. Lisedekiler de öyle
Demek ki insanlar üzerinde baskı yaratmakta üstüme yok
Onlar da çekmiyor mu? Çekiyorlar, ama bizim bir kere adımız çıkmış! Fotoğraf makinem biraz külüstür, evet. Ne yani ben de digital alamaz mıyım? Alırım ama almıyorum çünkü nedense çok seviyorum fotoğraf makinemi! Volkan’ın çeşitli “Tuğçe bakalım nasıl çıkmışız? Olmadı bir daha çekelim. Şunu silsene” gibi takılmalarına maruz kalsam da kullanmaya devam ediyorum ben külüstür takozumu
Hem gayet de güzel çekiyor, inanmıyorsanız Resimlerim kısmına bakın. Çektiğimiz fotoğrafları koydum bilem!
(Karanlık çıkmasının sebebi sadece ve sadece ortam!)
