Kaderin Bir Oyunu

Kategori: Hayat, Saçmalama — 16 October 2007, Tuesday @ 16:55

Evet, şeker bayramının getirdiği kilolardan, şeker krizlerinden, tatlı komalarından bahsetmeden dünkü garipliğimi anlatmaya karar verdim. Çünkü şeker bayramından bahsetsem yine canım şeker, çikolata vb şeyleri çekecek, olmayacak.. Hatta bu konuyu daha fazla uzatı—

Ehem, dün öyle garip öyle gariptim ki anlatamam. Tek kelimeyle SARSAKtım. Ama hayatımda hiç bu kadar sarsak olmadım desem yeridir. Aslında bunu burada anlatmakla kendimle ilgili pek de olumlu düşüncelerin oluşmayacağını biliyorum. Ama içiyle dışı bir ve “blog”una kendisiyle ilgili istediği her şeyi yazma konusunda serbest biri olaraktan yazmaya karar verdim. Zaten blogum bana küsse yeridir; çünkü hiç ilgilenemiyorum onunla. Bu aralar yazamıyorum da okuyamıyorum da. Fırsat bulamıyorum; hep bir şeyler çıkıyor. Neyse, bildiğiniz gibi, haftasonunu oldukça yağmurlu geçirdik. Dün bir de o yağmurda bir sürü merdiven çıkıp dağ bayır aşıp derslik binasına gitmek zorunda olan şahsım, ne sıkıntılar çekti bir bilseniz.. Odadan çıkarken yağmur yağmıyordu ama yine de şemsiyemi elime aldım. Çantama sığmadığı için defterim ve şeffaf dosya içindeki ödevim de elimdeydi. Elimde birkaç eşyayla dışarı çıktığımda onları sayıyorum ki gelirken de sayayım ve bir şey unutmadığıma emin olayım diye. Neyse, derse girdim çıktım ve binadan çıkar çıkmaz yağmurun şakır şakır yağdığını gördüm. Hızlı hızlı ilerlemeye başladım. Bu arada da sınıfta bir şeyimi unuttum mu diye düşündüm. Sanki elimde bir şeyler eksikti. Defterim tamam, çantam tamam e o zaman ne eksik? :hıı: Ödevi hocaya verdim; onun eksikliği olmalıydı bu 8-) Yok ya, bir şey daha vardı sanki.. Eyvahhh şemsiyemi unutmuştum işte! Ya da ben öyle düşünüyordum. Ta ki şemsiyemi geri almak (!) üzere o merdivenleri çıktıktan sonra binaya girerken elimdeki bir zımbırtıyı kapatana kadar! Bilin bakalım o zımbırtı neydi?!? Bu, hayatımda şemsiyenin bana oynadığı en büyük oyundur! :oklava:

Bir sinirle tekrar merdivenleri indim ve odaya geldim. Kapıyı açtım, içeri girdim. Gardrobumun ve çekmecemin kilitlerini açmak için anahtar aradım bulamadım. Tam da şemsiye olayının üstüne gelince bir sinirle yumruklarımı sıkarak “YA NİYE BİR ŞEY BULAMIYORUM BEN?!?!?!” diye bağırınırkene tek sıktığım şeyin yumruklarım olmadığını fark ettim. Peki neyi sıkıyordum başka? Evet, bunu da doğru bildiniz.

Kafayı vurup yatmaktan başka çare yoktu. Kendime ve çevremdekilere zarar verme katsayımın sınırlarını zorluyordum. Şimdi soruyorum, gözlükleri gözünde olmasına rağmen evde harıl harıl gözlük arayan anneanneme bir zamanlar gülüyordum diye kaderin bana oynadığı bir oyun mu bu? :ühüh:

11 Comments »

Cem by Comment

October 16, 2007 @ 5:00 pm

Yaşlanıyorsun Tuğçe.

BigadicMania by Comment

October 16, 2007 @ 5:04 pm

“kaderin bana oynadığı bir oyun mu bu?”

