Kaderin Bir Oyunu
Evet, şeker bayramının getirdiği kilolardan, şeker krizlerinden, tatlı komalarından bahsetmeden dünkü garipliğimi anlatmaya karar verdim. Çünkü şeker bayramından bahsetsem yine canım şeker, çikolata vb şeyleri çekecek, olmayacak.. Hatta bu konuyu daha fazla uzatı—
Ehem, dün öyle garip öyle gariptim ki anlatamam. Tek kelimeyle SARSAKtım. Ama hayatımda hiç bu kadar sarsak olmadım desem yeridir. Aslında bunu burada anlatmakla kendimle ilgili pek de olumlu düşüncelerin oluşmayacağını biliyorum. Ama içiyle dışı bir ve “blog”una kendisiyle ilgili istediği her şeyi yazma konusunda serbest biri olaraktan yazmaya karar verdim. Zaten blogum bana küsse yeridir; çünkü hiç ilgilenemiyorum onunla. Bu aralar yazamıyorum da okuyamıyorum da. Fırsat bulamıyorum; hep bir şeyler çıkıyor. Neyse, bildiğiniz gibi, haftasonunu oldukça yağmurlu geçirdik. Dün bir de o yağmurda bir sürü merdiven çıkıp dağ bayır aşıp derslik binasına gitmek zorunda olan şahsım, ne sıkıntılar çekti bir bilseniz.. Odadan çıkarken yağmur yağmıyordu ama yine de şemsiyemi elime aldım. Çantama sığmadığı için defterim ve şeffaf dosya içindeki ödevim de elimdeydi. Elimde birkaç eşyayla dışarı çıktığımda onları sayıyorum ki gelirken de sayayım ve bir şey unutmadığıma emin olayım diye. Neyse, derse girdim çıktım ve binadan çıkar çıkmaz yağmurun şakır şakır yağdığını gördüm. Hızlı hızlı ilerlemeye başladım. Bu arada da sınıfta bir şeyimi unuttum mu diye düşündüm. Sanki elimde bir şeyler eksikti. Defterim tamam, çantam tamam e o zaman ne eksik?
Ödevi hocaya verdim; onun eksikliği olmalıydı bu
Yok ya, bir şey daha vardı sanki.. Eyvahhh şemsiyemi unutmuştum işte! Ya da ben öyle düşünüyordum. Ta ki şemsiyemi geri almak (!) üzere o merdivenleri çıktıktan sonra binaya girerken elimdeki bir zımbırtıyı kapatana kadar! Bilin bakalım o zımbırtı neydi?!? Bu, hayatımda şemsiyenin bana oynadığı en büyük oyundur! ![]()
Bir sinirle tekrar merdivenleri indim ve odaya geldim. Kapıyı açtım, içeri girdim. Gardrobumun ve çekmecemin kilitlerini açmak için anahtar aradım bulamadım. Tam da şemsiye olayının üstüne gelince bir sinirle yumruklarımı sıkarak “YA NİYE BİR ŞEY BULAMIYORUM BEN?!?!?!” diye bağırınırkene tek sıktığım şeyin yumruklarım olmadığını fark ettim. Peki neyi sıkıyordum başka? Evet, bunu da doğru bildiniz.
Kafayı vurup yatmaktan başka çare yoktu. Kendime ve çevremdekilere zarar verme katsayımın sınırlarını zorluyordum. Şimdi soruyorum, gözlükleri gözünde olmasına rağmen evde harıl harıl gözlük arayan anneanneme bir zamanlar gülüyordum diye kaderin bana oynadığı bir oyun mu bu? ![]()
