Mum Işığında..
Geçtiğimiz Cumartesi, anneannem televizyon seyrederken, annem maillerini kontrol ederken ve ben saçlarımı kuruturken birdenbire kesiliverdi elektrikler. Akşamüzeri olmasına rağmen hava oldukça karanlıktı. İş miydi şimdi bu! Evin bütün üyeleri elektrikle çalışan aletlerle meşguldüler ve hiç de sırası değildi. Sövüldü, sayıldı giden elektriğe. Annemle anneannem ön odada oturmaya gittiler, ben de mum yakıp odamda kitabımı okumaya. Mum ışığında kitap okuması ne kadar zevkliymiş meğer! Ara sıra muma dalıp gittim. Onun yanışına, giderek eriyişine, damlalarının dibine akmasına.. Mumun o eşsiz güzelliği, zamanımızın ışıl ışıl parlatıcı elektronik aletlerinin altında öylesine ezilmiş, öylesine unutulmuş ki.. Çeşit çeşit, kokulu kokusuz, renkli renksiz mumlar alıp ara sıra neden mum keyfi yapmadığımı düşündüm. Sonra kitabıma döndüm. Kitap daha anlamlı geldi, kendimi onun içinde daha bir kaybolmuş buldum. Diğer türlü ben kitaba kendimi vermeye çalışırken bir yandan müzik sesi, bir yandan bilgisayarın kasasının çıkardığı ses, bir yandan içeriden gelen televizyon sesi.. Kitaba ve bu şekilde kafamı dinlemeye daha fazla zaman ayırmam gerektiğini düşündüm. Sonra içeriden annem çağırdı. Gittim.
O kadar güzel bir sohbet ettik ki bu kadar çok muydu konuşacak şeylerimiz diye şaşırdık. Mumları söndürdük; dışarıki sokak lambasının verdiği aydınlık yetiyordu. Birbirimizin suratlarını belli belirsiz görüyorduk ama ortamdan memnunduk. Bir ara, teknolojinin aslında bizden çok şey götürmüş olduğunu fark ettim. Ve akşamın sonu belli. Buzdolabının çalışma sesi, etrafın aydınlanışı, televizyon ışığının yanmasıyla geri döndük çok sesli, çok yoğun, biraz da içe dönük hayatımıza..
