Sevgili Günlük,
Neyi fark ettim biliyor musunuz? Ben yazmayınca çıkan isyandan hoşlandığımı. Sadist miyim neyim
Gerçekten ara verince sizlerin yazmamı istemeniz hoşuma gidiyor böyle sağolun varolun ![]()
Bugünümü anlatayım size. Yine Sevgili Günlük diye başlamak gerek bu yazıya. Sabah kalktım, birdenbire doğru dürüst bir çantamın olmadığı kanısına vardım. Ne oldu? Birdenbire vahiy mi indi bilmiyorum ama hemen çanta almalıydım
Böyle olmadı tabi. Bütün çantalarım spor tarzda ve şöyle anne tabiriyle “kibar, hanımefendi işi” bir çantam yoktu. Annem de benim için haftaiçi çanta bakmış Osmanbey’e. Bugün de oraya gittik, kendisine de kaban alacaktı. Sözde erken uyanıp erken gidecektik ama 11′de uyandık ve geç gittik
Gelin görün ki ben annemin beğendiği çantayı beğenemedim. Çok uğraştım, bütün gücümle çantaya odaklandım, evirdim çevirdim, içimden “bunu seveceğim bunu seveceğim, cici çanta, bici çanta” dedim ama ı-ıh yok olmuyor. Mecburen çantacıları gezmeye karar verdik. Şimdi mağazalarda en sinir olduğum şeylerden biri: Ben çantalara bakarken sanki çanta bakmak çok zor bir eylemmiş ve tek başıma yapamazmışım gibi peşimden bir görevlinin gelmesi ve elime aldığım her çantada o çantanın özelliklerini sayması! “O elinizdeki orijinal Nike’tır.”, “Elinizdeki gerçekten çok kalitelidir ve ithaldir”, “Elinizdekinin içinde bir de çapraz asılan bir askısı vardır” gibi cümlelerden sonra o elimdeki çantayı kadının kafasına geçirip “peki kafanızdaki çantanın özelliklerini de sayar mısınız?” diyesim bir geldi, bir geldi, bir daha gitmedi
En sinir olduğum ikinci özellik: Ben ondan yardım istemediğim halde canla başla bıdı bıdı konuşuyor, bilgi veriyor filan sonra almayınca da surat yapıyor. O kadar uğraştım da almadı gibisinden. Yardıma ihtiyacım olsa veya fikir istesem söylerim zaten. Yine de kibarlık olsun diye “biraz daha dolaşalım sonra geliriz” diyoruz, diyor ki “ama satılabilir”
Hey Allah’ım sen aklımı koru!
Sonra ELİF ayakkabı & terlik diye bir mağazaya girdik. İçeri girer girmez 50′lerinde olduğunu düşündüğüm bir adam hemen nasıl bir şey aradığımı sordu. Ben de güzel bir çanta aradığımı söyledim. Öğrenci olup olmadığımı sordu anneme ben çantalara göz gezdirirken. Öğrenci olduğumu duyunca daha bir “ayy canımm” modunda muamele etti bana
Çantayı oradan aldık. O kadar içten yardım etti ki bir muhabbet başladı aramızda. Neyse, tam parayı ödedik ne göreyim?!?!? Pembe bir bot. O kadar tatlı ki anlatamam. Hemen onu denedim tabi. Adam zevkli olduğumu, şimdiki genç kızların bunlardan giydiğini söyledi (müşteriye aldırmak için çok zekice yollardan biri, daha geçen Çarşamba ekonomi dersinde görmüştük
). “Tamam o zaman almıyorum ben herkesin giydiği şeyi giymem” diyesim geldi ama botun pembeliği “al beni al beni” diyordu. Ben de “alacağım seni alacağım seni” diyordum. Biz botla aramızda böyle konuşurken gelen geçen bota bakıyordu. Başka numarasının olup olmadığını soranlar oldu. Adam ismimi sordu bana Tuğçe diye seslendi. Kısa zamanda mağazanın maskotu oldum
O kadar insanın sormasını sağladığım için de hatrı sayılır bir indirimi hak etmiştim yuppiii
Mağazadan çıkarken herkes duygulanmıştı ayrılma zamanı geldi diye
Bir veda havasıdır esti gitti. Hepimizin elinde bir mendil, ellerimizi salladık birbirimize. Ve biz gittik..
Artık dünyaya pembe gözlüklerle değil, pembe botlarla bakıyorum ![]()
