Badem Şekeri
Allah’tan böyle bir şarkı yok; şarkı sözünden başlık yapma alışkanlığımı bırakmanın zamanı gelmişti.
Badem şekerini severim; hoştur, güzeldir. Malum bayram hazırlıklarının büyük bir bölümü şeker, çikolata vs almak oluşturur. Biz de bugün çikolatanın, şekerin hemen hemen her türlüsünden aldık. Anneanneme gelen giden çok oluyor bayramda. Biz de her gelen gidene şeker/çikolata ikram ediyoruz haliyle. Kendimiz nasibimizi almıyor muyuz? Tabii ki alıyoruz! Neyse sürekli yemekten de bahsetmek istemiyorum; o kadar da yemekgöz değilim. Sadece demin sinir olduğum bir olaydan bahsedeyim dedim.
İçi fındıklı çikolata ve bademli şeker ile dolu olan tabağı aldım önüme, yemekten sonra bir güzel yedim. Artık bırakmanın zamanı geldi dedim ve son bir tane bademli şeker alayım dedim. Ve tabağı bıraktım mutfağa. Ama o da ne?!?!
Sonuncu badem acı çıkmaz mı! Öyle iğrenç tiksinç bir tat, güzel bir ziyafetten sonra böyle ağır bir darbe dayanılacak gibi değildi. Çözümü belliydi bu işin; ne yapmam gerektiği belliydi. O acı tadı nötralize edene kadar yemeye devam edecektim. Gerçi ben nötralize etmekle kalmadım; biraz bazik bir kıvama getirdim ama biz de insanız değil mi engelleyemediğimiz bazı dürtülerimiz var
Yani o tek bir acı badem nelere mâl oldu!!
Birazdan Sandra Bullock ile Hugh Grant’in oynadığı Two Weeks Notice(Aşka İki Hafta)’i seyredeceğim. Çok heyecanlıyım. Tam bir Sandra Bullock hayranıyım. Badem şekeri gibi kız! (Şşştt hayır! Acısız olanından!)
