Ah Şu Figüranlar!
Evet, yeni sezonun açılışını yaptık dün. Pazar günü yurduma geldim, yerleştim falan filan. Aslında Çarşamba akşamından beri yazacağım bi konu var ama bir türlü fırsat olmadı. Hatta kendi siteme bile zar zor giriyorum son günlerde. Bir sürü de girmek isteyip de giremediğim blog siteleri var arkadaşlarımın. Artık yarın blog hayatına dönmek istiyorum
Tabi beni dün itibariyle yiyip bitiren gribim buna müsaade ederse..
Neyse, Çarşamba akşamı fark ettiğim şeye gelelim. Avrupa Yakası’nı seyrederken normalliğimi sorgulamaya başladım. Çünkü sahnede kalabalık bir ortam varken ben ön plandaki oyunculara değil, arkada amaçsız amaçsız gezen, konuşan vb şeyler yapan kişilere odaklanıyorum
Mesela Avrupa Yakası’nda bizimkilerin devamlı gittiği bir kafe var ya, orada oturup konuştukları zaman onları değil de; arkada onu bunu yiyen, bir şey almak için ayağa kalkan veya birbiriyle konuşan tipleri seyrediyorum resmen. Annem “aa bu espri süperdi” deyince de aval aval bakıyorum. “Ben o sırada arkadaki kızın elini neden sağa sola salladığıyla ilgileniyordum anne” diyemiyorum tabi.
Başka programlarda da -özellikle komedi programları- arka plandaki figürlerle kafayı yiyorum. O kadar komik oluyorlar ki bazen, şovdan ziyade onlara gülüyorum. Sözde doğal bir ortam oluşsun diye gayet doğal(!) bir şekilde biriyle konuşuyorlar; ama arada bir de gözlerini kameraya veya esas oyunculara çevirmekten kendilerini alamıyorlar. Daha da kötüsü ciddi olmaları gerekirken gülüyorlar veya sırıtıyorlar filan.
Saat şu anda 01:48 ve yarın 10′da dersim var. Bu saatte bunu anlatmam ne kadar normal ki dizilerde arka plandakileri seyretmem normal olsun! ![]()
