Süt, Facebook, Okumam Gereken Sınav Kâğıtları
Siz siz olun, derse gitmeden önce süt içmeyin. Zaten bu hafta uykusuz kaldım. Sözde Salı gecesi erken uyuyacaktım ama Aysun sağolsun, video kamera almış ve bütün gece kendimizi videoya çektik, çıldırdık, eğlendik filan.. Geçen yazımdaki Fatih Terim’in videosunun taklidini yaptık, tekerlemeler söyledik ama Aysun videoyu parçalara bölemediği için buraya koyamıyorum ki siz de seyredip bizimle alay edin
Neyse, bu sabah 9′da dersime gittim, ordan çıkıp yanında çalıştığım hocama uğradım ve quiz’leri alıp odama geldim. Şu anda masamda bana göz kırpan bir torba dolusu sınav kağıdı var ve ben daha başlamadım bile. Eğlenceli olacağa benziyor, bakalım
Quiz’leri odama bırakıp saat 1′deki dersime gittim ve gitmeden önce de canım çok çektiği için süt içtim. Ders işletme dersiydi; ama ben işletme haricinde her şeyi rüyamda gördüm. Gözlerim açık uyudum resmen. Kimbilir hocaya ne kadar salak salak bakmışımdır.. İkinci derse giremedim içim dayanmadı; kalkıp odama geldim.
Odama her “şimdi oturup ders çalışacağım” diye hevesle gelişimde nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde kendimi Facebook‘ta buluyorum. Bu durumdan çok sıkılmaya başladım. Facebook sayfasını kapatıyorum, bu sefer maille uyarı geliyor. Çok da seviyorum keratayı.. Dün Kamu Maliyesi dersinde bütün ders boyunca güldüm zaten. Anlatayım.. Kamu Maliyesi hocamız ders anlatırken gayet ciddi, resmi ve disiplinli. Ama bir yandan da onun içindeki sıcak tarafın sinyallerini almaya başlayınca Canset’e bi soru sordum: “Canset ya, sen hocanın yanında çalışıyosun. Nasıl biri hep böyle ciddi mi?” Ve Canset’in verdiği cevap: “Yok ya, çok iyi kalpli, çok sıcakkanlı bi adam. Şakalaşıyoruz, gülüyoruz filan. Hatta Facebook’umda arkadaşlarımın arasında. Arada bi kuzu fırlatıyorum filan” Hocanın tam da derse başlayacağı anda böyle bir cevap duyunca dilediğimce gülmenin tadını çıkaramadığım için gırtlağıma bir şey takılmışçasına kasıldım bütün ders
Yahu, hocaya kuzu fırlatmak ne ola ki?
Dersten sonra güldüm de kendime gelebildim.
Ayrıca bu Facebook, beni gerçekten çok şaşırtıyor. Taaaa ilkokuldaki -2. 3. sınıflardan bahsediyorum- arkadaşlarımı ya buluyorum, ya da onlar beni buluyor. Hele bir tanesine gerçekten çok şaşırdım. Barbaros diye bir arkadaşım. Çok zayıf, kuru bişeydi. Şimdi bir baktım, maşallah basketbolculara benzemiş ve çok değişmiş! İlkokul 3. sınıftayken o, ben ve annelerimiz !!! sinemaya giderdik ve annelerimizin kucağında oturarak film seyrederdik
Ayrıca birbirimizi sırtımızda taşırdık kim daha fazla taşırsa o kazanırdı filan
Psikopat psikopat oyunlar oynardık yani. Seneler sonra, üniversite öğrencisi olmuşken bu tip anıları anıp gülmekten yerlere yatmak hoş oluyor..
Şimdi müsaadenizle.. Biraz süt içip sınav kâğıtlarını okuyamadan masada uyuyakalmayı ve sabah her yerim tutulmuş bir şekilde uyanmayı plânlıyorum..