Bence öyle bişi olsa gerek :D

Akın by Comment

October 16, 2007 @ 6:28 pm

Tuğçe bence kendinden çok toplumun iyiliği ve sağlığı açısından Şile’de okuman büyük bir şans :D :D :D

H5N1 by Comment

October 16, 2007 @ 8:34 pm

Korkutmak gibi olmasııın amaaaa, son satıra dikkat ::(

UNUTKANLIK NEDENLERİ
- Aşırı stres ortamda bulunmak

- Zihinsel meşguliyetin fazla olması

- Depresyon geçiriyor olmak

- Aşırı sorumluk duygusundan dolayı çok ayrıntılara dalmak, özden uzaklaşmak.

- Çevresel uyaranların eksik olması

- Ekonomik ve sosyal nedenlerle beslenme bozuklukları

- Bazı kaygı bozuklukları

- Şizofreni

- Disosiyatif bozukluk

- Demans (bunama)

- Kafa yaralanmaları

- Beyin kanamaları

- Beyni tutan mikrobik vs hastalıklar

- Vitamin eksiklikleri

- Bazı epilepsi türleri

Nedenleri uzatmak mümkün ama başlıcaları yukarıdakiler.

Bunadım mı? Diye çok telaşlanıldığı için bunama nedir? Onu anlatalım. Bunamada yakın, günlük hafıza bozuktur, uzaklara ilişkin hafızada o kadar ciddi bir bozukluk olmaz.

Bunamaya başlayan insan yavaş yavaş isimleri, telefonları, adresleri unutmaya başlar. Şapkasını, şemsiyesini, anahtarını kaybetmeler baş gösterir.

Cem by Comment

October 16, 2007 @ 8:49 pm

Ben orada “Kafa yaralanmaları”na takıldım…

Sanırım biraz fazla vurdum kafana Tuğçe… Üzgünüm. :D

efeturk by Comment

October 17, 2007 @ 1:06 am

Bence sen ya bi doktora görün :) Ya da kimseye görünme :D :P

GöZdEEEE by Comment

October 17, 2007 @ 12:34 pm

Konuyla pek bi (hatta hiç) alakası yok ama tuğçe mesajlarıma cevap vermiyor olsan da hala seni çok seviyorummm!! :S

Cem by Comment

October 17, 2007 @ 1:21 pm

İlginç… Tuğçe benim mesajlarıma 5 dakika içinde dönmezse ona direkt küsüyorum!

:P

tuuce by Comment

October 17, 2007 @ 3:23 pm

Benim gibi teknolojik bi insan mesajlarına nası cevap vermez yahu? Ben hepiciğine cevap verdim ama Avea’nın azizliğine uğradıkk :oklava: Yoksa en fazla 2 dakika içinde cevap veren bi insanım! Gözde’m, ben senin gönlünü almasını bilirim cicim :)

Sertalp Bilal by Comment

October 17, 2007 @ 10:05 pm

:) ilginç bir gün olmuş hakikaten.. yorumları okudum yaşlanıyorsun yazılmış :) ben çok anlamam ama sanki bir an bana da öyle geldi :)

Unutkanlık böyle insanı bazen fena vuruyor.. Sağlıcakla..

NoFeAr by Comment

October 18, 2007 @ 4:16 pm

Nolur n’olmaz aklıma geldi bugün derste işledik.sistemik lupus eritematozus(SLE) adlı hastalıktada SSS tutulumuna bağlı çeşitli nöropsikiyatrik bozukluklar görülebiliyo.bunların içinde unutkanlıkta war :D
Damağında yada elinde basmakla solmayan mor-menekşe renginde lekeler çıkarsa haberim olsun :)
Herkes arada bir dalgın olabilir büyütmemek lazım ama anneannene güldüysen sırf o yaşta unutkanlık normal diye belkide dediğin gibi kaderin oyunlarından biridir bu :S

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Leave a comment

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>