Ben Nerelerdeyim?
Bir çoğunuzun sandığının aksine, izlediğim filmlerin etkisinde kalıp bir cinayet işlemedim, hapishaneye de düşmedim.. Hala dimdik ayaktayım, özgürüm, dışardayım ve masumum. Ve iyice saçmalamadan bu cinayet filmi ağzını bırakmalıyım..
Peki ne yapıyorum ben de bugünlerde yazı kıtlığı yaşıyorum? Bu kadar zamanım nereye gidiyor? Neden kendime ayıracak zaman bulamıyorum? Neden telefonumdaki neredeyse her mesaj “nerdesin?”, “yaşıyor musun?”, “tuuuuuceeeee??!!!”, “yoksaa yokssaaa?” larla dolu? Valla bir ben bilsem!!!
Zaten haftaiçi bütün gün stajdayım. Sevgili klimalı bankacığımda tatlı bir ablanın (Seçil) yanında oturuyorum, seyrediyorum ve stajyerlik gereği fotokopi çekiyorum
Müşteri olduğu zaman zaman çabuk geçiyor. Olmadığı zaman ise daha çabuk geçiyor. Çünkü Seçil Abla ile onun aşk hayatından ve benim olmayan aşk hayatımdan konuşuyoruz. Bazen de başkalarının aşk hayatından
Bu aşk hayatları hakkında bilgi edindikçe olmayan aşk hayatıma şükrediyorum
Gördüğünüz gibi bu staj bana ilişkiler hakkında çok şey kazandıracak.. İşin garip yanı, insanlar büyüdükçe ilişkiler daha mantıklılaşır, iki taraf da daha dengeli olur zannederdim. Önceden ikili ilişkilerde sorun olarak gördüğüm şeyleri yaşımızın küçüklüğüne bağlar, ileride olgun kişiler olarak daha dengeli ilişkiler yaşayacağımızı düşünürdüm. Ama iş yerindeki arkadaşlarımın anlattıklarını baz alırsak dengesizliğin yaşla doğru orantılı hareket ettiğini söyleyebiliriz. Neyse, son günlerdeki halimden bahsedeyim size:
-Bankacı olmaktan vazgeçtim! Bu kadar yoğunluğa ve strese gelemem gibime geliyor. Peki ben büyüyünce ne olacağım? Ben nası büyük adam olucam? Bu soruları düşündükten sonra üniversitede öğretim üyesi olmaya karar verdim. Tabi bu öğrenciler için ne kadar hayırlıdır bilinmez ![]()
-Okulumu, oda arkadaşlarımı ve bitmeyen sohbetlerimizi, ders arkadaşlarımı, Şile akşamlarını, hocalarımı yani okul hayatını özledim
İşte öğretim üyesi olmaya karar verişimin bir nedeni de okul havasından fazla uzak durduğumda hava değişikliğinin bende yarattığı bunalım, dengesizlik vs.
-Stajım Çarşamba günü bitiyor! Ama ben çoktan bittim. Artık dinlenmek istiyorum. Eylül benim ayım. Gezip tozma, hoplayıp zıplama, bağırıp çağırma, çağırıp çığırma, eğlenip tozutma ayı! ![]()
-Yurt sonuçları açıklanacağı için çok heyecanlıyım. Bu sene hangi katta olacağız acep? Geçen sene en üst kattaydık ve çık çık ölüyorduk adeta.. Asansör mü? Hah!
-Canımıniçi Gözde’m Eylül’de Muğla’dan dönüyor. Bu da demek oluyor ki uzun zamandan beri ertelediğimiz planlarımızı uygulayacağız. Planlarımızdan ilki: Sahil boyu uzun bir yürüyüş, uzun yürüyüşten sonra da kocaman bi dondurma! Öyle demeyin, yürümeden dondurma yemektense yürüyüp de yemeyi tercih edenlerdeniz. Hem dondurma yerken çalışan çene kaslarımız ne kadar kalori yakıyor haberiniz var mı sizin?!
-Annem benden Sibel Can’ın Çakmak Çakmak şarkısını istedi. Ben de hemen iTunes’uma ekledim ve anneme dinlettirdim. Önceleri annem dinler eğlenir ben kulaklarımı tıkarken sonraları annem dinler eğlenir ben dinler beğenir oldum. Kıpır kıpır bir şarkı kendileri.. Şimdi de onu dinleyip söylüyorum çok eğlenceli. Tamam, iyi değilim..
Ben yatıyorum.
